ANASAYFA | OYUNLAR | YEMEK TARIFLERI | Magazin Haberleri | FIKRALAR | BIYOGRAFILER | HIKAYELER | FORUM

ARA :    |   Faydalı Bilgiler  Makale EKLE

Sıralama :  A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z -

 
Genel  Bilgisayar  Sağlık  Bilim  Dini Bilgiler  Msn Messenger Yardim  Windows Live Messenger Yardım  Kişisel Gelişim  Google  PHP  ASP  Web Tasarım  HTML  Photoshop  CSS  Java Script  Java - JDBC   XML  Corel Draw  MYSQL  Webmaster  Internet  Güvenlik  Bilgisayar ve Donanım Dersleri  Arama Motorları (SEO)  PHP-NUKE  Joomla  Oracle  SQLServer  Kültür ve Sanat   Müzik   Sinema   Edebiyat / Kitap   Müze   YAŞAM   SPOR   Eğitim   Otomobil   Genç  FotoGaleri  Galeri video ve Analiz  Galeri Haber  FotoGaleri Sıcak ve Yaşam haberleri  Tüm İcatlar ve keşifler  Bunları Biliyormuydunuz  Sizllerden ve Bizden Gelenler Güncel Haber  rüya tabirleri Sözlüğü  Mizah  Kuraldışı Yaşamak  Tarihte Bugün  imsakiye iftar ve sahur vakitleri  Erkek ve kadın ilişkileri  Birazda Gülelim  Alternatif Tarih  Başarı Öyküleri  Gölgelerden Aydınlığa   
UÇUCUYAĞLARIN KİMYASAL YAPILARI
UÇUCUYAĞLARIN KİMYASAL YAPILARI


UÇUCUYAĞ KİMYASI

UÇUCUYAĞLARIN KİMYASAL YAPILARI

Her uçucuyağ taşıyan bitkinin kendine özgü kokusu ve aromaterapik özellikleri, o uçucuyağı oluşturan maddelerin kombinasyonu ve konsantrasyonlarına bağlıdır.

Ekstraksiyon, distilasyon ve presleme yöntemleriyle elde edilen uçucuyağlar, büyük oranda terpenik bileşiklerdir.

Ucuçuyağların en önemli kısımları terpenik bileşikler ve onların yüksek homologlarıdır. Monoterpenler 10 karbon atomu taşıyan bir moleküler yapıya sahiptir. Bunların daha yüksek homologları ise 15 karbon atomlu seskuiterpenler, 20 karbon atomlu diterpenler, 30 karbon atomu taşıyanlar triterpenler olarak sınıflandırılırlar. Tüm bu moleküllerin oluşumundaki yapıtaşı ise izopren`dir ve 5 karbona sahip bir moleküldür.

Büyük moleküllü ve karmaşık yapılı hormonların yapısal çıkış noktaları basit moleküllü olan uçucuyağlarla benzerlik gösterir, dolayısıyla uçucuyağlarla hormonlar arasında bir köprü kurar.

Uçucuyağlarda monoterpenler (10 karbon atomlu) ile seskuiterpenler (15 karbon atomlu) ana etken madde sınıfları olarak bulunurlar. Diterpenler (20 karbon atomlu) ise çok az uçucuyağ çeşidinde ve az miktarda bulunur (Örneğin, Misk adaçayı - Salvia sclerea`da Sclareol gibi). Farklı molekül büyüklükleri ile monoterpenler ve homologları Aromaterapi`nin pratiğinde büyük önem taşırlar. Monoterpenler, küçük moleküllere sahip olup etkileri çekirdek yapıya bağlanmış farklı fonksiyonel gruplara göre çok değişkenlik gösterir ve buna göre kategorilere ayrılırlar:

Örneğin; terpenaldehitler yatıştırıcı etkidedir, Sitral, Sitronellal gibi bileşikler.

Aroma: Limonumsu, hafif biberimsi, yakıcı.

Esas etki: Sakinleştirici (sedatif), antiseptik, antiviral.

Terpenalkoller ise antiseptik ve tonik etkiye sahiptirler. Örneğin Geraniol, Sitronellol. Çok ince, akıcıdır.

Aroma: Tipik değildir.

Esas etki: Antiseptik, uyarıcı.

Seskuiterpenler daha büyük moleküllü yapılar olup bağlı fonksiyonel gruplar bu denli etki farklılığı sergileyemezler, bu nedenle etki çoğunlukla molekülün kendine özgü yapısına bağlı olarak görülür. Ancak, çeşitlilik molekülden moleküle değişebilir. Uçucuyağı oluşturan bileşenlerinden % 90`ı monoterpenik ve seskuiterpenik yapıdadır.

Fenilpropanlar`ın bir aminoasit olan Fenilalanin`in parçalanması sonucunda oluşan tarçınasit çıkış noktalarıdır. Anason yağındaki Anetol, Baharat Karanfil yağında Öjenol, Vanilyada Vanilin örneklerinde görüdüğü gibi çok farklı maddeler oluşur. Bu bileşenler oldukça kuwetli rahatlatıcı etkiye sahiptirler.

Bazı uyarılar

Fenol içeren uçucuyağların çoğu doz aşımında hepatotoksikUr ve ciltte allerjik reaksiyonlara neden oldukları bildirilmektedir.

Dikkat edilmesi gereken bir nokta da; uçucuyağlar, sinir uçlarındaki sabityağda birikir, yüksek dozda nörotoksik etki yapar ve insanlarda kramplara yol açabilir.

Fazla oranda Fenol taşıyan uçucuyağlar, doğrudan uygulandığında sağlıklı ciltte bile kaşıntı ve tahrişlere neden olur. Bu nedenle ana tedavi maddesi olarak veya düşük konsantrasyonlarda sabit yağlarla karıştırılarak kullanılmalıdır.

Fenoller: Örneğin Timol (Thymol) kırmızı kekikte, Öjenol (Eugenol) Baharat Karanfilde ve Bay Ağacı` nda (Pimenta racemosa); Pinkarvon ise Zulfaotunda (Hyssopus officinalis) bulunur.

Aroma: Yakıcı, baharatsı, yağlı.

Esas etki: Çok kuwetli antiseptik, bağışıklık sistemini uyarıcı.

Diğer taraftan, Furanokumarin bulunan uçucuyağlar da ana tedavi maddesi olarak kullanılmamalıdır. Bu madde güneş ışınlarını absorbe eder, ışığa aşırı duyarlılığa neden olur. Ciltte hiperpigmentasyona ve/veya allerjiye yol açabilir. Aşağıdaki bitkilerden elde edilen uçucuyağlarda Furanokumarin vardır:

Bergamot (Citrus aurantium ssp. bergamiae), Melekotu kökü (Angelica sp.), Limonçimeni (Cymbopogon nardus), Lipya (Lippia citriodora), Limonotu (Cymbopogon sp.), tüm narenciye (Citrus) meyva kabukları, Sinameki (Cassia sp.), Tarçın kabuğu (Cinnamomum sp.) uçucuyağları.

Binbirdelikotu (Hypericum sp.) yağında Hiperisin vardır. Bu yağ cilde sürülen güneş sütlerine veya yağlarına konmaktadır. Hiperisin, güneş ışınlarını absorbe ederek özellikle açık tenli kişilerdefotoallerjik reaksiyonlara yol açabilir. Bu nedenle Binbirdelikotu uçucuyağı, güneş yağı veya sütü içeriğine konmamalıdır. Lavanta ve Hint Defnesi (Tea-Tree) dışındaki uçucuyağların konsantre (yoğun) şekilde seyretilmeden kullanılmaları doğru değildir. Bu nedenle dirsek testi özellikle:

- Çocuklar

- Hamileler

- Allerjik bünyeli kişilere uygulanmalı ve birkaç saat reaksiyon verip vermediği gözlenmelidir.

Wabner`e göre, uçucuyağlar LD (Letal doz) oral olarak 2000 mg/kg` dan yüksek dozlarda zehirli olarak kabul edilir. Ancak bu kriterler saf uçucuyağlar için geçerli olup,

- Tağşiş edilmiş (katıştırılmış) uçucuyağlar,

- İlkel koşullarda uçucuyağın elde edilmesinden kaynaklanan safsızlıklar,

- Kötü koşullarda uçucuyağların saklanması nedeniyle, bazı kimyasal değişimlerin olması sonucunda problemlerin ortaya çıkma olasılığı yüksektir.

Monoterpen-Esterler: Linanilasetat ve Geranilasetat, her uçucuyağda az oranda bulunur. Bazıuçucuyağların ise esas kısmını oluşturur (örnek: Lavanta ve Bergamot esansları).

Aroma: Hafif tatlı, çiçeksi, meyvamsı.

Esas etki: Antifungal, sedatif, dengeleyici, kramp çözücü.

Moooterpeo-Ketootar: Özellikle yara iyileştirici ve doku oluşturucu özellikler gösterirler. Bu nedenle Helichrysum angustifolium (Ölmezçiçek), cilt bakımında rejenere edici olarak kullanılırlar.

Monoterpen-ketonların bir diğer özelliği de balgam söktrücü etkisinin olmasıdır. Ancak keton grubu içeren uçucuyağlann bazılarının (Örn. Thuja oecidentalis ve Artemisia absinthium`da, Thujon, Mentha pulegium`da Pulegon gibi) nöra- ve hepatotoksik etkileri nedeniyle oldukça sınırlı ve dikkatle kullanılmaları gerekir. Hamilelerde potansiyel abortif etki sözkonusudur.

Moooterpeo oksitter: Sine ol (veya Ökaliptol): Euealyptus globulus`da (%85) ve Melaleuea uçucuyağlarında da bulunur. Bu yapılar ekspektoran etkide olup aynı zamanda antiviral etkileri de vardır. Aramaterapide özellikle bronşiyal enfeksiyonların tedavisinde kullanılmaktadır


 Arkadaşınıza gönderin

   
 

  Ekleyen : Alim Ömer ABUL
Okunma Sayısı : 327
Eklenme Tarihi : 28 Temmuz 2007, Cumartesi
SONRAKI BILGI : Java Script e Giriş   
Forum Linki:
HTML Link:
Direkt Link:
Mause ile tıklayın ve Ctrl + C ile kopyalayın
   

 

 
 

 
ONLINE KULLANICI : 12 | 0,11 saniye Sayfa Yüklenme
Copyright © E-hadi.NET by: Bahar YILMAZ & Alim Ömer ABUL, 2006.
Hosting Hizmetleri       Webmaster Pagerank