Umut
GENİŞ AÇI
HİKMET BİLA
Demirel`in de Umudu Yargı
Süleyman Demirel Güniz Sokak`ta konuştu. 9`uncu Cumhurbaşkanı tedirgin, hatta ıstırap içinde. Elli yıldır Türkiye`de siyasete damgasını vurmuş bir politikacının sözleri hiç de sıradan sözler değil. Böyle bir siyasetçi şu sözleri söylüyorsa, durum vahim demektir:
`Hemen hemen Türkiye`de bölünmemiş müessese, bölünmemiş halk kesimi kalmamıştır. Bence ülkenin huzuru bozulmuştur. Bir ülkede baroları, üniversiteleri, siyaseti bölmek ve halkı bir evin içinde dahi bölmek suretiyle elde edilecek netice, herhalde sevinilecek bir netice değildir.`
`Huzursuzluk ve bölünmenin önemi yoktur diyenin alnını karışlarım. Huzursuzluk yarattınız. Bu hoş bir şey değildir. Istırap içerisindeyim, fevkalade üzgünüm.`
Demirel`in umudu da yargı:
`Demokratik Cumhuriyetin laiklik ayağı tartışma içine girmiştir. Anayasada değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez olarak nitelenmiş bulunan bu ayağın yandan dolaşarak zedelenmesi şeklinde iddialar vardır. Bu iddiaları temize çıkaracak olan yine ülkenin hukuk sistemidir. Mesele TBMM`nin çıkardığı kanunla bitmiyor, ondan ileride Anayasa Mahkemesi var.`
Bu sözler, görmüş geçirmiş bir siyasetçinin sözleridir.
Ve yakın bir tehlikenin altını çizmektedir.
Demirel bile siyasetten umudunu kesmiş, çözümü yargıdan bekler hale gelmişse, vah ki vah...
***
Anayasanın, Kurtuluş Savaşı`yla, devrimle, kanla, canla yazılmış maddelerini, parmak hesabıyla, etrafından dolanarak, arkasına geçerek değiştirmeye kalkanların, hâlâ işin ciddiyetinin farkında olmadıkları anlaşılıyor.
Onların dönüşü olmayan bir yola girdikleri açık.
Kendileri de bunu açık açık söylüyorlar zaten.
Sözümüz asıl kafaları karışanlara.
Hani, yağcılık yapmak için birbirlerini ezerek öne geçmeye çalışan, yalanlarına bilimsel, edebi kılıflar uydurmakta ustalaşmış, elli-altmış yılın bütün çamurlarını 1950 öncesine atmakta uzmanlaşmış sözde aydınlara...
Şimdi onların yanıp tutuştuklarını görmek çok ilginç.
`Biz bunu dememiştik canım, türbanın serbest bırakılması doğru ama yöntemi yanlış` gibi tornistan çabalarını, `Acaba üçüncü bir yol yok mu?` gibi zavallıca arayışlarını gördükçe insan hem gülüyor hem kahroluyor. `Türban özgürlük değil, esarettir; kadının ortaçağ karanlığına sokulmasıdır` diyenlerle alay eden, göz göre göre kadını zaman tünelininin derinliklerine itilmesine gazetelerde çarşaf çarşaf yazılarla destek veren, televizyonlarda nefes bile almadan laikliğe cevap yetiştiren bu arkadaşlar, şimdi şaşkın ördek gibiler.
Kimileri, erkekliğe leke sürmemek adına inadını sürdürmeye çalışıp komik oluyor, kimileri nasıl çark edeceğini bilemiyor, kimileri kendini `tevekkül` e bırakmış durumda.
İnadı sürdürenler önemli değil.
`Tevekkül` e teslim olanları Allah kurtarsın.
Ama çark edenlerle daha işimiz var.
Bakalım, yıllardır sürdürdükleri yalanlarını nasıl birer birer yutacaklar?
hikmet.bila@ntv.com.tr
|