|
İnsan ilişkilerinde kişiyi negatif yönde etkileyen en önemli sebeplerden biri olan ağız kokusu genellikle ağızda, dişlerde veya midede bulunan bir sorunun habercisi olup; yaşadığımız sosyal ortamda oldukça rahatsız edici bir durumdur. Bu hafta VKV Amerikan Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Deniz Hancı ağız kokusu nedenlerini ve tedavi yöntemlerini anlatıyor. Ben de çocuklarda sık görülen zehirlenme nedenleri ve korunma yollarını anlatıyorum.
Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Deniz Hancı anlatıyor…
AĞIZ KOKUSU (HALİTOSİS)
Ağız kokusu, insan ilişkilerinde kişiyi negatif yönde etkileyen en önemli sebeplerden biridir. Ağız kokusu genellikle ağızda, dişlerde veya midede bulunan bir sorunun habercisi olup; yaşadığımız sosyal ortamda modern insana yakışmayan, rahatsız edici bir durumdur. Erişkinler veya küçüklerin, yaşamlarında mutlaka ağız kokusundan şikâyetçi oldukları zamanlar olmuştur. Bazılarının ise bu durumdan şikâyeti, kroniktir.
Ağız kokusu; etkilediği bireyler için sosyal ve psikolojik yönden olumsuz bir durum haline gelmiştir. Toplumun %30’u ağız kokusu ile karşı karşıya olmakla beraber; ağız kokusuna kadınlarda daha sık rastlanılmaktadır. Ağız kokusunu bir hastalık olarak tanımlamak zordur. Normalde tüm insanlarda sabah kalkınca hafif bir ağız kokusu oluşabilir. Bunun sebebi, gece boyunca tükürük salgısının en düşük düzeyde seyredip, dilin hareketsiz olmasıdır. Sabahları ağızda olan bu koku, bir süre sonra kendiliğinden ortadan kalkar.
Bazen kişiler ağız kokusunun farkına vararak; tedavi için doktora başvurur. Ancak bazı hastalarda bu durum, sadece diğer kişiler tarafından fark edilir ve kişi sebebini bilmeden sosyal olarak zorluklar yaşayabilir. Ağız kokusu bazen evlilikleri bile etkileyebilir.
AĞIZ KOKUSUNUN SEBEPLERİ
Ağız kokusu sebeplerinin çok büyük bir çoğunluğu, kulak-burun-boğaz (KBB) ve diş hastalıklarına bağlıdır. Sebepleri şu şekilde sıralanabilir:
Çoğunlukla yani %90 oranda ağız içi kaynaklıdır. • Ağız kuruluğu (Xerostomia) • Ağızdan nefes alımı • Diş eti hastalıkları • Diyet • Düzensiz yemek tüketimi • Kullanılan bazı ilaçlar • Tükürük bezindeki bazı problemler sonucunda tükürük bezlerinin yeterli üretim yapamaması • Dişlerin yeterince veya hiç fırçalanmaması • Yemek artıkları • Koku veren yiyecekler (özellikle soğan sarımsak vb.) • Ağız içindeki yumuşak dokularda, özellikle dil kökünde oluşan anaerop bakteri birikimi • Dişlerdeki çürükler • Çocuklarda bağırsak parazitlerine bağlı daha çok sabahleyin gözüken ağız kokusu • Ağızdaki yumuşak dokularda oluşan aftlar ve ülserler • Dişlerdeki iltihaplar • Diş etindeki iltihaplar ve diş taşları • Eskimiş ve deforme olmuş, yeterince temizlenmemiş hareketli protezler • Hatalı yapılmış veya deforme olan kron-köprüler • Sigara, tütün kullanımı • Solunum yollarındaki iltihabi rahatsızlıklar (farenjitis, larinjitis, tonsillitis, rinitis, sinüzit, burun tıkanıklıkları, polipler ve akciğer iltihapları) • Sindirim sistemindeki bazı rahatsızlıklar (gastrit, ülser, özafagus, divertikülleri, mide tümörleri vb.) • Sistemik hastalıklar (diyabet, böbrek hastalıkları, kanserler ve metabolik fonksiyon bozukluklarının vb.) • Psikonejik kökenli kokular • Ateşli ve virütik hastalıklar
C vitamini yetersizliği ile oluşan kronik skorbüt hastalığı olan kişilerde de kötü kokulu nefese rastlanılır.
Yenilen yiyecekler de ağız kokusunda önemli rol oynar. Bir vejetaryen, çok fazla et yiyen bir kişiye göre daha az ağız kokusuna sahiptir. Çünkü sebzelerde protein maddelerin yıkım ürünleri çok azdır. Et, genellikle yağ içerir… Bu sebeple, gastrointestinal sistemde oluşan uçucu yağ asitleri, kana absorbe edilerek, nefesle birlikte salgılanır. Bu da ağzın kötü kokmasına sebep olur. Sarımsak, soğan, pırasa, alkol vb. maddelerin dolaşım sisteminde önce absorbe edilip, daha sonra akciğerler tarafından hava olarak dışarıya verilmesiyle de kötü koku oluşur. Aşırı alkol içimi mikrobiyal floranın değişiminde başlıca rol oynar ve halitozis oluşturan koku fermente edici organizmaların poliferasyonuna neden olur.
AĞIZ KOKUSUNUN SEBEPLERİ NASIL BULUNUR?
Ağız kokusu sebeplerinin çoğu diş hastalıkları ve KBB hastalıklarına bağlıdır. Bu nedenle tetkik için hem KBB uzmanları hem de diş hekimlerinin muayenesi gereklidir. Genellikle çok ileri tetkikler gerekmez. Bazen sinüzit için filmler çekmek ya da sistemik hastalıklar için bazı kan tahlilleri gerekebilir. Önemli olan KBB ve diş hekiminin muayenesidir. Muayene sırasında bademciklerin durumu, geniz akıntısının varlığı, burun içinin görünümü, ağızda herhangi bir problemin olup olmadığı, dişlerin durumu, diş etleri, diş aralarında birikim yapacak ceplerin olup olmadığı gibi durumlara dikkat edilir. Ancak her zaman kesin bir sebep bulmak mümkün değildir.Oral olmayan sebeplerle ortaya çıkan ağız kokusunun görülme sıklığı % 13’tür, bunların % 4’ü KBB, % 3’ü hem oral hem KBB, % 1’i ise sindirim kanalı kaynaklıdır.
En sık rastlanılan sebepler şunlardır:
• Kronik tonsillit • Kronik sinüzit • Kronik farenjit • Gastrointestinal kanalda darlık • Mide ülseri • Helikobakter plöriti • Sindirim kanalında inflamasyon veya divertikül bulunması • Karaciğer yetersizliği • Diyabet • Hipermagnezemi • Üremi veya trimetilaminüri • Bronşiyektazi • Pulmoner apseler • Nazal polip • Konka deviasyonları • Özefagus divertikülü • Renal yetmezlikler veya psikolojik nedenler
Çocuklarda burundan gelen kokularda buruna yabancı madde kaçıp kaçmadığı araştırılmalıdır. Buruna yabancı madde kaçması sonucu oluşan koku, ağız kokusundan hafif peynirimsi şekilde kokması ile ayrılabilmektedir. Stres ağız kuruluğuna yol açtığı için ağız kokusu oluşma nedenleri arasında sayılmaktadır.
Kişilerin ağız kokusu sorunu olup olmadığını anlayabilmeleri için:
• Bir parça mumsuz ve kokusuz diş ipi, üst büyük azı dişlerinin arasına yerleştirilir ve çıkartıldıktan sonra 45 saniye beklenir ve koklanır. Ya da
• Dil iyice dışarıya çıkartılır. Bir gazlı bez parçası ile dil ucundan tutulur ve bir başka gazlı bez ile dil kökü sıyrılır. 45 saniye beklenir ve koklanır. Süre sonunda hoş olmayan bir koku algılanırsa, ağız kokusu sorunu var demektir.
Hasta parmakları ile burnunu tıkayıp, dudaklarını da kapatıp soluk vermeyi bir an için durdurduktan sonra açıp soluk verdiğinde koku, ağız yoluyla ortaya çıkıyorsa; kokunun ağız içi faktörlerden kaynaklandığı söylenebilir.
Koku bu şekilde basit bir yöntemle değerlendirilebileceği gibi denemesi ve tekrarı kolay olan gaz ölçen monitörlerle de ölçülebilir. Yapılan klinik çalışmalarla lokal faktörlerin neden olduğu ağız kokusu olgularının %90’nın başarı ile tedavi edileceği tespit edilmiştir.
AĞIZ KOKUSU NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Ağız kokusunun tedavisi, sebebin bulunmasına bağlıdır. Kesin bir sebep bulunursa, bunun ortadan kaldırılması ağız kokusunun da tedavisi olacaktır. Eğer bademciklerle ilgili olduğu düşünülürse, öncelikle bademcik iltihabına yönelik ilaç tedavisi uygulanabilir ancak genellikle kronik problem olduğundan, bademciğe bağlı ağız kokularında bademciklerin alınması gerekir.
Diş ve diş eti problemleri, ağız hijyeninin doğru şekilde sağlanmasıyla ortadan kaldırılabilir. Dişlerin fırçalanması, diş bakımı için yeterli değildir. Çoğu kişide diş fırçalanması bile tam anlamıyla yapılmamaktadır. Diş ipi, çok faydalı bir temizleme yöntemidir. Diş aralarındaki artıkları temizler. Bazen dişlerin aralarında fırça ya da iple temizlenemeyecek cepler oluşur. Bu durum bazen dişin çekilmesini gerektirir. Ağız gargaraları da bakteriler üzerine etkili olduğu için ağız kokusuna olumlu etki yapar. Eğer sinüzit ve geniz akıntısı gibi durumlar, muayene ya da filmlerle tespit edilirse; buna yönelik ilaç veya ameliyatla tedaviler uygulanır. Tükürük salgısını azaltan hastalıklar varsa, bunlara yönelik tedaviler planlanır. Gün içinde bol su içilmesi, ağız kuruluğuna ve dolayısıyla ağız kokusuna olumlu etki edebilir. Dilin fırçalanması, sarımsak ve soğan gibi koku verecek yiyeceklerden sakınılması, sigaradan uzak durulması da faydalıdır. Akciğer, böbrek, karaciğer ve şeker hastalığına bağlı kokular, az görülür ve genellikle asıl hastalığa bağlı diğer belirtiler ile beraberdir. Bu hastalıklardan şüphelenildiğinde, hastanın ilgili branşlara yönlendirilmesi gerekir.
Psikosomatik halitosis:
Böyle hastalarda yakınma olmasına rağmen aslında gerçek bir ağız kokusu yoktur. Bu durum psödohalitosis olarak adlandırılmaktadır. Daha objektif tespitler, halitometre ile dil sırtındaki VSB konsantrasyonu ölçülerek yapılır. Bu tür hastaların tedavisi için psikiyatr ile işbirliği gerekir. Çünkü bu hastaların bir kısmında koku değil, koku korkusu sorunu (halitofobi) vardır. TEDAVİ
• Ağız gargaraları yapmak • Sakız çiğnemek • Dişlerin günde en az iki kez ve en az üçer dakika fırçalamak • Dişlerin fırçalanırken mutlaka dili de fırçalamak • Hareketli protezleri yemek sonrası fırçayla temizlemek ve yatmadan önce suya koymak • Diş aralarını en az günde bir kez diş ipi veya basınçlı su ile temizlenmek • Porselen köprülerin altını en az günde bir kez ara yüz fırçası ile temizlemek • 6 ayda bir, düzenli olarak diş hekimine kontrole gitmek • Aşırı kahve, çay, alkol ve sigara tüketimini bırakmak • Su içeriği bol olan sebze ve meyve tüketmek (domates, pırasa, elma... vb.) • Sarımsak, soğan ve baharattan uzak durmaya çalışmak • Maydanoz tüketimini artırmak
Sosyal ve psikolojik problemlere yol açan bu problemin tedavi edilmesi gereklidir. Alınan hikâye ve titiz bir muayene ile kokunun kaynağının tespit edilmesi ve tedavinin bunun üzerine kurulması, başarıyı getirecektir.
ÇOCUKLARDA ZEHİRLENME NEDENLERİ VE KORUNMA
Evlerde çocukları zehirleyebilecek birçok madde bulunmaktadır. Bunlardan fare zehri ve böcek ilaçları gibi bazılarının isimlerinden de zehir olduğu anlaşılabilmesine karşın, demir ilaçları, mobilya cilaları, temizlik malzemeleri gibi diğerlerinin tehlikeleri çok da akla gelmez. Zehirlenmelerin %90’ı ev içinde ve çoğu da 6 yaş altı çocuklarda meydana gelmektedir.
Evde zehirlenmeye yol açabilecek maddeler; • İlaçlar ve vitaminler • Temizlik maddeleri • Böcek ilaçları • Bazı ev bitkileri • Kozmetik ürünler
İLAÇLAR
Çocuklar yetişkinler için olan tabletlerden 3-5 tane kadar az miktarlarda alarak bile ölebilirler. Örneğin; birkaç demir ilacı aldıktan bir saat sonra kanlı kusma ve ishal gelişebilir. Bunların olmasını önlemek için çocukların önünde ilaç içmeyin ve ilaçları asla şeker olarak adlandırmayın.
ALKOL İÇEREN MADDELER VE TEMİZLİK MADDELERİ
Çocuklar alkol içeren maddeleri içtiğinde epilepsi nöbeti geçirebilir, komaya girebilir hatta ölebilirler. Metil alkol araba için antifrizlerde, araba camı temizleyici sıvılarda, vernik ve tinerde bulunur. Alkol içeren diğer sıvılar, ağız yıkama solüsyonları, yüz temizleme losyonları ve el temizleme jelleridir.
Ev temizliği maddeleri; lavabo açıcıları, tuvalet temizleyiciler, pas çıkarıcılar, fırın temizleyicileri, gerçek alevin oluşturabileceği şekilde kimyasal yanıklara neden olabilirler.
Bulaşık deterjanı, çamaşır suyu ve tuz ruhu yutulduğunda zehirleyicidir. Çamaşır suyu ve tuz ruhu karıştırılırsa solunması zararlı,zehirli bir gaz çıkar. Ayrıca banyolarda kullanılan kokulu tuz kapsülleri de amonyak içerir ve yanlışlıkla şeker gibi alınabilirler.
Mobilya cilası, yanıcı sıvılar, motor yağı ve tiner hidrokarbon grubu maddelerdir ve hidrokarbonlar çocuk zehirlenmelerinde en önde gelen ölüm nedenlerindendir.
Böcek ilaçları;
Çoğu zehirlenme zehirli maddelerin yenmesi veya içilmesiyle meydana gelirken, bazen cilt ve göz teması veya solunma ile de vücuda alınabilir. Örneğin böcek ilaçlarının çoğu ciltten emilebilir ya da solunabilir. Bunların bazıları santral sinir sistemini etkileyerek nefes almayı zorlaştırabilir.
Karbon monoksit;
Öldürücü bir gazdır. Araba eksozları, sobalar, mangal ve şömineler kaynaklarıdır. Karbon monoksit solunması kandaki kırmızı kan hücrelerinin oksijen taşımasını engeller. Çocuklar çok daha az miktarlarda karbon monoksitten etkilenebilirler.
Zehirli bitkiler;
Evdeki bazı süs bitkilerinin veya doğa mantarlarının yenmesi zehirlenmeye yol açabilir.
ZEHİRLENMEYİ ÖNLEMEK İÇİN YAPILMASI GEREKENLER
• İlaçları, temizlik maddelerini, boya malzemelerini ve böcek ilaçlarını orijinal kaplarında ve kilitli dolaplarda, çocukların gözlerinden uzakta bir yerde saklayın. • Bu tehlikeli ürünleri sakladığınız odanın kapısına bir güvenlik mandalı takın. • Tüm ilaçları güvenli kutularda saklayın. • İlaçları asla şeker veya yiyecek madde olarak adlandırmayın. • İlaçlarınızı çocukların önünde içmeyin. • Çocuğunuza ilacını verirken her seferinde miktarın doğru olduğundan emin olun. • Zehirli maddeleri asla yiyecek veya içecek kutularında saklamayın. • Odun, kömür ve gaz sobalarının düzgün çalıştığından emin olun. • Mümkünse duman ve karbon monoksit dedektörü bulundurun.
TEDAVİ
Çocuğunuzun bilinci kapalı, nefes alamıyor veya nöbet geçiriyorsa öncelikle ambulans çağırın (sağlık bakanlığı ambulans numarası 112). Zehirli bir madde aldı ancak durumu iyiyse 114 numaralı zehir danışma merkezini arayın. Farklı zehirlenmeler, farklı müdahaleler gerektirir • Ağız yoluyla zehir alımında, maddeyi çocuktan uzaklaştırın. Ağızda kalanları çıkartın. Çocuğu kusturmaya çalışmayın. Kusturucu ilaçları kullanmayın. • Cilt temasında, giysilerini çıkarın, cildi oda sıcaklığında suyla en az 15 dakika yıkayın. • Göze temasta, göz kapağını açık tutarak oda sıcaklığında normal basınçta akan suyu gözün iç köşesine tutarak gözü yıkayın. • Duman zehirlenmelerinde, çocuğu açık havaya çıkarın, solunumu durmuşsa, suni solunuma başlayın. Kendi nefes almaya başlayıncaya veya birinden yardım alana kadar devam edin. |