ANASAYFA | OYUNLAR | YEMEK TARIFLERI | Magazin Haberleri | FIKRALAR | BIYOGRAFILER | HIKAYELER | FORUM

ARA :    |   Sağlık Rehberi  Sağlık Bilgisi Ekle Sağlık Bilgisi Ekle

Sıralama :  A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z -


Sağlık Rehberi, Laserle göz ve ses telleri ameliyatları
Laserle göz ve ses telleri ameliyatları


 

Bu hafta, Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Bölüm Şefi Doç. Dr. N. Tan Ergin; medikal tedavi ile başarı sağlanamayan ses hastalıklarının, lazer ile tedavisini anlatıyor. Yine Amerikan Hastanesi’nden Göz Hastalıkları Klinik Şefi Doç. Dr. Osman Oram gözdeki kırma kusurlarında uygulanan laser ameliyatlarını anlatıyor. Ben de ani bebek ölümü riskini azaltmak için alınması gereken önlemleri sizlerle paylaşıyorum.

VKV AMERİKAN HASTANESİ GÖZ HASTALIKLARI KLİNİK ŞEFİ DOÇ.DR. OSMAN ORAM LASERLE GÖZ AMELİYATLARINI ANLATIYOR...

GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDEKİ ENGELLER KALKIYOR

Miyopi, hipermetropi, astigmatizm ve presbiyopi gibi göz kusurlarının tek çaresi, gözlük ve lens kullanmaktı bugüne kadar… Önceleri başka bir alternatif olmadığı için hayatı pek çok yönden kısıtlayan bu cihazlara katlanma zamanı geçti artık! Gelişen tıp sayesinde, gözlükle ya da kontak lensle yaşamak zorunda değiliz. Şimdi lazer tedavisi, göz kusurlarını gözden ırak tutuyor!

Miyopi, hipermetropi, astigmatizm veya presbiyopi… Belki çoğumuzun yaşadığı, belki de çok yakınlarımızda var olan göz kusurları… Zaman zaman sohbetlerin bu çok sık rastlanan problemler üzerinde yoğunlaştığını da fark ederiz. Kimi uzağı göremez, kimi yakını… Kimi lenslerinden yakınır, kimi gözlüklerinden… Bir türlü kullanımına son veremediğimiz gözlükler, zaman zaman yerini kontak lenslerle değiştirir.  Çok değil,  20 - 25  yıl önce hayatımıza giren kontak lenslerin kullanım zorlukları da hala yakınma konusudur… Ve sene 2006, gözlük ve kontak lensi bir kenara bırakacağımızdan, gözlüksüz bir yaşamdan bahsediyor bugün uzmanlar. VKV Amerikan Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği Şefi Doç. Dr. Osman Oram,  kontak lensin ve gözlüğün insan hayatında önemli bir yer tutmasına karşın kullanım zorlukları yüzünden bazı hastalar için sıkıntı yarattığını hatırlatarak, gözlük ve lenslerin tarihe karışacağını söylüyor. Dr. Oram; ‘‘10 sene içinde öncelikle gözlük ve daha sonra da kontak lens, artık kullanılmayan ve geri kalmış cihazlar olarak anılacaktır’’ diyor. Bu müjdeli haberi veren Dr. Oram, konuyla ilgili sorularımızı cevaplıyor:

GÖZDEKİ KIRMA KUSURLARI NELERDİR?

Gözdeki kırma kusurları; özetle gözün net görmesini engelleyen bir takım göz bozuklukları olarak tanımlanabilir. Kırma kusurları; miyopi, hipermetropi, astigmatizm ve presbiyopi olarak dört gruba ayrılır. Miyopi; uzağı görememe olarak tanımlanan bir görme kusuru iken, hipermetropi; genellikle yakını görememe olarak tanımlansa da, hem uzağı hem yakını görmede problem yaratan bir kırma kusurudur. Astigmatizm; tek başına ya da miyopi veya hipermetropi ile birlikte bulunabilen, cisimlerin odaklanmasında, net görülmesinde bozukluk yaratan, sıklıkla baş ağrısına ve gözde uyum zorluğuna neden olan bir kırma kusurudur. Şekillerin bozuk görülmesi, istenilen formda görülememesi olarak da özetlenebilir. Presbiyopi ise; 40 yaşın üzerinde ortaya çıkan ve yakından okurken ya da çalışırken gözlük kullanmayı gerektiren bir kırma kusurudur.

Kırma kusuru ortaya çıkmadan engellenebilir mi, alınabilecek önlemler var mı?

Ne yazık ki, kırma kusurlarının oluşmadan engellenmesine ya da oluştuktan sonra ilerlemesinin durdurulmasına yönelik bilinen başarılı bir tedavi yöntemi yok. Ancak erken yaşlardan itibaren yapılabilecek düzenli kontrollerle özellikle çocuklarda gelişen belirgin kırma kusurlarının mümkün olduğu kadar erken dönemde belirlenmesi çok önemlidir. Çünkü kırma kusurlarının oluşmasının ya da ilerlemesinin engellenememesine karşın, erken tanı ve tedaviyle kırma kusurlarına bağlı çocukluk döneminde oluşabilecek göz tembelliğinin ve buna bağlı kalıcı görme azlığının engellenebilmesi mümkündür. Bu nedenle, önlem olarak, kırma kusurlarının erken dönemde belirlenebilmesi için tüm çocukların erken yaşlardan itibaren düzenli olarak göz kontrollerinin yapılmasını öneriyoruz.

Kırma kusurlarının tedavi yöntemi nedir?

Kırma kusurlarının neden olduğu görme bozukluğu gözlük ya da kontakt lensle geçici olarak düzeltilebilir ancak bu yöntemlerle kalıcı düzeltme yani kesin tedavi mümkün değildir. Gözün miyopi, hipermetropi ve astigmatizm gibi görme kusurlarının kalıcı olarak düzeltilmesinde, gözlük ya da kontakt lens kullanmaksızın net görmenin sağlanabilmesinde bugün için kullanılan en gelişmiş ve hassas yöntem excimer lazer tedavisidir. Son dönemde, yaşa bağlı yakın görme bozukluğu yani presbiyopinin de excimer lazerle tedavi edilmeye başlanması sayesinde artık uzak gözlükten ve lensten kurtulmanın yanı sıra ‘‘kitaplar da gözlüksüz okunabilecek’’ diyebiliyoruz. 

Gözlüksüz bir hayat bizi bekliyor yani…

Evet, gözlüksüz bir hayata doğru ilerliyoruz. Miyopi, hipermetropi ve astigmatizmi excimer lazer kullanarak zaten başarı ile tedavi edebiliyorduk. Ancak 40 yaşın üzerinde herkeste ortaya çıkan yakın görme bozukluğu presbiyobinin excimer lazer ile tedavisi yakın zamana kadar mümkün değildi ve yakın gözlükten kurtulmak için hassas bir başka yöntem de yoktu. Son 4 yıl içinde geliştirilen ve Türkiye’de de ilk kez olarak Amerikan Hastanesi’nde uygulanmaya başlanan yeni bir excimer laser tedavi yöntemiyle artık yakın gözlükten de lazer hassasiyetiyle kurtulmak mümkün hale geldi. Şu an için kliniğimizde, excimer lazer 40 yaşın üzerinde, hipermetropi ile birlikte presbiyopisi olan, bu nedenle uzak ve yakın için iki ayrı gözlük ya da uzak-yakın bir arada (bifokal veya multifokal) gözlük kullanmak zorunda olan hastaların, hem uzak hem de yakın görme bozukluğunu aynı anda düzelterek uzağı ve yakını gözlüksüz iyi görmelerini sağlamak amacıyla kullanıma girmiş durumda. Yakın gelecekte uzak için görme bozukluğu olmayan ve sadece yakında görme kusuru olanların da excimer lazer ile tedavisi de mümkün olacak ve okurken ya da yakın mesafede çalışırken de gözlük kullanmak zorunda kalmayacak.

Yakın görmenin düzeltilebilmesi için, 40 yaş üzerindeki hastalarda, gençlerde uygulanan lazer tedavisinden daha farklı bir yöntem mi kullanılıyor?

Excimer  lazer tedavisinde günümüzde en hassas olarak kabul edilen ve son yıllarda kliniğimizde her yaştaki hastalarımızın büyük çoğunluğunda da uyguladığımız yöntem; ‘‘kişiye özel’’ excimer lazer tedavisidir. 40 yaş üzerindeki olgularda yakın görmeyi lazer ile düzeltmek için uyguladığımız yeni yöntem de yakın görmeye yönelik ek düzeltme özelliği dışında rutin olarak kullandığımız kişiye özel excimer lazer tedavisinden farklı değildir. Kişiye özel excimer lazer tedavisi, her gözün kendisine özgü olan görme kusurunun mümkün olan en hassas şekilde belirlenmesi ve düzeltilmesi amaçlanarak geliştirilmiş bir yöntemdir. Kişiye özel yöntemde görme kusurunun niteliği klasik gözlük muayenesiyle değil wavefront analiz cihazıyla belirlenir. Wavefront analiz cihazı, güçlü teleskoplarda görüntü kalitesinin netleştirilmesi amacıyla geliştirilen dijital teknolojiye dayanarak, kırma kusurunu klasik gözlük muayenesinden 25 kez daha hassas ve güvenilir şekilde ölçme yeteneğine sahiptir. Cihaz aracılığıyla elde edilen ölçüm gözün detaylı görme haritasını vermekte ve parmak izi gibi ölçülen göze özel olmaktadır. Yeni excimer lazer yakın görme düzeltme yönteminde wavefront analiz cihazından sağlanan göze özel görme kusuru verileri lazerin bilgisayarına aktarılmakta ve hipermetropisi olan 40 yaş üzerindeki olgularda uzak için görme kusurları düzeltilirken yakını da iyi görmeyi sağlayacak özel bir ek düzeltme yapılmaktadır. Yöntemde, her iki gözde görme kusuru yüksek hassasiyetle ve göze özel olarak belirlendiği ve düzeltildiği için iyi bir uzak görme keskinliği ile birlikte günlük yaşamda yakını gözlüksüz görebilme hedeflenmektedir. Yöntemin bugüne kadar uygulanmakta olan light touch konduktif keratoplasti (yumuşak dokunuş radyofrekans yöntemi) ve monovizyon lazer gibi yöntemlere göre önemli üstünlükleri arasında kişiye özel excimer lazer tedavisinin yüksek hassasiyetiyle düzeltme yapılabilmesi ve sadece tek gözün değil her iki gözün birlikte uzağı ve yakını iyi görebilmesinin sağlanabilmesi sayılabilir. Özetle kullandığımız yeni yöntem, yıllardır kullandığımız kişiye özel excimer lazer tedavisinin gelişmiş ve bilgisayar aracılığıyla yakın görmeyi de düzelten şekilde ayarlanmış halidir.

Göz kusurlarının tedavisinde lazerin, ileri yaşlarda herhangi bir komplikasyon çıkarma riski var mı?

İlk olarak 1988 yılında kullanılmaya başlanılan excimer lazer tedavisi günümüze kadar tüm dünyada giderek artan sayıda gerçekleştirilen başarılı uygulamalarla milyonlarca kişinin gözlük ve lenslerinden kurtulmasını sağlamıştır. Bugüne kadar yapılan tedavilerin sonuçları incelendiğinde excimer lazer tedavisi öncesi yapılan değerlendirmenin büyük önemi olduğu, gözlerin lazer tedavisi için uygunluğunun titizlikle belirlenmesi ve lazer tedavisinin sadece uygunluğu belirlenen gözlere yapılması durumunda ileri yaşlarda ortaya çıkan önemli bir komplikasyon görülmemiştir. Ayrıca yanlış bir kanının aksine excimer lazer tedavisi gözde katarakt oluşumuna neden olmaz ve katarakt tedavisini olduğu gibi ileride göze yapılması gerekebilecek diğer tedavileri de engellemez.

Diyabet hastaları da excimer lazer tedavisi yapılamayan hasta grubu içerisinde midir?

Diyabet hastalığı kontrol altında olan; diyabetik retina problemi olmayan hastalarda rahatlıkla excimer lazer tedavisi yapılabilir. Şu an için, ileri derecede diyabetik problemi olan ve diyabetik retinopati dediğimiz retina değişimleri olan hastalarda ise bu işlemi uygulamıyoruz. Keratokonus adı verilen kornea problemi olan, kornea kalınlığı yeterli olmayan, ileri derecede romatizmal hastalığı bulunan kişilere ve göz tansiyonu problemi olan hastalara da lazer tedavisi yapamıyoruz. Excimer lazer tedavisinden en başarılı sonuçların alınabilmesi için işlem öncesinde gözün uygun yapıda ve tedavi için gereken özelliklere sahip olduğuna dair  hastanın ayrıntılı değerlendirmesinin yapılması büyük önem taşıyor.

Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Bölüm Şefi Doç. Dr. N. Tan Ergin;

‘SES HASTALIKLARI’ LAZER YÖNTEMİ İLE SES TELİNE ZARAR VERMEDEN TEDAVİ EDİLEBİLİYOR!  

Profesyonel iş yaşamında yoğun olarak sesini kullanan; ses sanatçıları, öğretmenler, call center çalışanları, sürekli olarak iş konuşmaları yapan ve konferans veren kişilerde ses hastalıklarına sıklıkla rastlanabiliyor.

Risk taşıyan kişilerin sigara kullanmaları, kronik üst solunum yolları enfeksiyonu ile reflü hastası olmaları halinde; ses hastalıkları daha belirgin görülüyor. Ses sorunlarına yol açan;  kimyasal madde, boya veya tebeşir tozu gibi etkenler de boğaz ve ses tellerini irite (tahriş) ediyor. Özellikle yüksek tondaki uzun süreli konuşmalar, ses tellerinde şişmeye (ödem) ve küçük kanamalara yol açıyor.

Ses tellerinde gelişmiş olan; nodül, polip, kist, granülom ve yapışıklık gibi rahatsızlıklar ile ses tellerinin felçlerinde lazer tedavisinden yararlanılıyor. Ses kısıklığı, öksürük, boğazda yabancı cisim hissi şikâyeti ile belirmekle birlikte; hayatî tehlike arz eden gırtlak kanserleri de ses tellerinde ortaya çıkan hastalıklar arasında yer alıyor. Erken dönem gırtlak kanserinin tedavisinde de etkin bir yöntem olarak kullanılıyor.
Müdahalenin ses teline zarar vermeden yapılabilmesine olanak veren lazer yönteminde; hastaların operasyon sonrası, hastaneye yatmaları gerekmiyor. Beslenme açısından da bir kısıtlamanın bulunmadığı bu operasyonların sonrasındaki birkaç gün sesin kullanımına dikkat etmek uzun, yorucu ve yüksek tonda konuşmalar yapmaktan sakınmak gerekiyor.
Cerrahi müdahalelerin gerekebileceği ses hastalıkları ile karşılaşmamak için ses kullanımına dikkat edilmesi; uzun süreli konuşmaların yapıldığı durumlarda, zaman zaman konuşmaya kısa aralar verilmesi; su içilmesi gerekiyor. Diğer tüm sağlık problemlerinde olduğu gibi bu tür rahatsızlıklardan korunmak için sigaradan mutlaka uzak durulmalı ve 1 haftayı geçen ses kısıklıklarında, bir uzmana başvurulmalıdır.

BEBEĞİNİZİ YÜZÜSTÜ YATIRMAYIN

Amerikan Pediatri Akademisi Ani Bebek Ölümü Sendromu riskini azaltmak için tüm bebeklerin sırt üstü yatırılmasını önermektedir. Bebeklerin sırtüstü yatırılmasının önerildiği 1992 yılından itibaren ani bebek ölümlerinin %50 oranında azaldığı belirtilmektedir. Daha önceleri önerilen yan yatırma şekli de, bebek kendiliğinden yüzüstü dönebileceği için artık önerilmemektedir. Bebeklerin yataklarının ebeveynlerle aynı odada olması ve uyurken emzik verilmesinin de ani bebek ölümlerini azalttığı belirlenmiştir. Ani Bebek Ölümü Sendromu, 1 yaş altındaki sağlıklı bebeklerin hiçbir neden yokken aniden ölümlerini tanımlamaktadır. En sık 2-3 aylık bebeklerde görülmektedir. Yüzüstü yatırmanın Ani Bebek Ölümü Sendromu’ndaki artışla ilişkisi tam olarak bilinmemesine karşın, karın üzerine baskı nedeniyle solunum zorluğu olabileceği düşünülmektedir.

Ani Bebek Ölümü Sendromu riskini azaltmak için:

• Bebeğinizi gündüz veya gece uyurken mutlaka sırtüstü yatırın
• Fazla yumuşak olmayan ve bir çarşafla kaplanmış yatak kullanın
• Yastık, doldurulmuş oyuncaklar gibi yumuşak maddeleri yatağında bırakmayın
• Bebeğinizi sizinle aynı yatakta uyutmayın, fakat bebeğinizin yatağını kendi odanızda bulundurun
• Uyurken bebeğinize emzik verin
• Aşırı ısı artışını önlemek için kalın giysiler giydirmeyin
• Bebek monitörleri gibi ani bebek ölümlerini azalttığı iddia edilen cihazlara güvenmeyin. Bunların hiç birinin ani bebek ölümlerini azalttığı kanıtlanmamıştır
• Başın arkasındaki düzleşmeyi önlemek için, uyanık olduğu zamanlarda yüzüstü durmasını destekleyin
• Hamileliğinizde sigara içmeyin, ve daha sonra da bebeğinizin sigara dumanına maruz kalmasına izin vermeyin



   

     
Arkadaşınıza gönderin

   
 

Ekleyen : Alim Ömer ABUL
Okunma Sayısı : 904
Eklenme Tarihi : 27 Temmuz 2007, Cuma

SONRAKI SAYFA

: Çocuklarda 2 yaş sendromu   
Forum Linki:
HTML Link:
Direkt Link:

Mause ile tıklayın ve Ctrl + C ile kopyalayın


 
ONLINE KULLANICI : 3 | 0,09 saniye Sayfa Yüklenme
Copyright © E-hadi.NET by: Bahar YILMAZ & Alim Ömer ABUL, 2006.
Hosting Hizmetleri       Webmaster Pagerank