ANASAYFA | OYUNLAR | YEMEK TARIFLERI | Magazin Haberleri | FIKRALAR | BIYOGRAFILER | HIKAYELER ||

BIYOGRAFI ARA :    |   Biyografiler  Biyografi Ekle Biyografi Ekle

Sıralama :  A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z -


Bedri Rahmi Eyüboğlu - Hayatı ve biyografisi
Bedri Rahmi Eyüboğlu







Avrupa’da eğitim görmesinden dolayı Batı sanatının ustalarına nasıl sevgiyle bakmışsa; aynı zamanda yerli kültüre ve halkının yaratıcılığına da o derece sevgiyle bağlı ressamlarımızdandır. Geleneksel süsleme ve halk el sanatlarında seçtiği motifleri yapıtlarında Batı’nın teknikleriyle birleştirerek başarılı bir biçimde kullanmıştır.

Sanatçı hayatı boyunca yazma, gravür, seramik, heykel, vitray, mozaik, hat, serigrafi, litografi gibi birçok formlarda eserler üretmiştir. Giresun’un Görele ilçesinin kaymakamı olan Rahmi Bey’in üçü erkek ikisi kız, beş çocuğundan ikincisi olarak 1911 yılında dünyaya geldi. Baba Rahmi Bey yörenin ileri gelen ailelerinden, Maçkalı Eyuboğlu ailesindendi. Annesi Lütfiye Hanım da yine yörenin sevilen ailelerinden birine mensuptu. Asıl adı Ali Bedrettin’ken zamanla Ali unutuldu ve sonra Bedrettin Bedir’e, nihayetinde de bugünkü Bedri’ye dönüştü. Bedri Rahmi’nin ilkokul çağı çoğu memur çocuğu gibi yurdun değişik kentlerinde geçiyordu. 1920’de düşmanın Kütahya’ya girme tehlikesi kendini hissettirince Rahmi Bey ailesini Ankara’ya göndermişti. Artvin ise 1924/25 yıllarındaki ikámetleriydi. Rahmi Bey Trabzon milletvekili seçilince, aile de 1925’te Trabzon’a yerleşti. Trabzon diğer Orta Anadolu kasabaları ve Artvin’e göre gelişkin bir liman kentiydi ve o yıllarda da önemli bir ticaret merkeziydi. Ergenlik çağını geçirdiği bu kent, sanatçının yaşamını oldukça etkilemiştir. Lise öğrenimi pek başarılı geçmeyen sanatçı, ağabeyi Sabahattin Eyuboğlu’nun bir sınavı kazanarak Fransa’ya gitmesiyle derslere olan ilgisini iyice kaybetmişti. Onuncu sınıfta 1920 yılında Trabzon lisesine atanan ve orada yedi ay kaldıktan sonra Istanbul’a dönen resim öğretmeni kendisini çok etkilemişti. Hayatında resim olmayan sanatçıdaki bu ilgiyi uyandıran kişi resim öğretmeni Zeki Kocamemi’ydi. Bedri Rahmi’deki yeteneği fark eden öğretmeni onunla daha çok ilgilenmişti. Fransa’dan ağabeyisinin gönderdiği resim kitapları da bu ilginin devam etmesinde yardımcı olmuştu.

AKADEMİ

Liseyi bitirecek kadar sabırlı olmayan sanatçı Trabzon’dan bir an önce kaçıp kurtulmak istiyordu. Lisede aldığı resim derslerinin etkisi, biraz da okul müdürünün özendirmesiyle 1929`da Istanbul Güzel Sanatlar Akademisi`ne (şimdi Mimar Sinan Üniversitesi) girdi. Resim bölümünde üç öğretmen vardı: Nazmi Ziya Güran, Ahmet Haşim ve Ibrahim Çallı. Burada bu öğretmenlerinden ders alan sanatçı 1930`da eğitimini bitirmeden, Sabahattin Eyuboğlu ile beraber Lyon`a gitti. Iki kardeş ortaokul dönemlerinden beri çok iyi dosttular ve bu etkileşimleri yaşamları boyunca da hep sürmüştü. Sabahattin Eyuboğlu aldığı bursu paylaşmayı göze alarak, onu Lyon’a yanında götürmüştü. Oradan Paris’e geçen sanatçı AndrZ Lhote`un yanında resim çalıştı. Daha sonra evleneceği Rumen asıllı eşi Eren Eyuboğlu’yla (Ernestine Letoni) da burada tanıştı. Lhote’un atölyesinde bir ay kalan sanatçı burada, hocaları olarak kabul ettiği Gauguin ve Van Gogh’a Matisse, Brague ve Chagal’ı da dahil etmişti. Matisse ve Picasso’nun resimlerinde Doğu sanatından esintiler yakalayan sanatçı Osmanlı’nın ihtişamını ve halk sanatının büyüklüğünü burada keşfetmiştir. Fransa’da yaptığı resimlerinde sanatının özgün yönleri daha o zamanlar gözlemlenebilmektedir. 1933`te Abidin Dino ve Cemal Tollu’nun da aralarında bulunduğu altı genç ressam ’D’ Grubu`nu kurmuşlardı. Bedri Rahmi de 1934 yılındaki dördüncü sergilerine otuz resmiyle katıldı. Bu sergiyle aynı zamanda bazı resimlerini de Ernestine’dekilerle birlikte sergilenmesi için Romanya’ya yollamıştı. Böylelikle ilk sergisini kendi katılımı olmaksızın 1934 yılında Romanya’da açmış oldu. Bedri Rahmi 1934 yılında yoğun bir şekilde resim yaparken diğer taraftan da çevresinde yeni dostluklar kuruyordu. Bu dönemde Abidin Dino ve Arif Dino kardeşler, Fikret Mualla, Nurullah Berk, Arif Kaplan, Fikret Adil, Necip Fazıl gibi sanatçı ve aydınlarla tanışmıştı. Ismail Hakkı Baltacıoğlu’nun yayımladığı ’Yeni Adam’ dergisine büyük bir heyecanla resimler yapmaya başlamıştı. 1934`te katıldığı Akademi`nin diploma yarışmasında üçüncü olması kendisini pek memnun etmemişti. Bu derece ile mezun olmak istemediğinden yarışmaya yeniden hazırlanmak için mezun olmayı istemedi. Ernestine henüz Istanbul’dan yeni ayrılmıştı ve artık beraber yaşamayı istiyorlardı. Evlilik hazırlıkları için para biriktirmek gerekiyordu. Bedri Rahmi’nin Fransa’dan Istanbul’a dönmesinden sonra aşkları tam üç yıl boyunca Ernestine’in iki ziyareti dışında mektuplarla sürmüştü. Maddi sıkıntı içine düşen Bedri Rahmi, Fikret Adil’in kendisine bulduğu işi kabul ederek altı aylığına Istanbul dışına çıktı. Çerkeş’te bir firmada çevirmenlik yapıyordu. Bedri Rahmi burada çocukluğunun manzaralarını tekrar keşfedecektir. Çerkeş’e gitmeden önce Ali Naci Karacan’ın çıkardığı ’Tan’ gazetesinde yazılar yazmaya başlamıştı. Dönüşünde bu yazılarına daha da yoğunlaştı. Ernestine 1936 yılında bir daha geri dönmemek üzere Istanbul’a gelmişti. 16 Nisan 1936’da evlendiler ve bundan sonra Ernestine Letoni, Eren Eyuboğlu adını aldı. Bedri Rahmi aynı zamanda Tekel genel müdürlüğünde bulduğu tanıtma vitrini düzenleme işini yapıyordu. Aynı yıl ikinci defa girdiği Akademi`nin diploma yarışmasında bu sefer ’Hamam’ isimli tablosuyla birinci olarak diplomasını aldı. Ayrıca Cumhuriyet döneminin ilk yurtdışı sergisi olan Çağdaş Türk Resim Sergisi için Sovyetler Birliği’ne üç de resim göndermişti. Bu yıllarda Bedri Rahmi için yeni bir yaşam başlamıştı. Çevresi gün geçtikçe genişleyen sanatçı çift hem geçimlerini sağlamak üzere gün boyu sıkıcı işlerde çalışıyor hem de geceleri kalan zamanlarında resimle uğraşıyordu. Burhan Toprak 1936’da Güzel Sanatlar Akademisi Müdürlüğü’ne getirildi. Bu atamayla kurum orta ve yüksek dereceli bir sanat kurumu haline getirilmek isteniyordu. Burhan Toprak göreve gelince önceki dönemin depoya kaldırdığı resimleri yeni eserlerle destekleyerek büyük bir sergi düzenledi. Bu serginin estirdiği rüzgár, bir yıl sonra Istanbul’da ilk kez bir Resim ve Heykel Müzesi’nin açılmasına neden olacaktı. Burhan Toprak’ın bir diğer önemli uygulaması da tanınmış Fransız ressamı Leopold Levy’yi resim bölümünün başına getirmek olmuştu. Bu Fransız ressam Bedri Rahmi’nin hayatını değiştirecektir. Aralarında Bedri Rahmi’nin de bulunduğu dört genç ressamı kendisine asistan olarak seçmişti. Sanatçının uzun yıllar sürecek akademik kariyeri böyle başlamıştır. O sıralarda Burhan Toprak ünlü Türk ressamları hakkında kitaplar hazırlatıyordu. Bu vesileyle Bedri Rahmi de ilk kitabını yazdı. Büyük bir sergi açan eski öğretmeni Nazmi Ziya Güran’ın resimlerini inceleyip biyografisini yazarak 1937’de kitap haline getirdi.

Bedri Rahmi Eyüboğlu yurt sergileri

YURT SERGİLERİ

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 1938 yılında başlattığı ve altı yıl süren, ressamların yurdun çeşitli yerlerine gönderilmesi kültür programının sanatsal yaşamımızda önemli etkileri olmuştur. Daha sonra bu resimler ’Yurt Gezisi Sergisi’ adı altında toplanıp sergilendi. Bu uygulama karşısında Bedri Rahmi oldukça heyecanlanmış ve tek partili dönemin bu en önemli sanat atılımına gönülden bağlanmıştı. Geziye çıkan ressamlara 300 lira para ile Halkevlerinde barınma kolaylıkları veriliyordu. Eyuboğlu çifti de bu koşullarla Edirne’ye gitti. Onları Istanbul’da alıştıklarından farklı bir hava ve canlı bir gökyüzü bekliyordu. Burada coşkulu bir çalışma dönemi geçiren Bedri Rahmi yöresel motiflerle renkçi anlayışı birleştirme imkánı bulmuştu. Edirne resimlerinin hemen hepsi doğa görünümleridir; içlerinde insan figürü yoktur. Bedri Rahmi’ye özgü aşırılıkları ve yoğun duyarlılıkları bu resimlerde görmek olanaklıdır. Yaptığı bu resimlerden on bir tanesini aynı yıl içinde Ankara Halkevi’nde açılan Birinci Yurt Gezisi Sergisi için göndermişti. 1939 yılı sanatçı için oldukça hareketli geçti. Edirne dönüşünde ’Ses’ dergisi yazarları arasına katılarak birbiri ardına resimlerini, desenlerini ve deneme yazılarını yayımlamaya başladı. Birinci Resim ve Heykel sergisi gerçek bir sanat olayı sayılabilecek kadar zengin içerikliydi. Bu sergiye ’Figür’ adlı yapıtıyla katılan sanatçı birinciliği Arif Kaptan ile paylaşmıştı. Bu arada oğulları Mehmet Hamdi doğunca, aile Salıpazarı’nda bir apartman dairesine taşındı. Yıl sonuna doğru ise yedek subay okuluna alınan Bedri Rahmi Ikinci Dünya Savaşı’nın geriliminin yaşandığı askerliği boyunca çileli bir dönem geçirdi. Ona bitip tükenmeyecekmiş gibi gelen askerliği 1941 yılının sonlarında sona erince 1942’de ikinci yurt gezisi için Çorum’a gitti. Bu gezi Bedri Rahmi için yeni bir dönemin başlangıcını işaret etmektedir. Bu gezi sanatçının yaşamında derin izler bırakmıştı. Çorum yaşantısı, izlenimleri zaman geçtikçe yoğunlaşmış, derinleşmiş Bedri Rahmi ve sanatı bu geziden çıkmıştı. Burada Paris’te Picasso ve Matisse’nin resimlerinde hissettiği Doğu heyecanını tekrar yakalamıştır. Sanatçı, resminin ana temalarını ve yerli içeriğini bu dönemde oluşturmuştu. Minyatür merakı oluşmaya başlayan sanatçı han kahveleri, han avluları, saz çalan áşıklar, halay çekenler, pazaryerleri, çocuğunu emziren kadınlar gibi Anadolu temalarını resimlerinde yoğun olarak işlemeye başladı. Kübizm etkili geometrik yarı soyut Anadolu motifleri ve portreleri bu dönemde ardı ardına geldi. Yine bu dönemde Yunus Emre’nin şiirlerinden elli kadar illüstrasyon çizdi. 1945/47 yılları arasında ’Alis I’, ’Alis II’ ve ’Mari’nin Portresi’ gibi önemli portre dizileri oluşturdu. Káğıt, bazen de tahta üzerine yapılan bu portreler, o döneminin en önemli eserleriydi.

RESİM VE ŞIIR BIRLIKTE

Bedri Rahmi yoğun bir şekilde geçen resim çalışmalarının yanı sıra şiir ve yazı ile de ilgileniyordu. Zaten resim ile yazı arasında uzun süredir bocalamıştı ve ikisini de beraber yürütmeye karar vermişti. Sabahattin Eyuboğlu ve Cahit Sıtkı Tarancı’nın tüm telkinlerine rağmen tüm zamanını resme ayırmıyor, şiir ve yazınsal denemelerini de sürdürüyordu. Şiirleri 1933’ten beri ’Yeditepe’, ’Ses’, ’Varlık’ ve ’Güney’ gibi dergilerde yayımlanıyordu. Onun için yazmak bir ödev ve sorumluluktu. Ilk şiir kitabı olan ’Yaradana Mektuplar’ı 1941 yılında yayımlamıştı. Ortaköy’deki Lido yüzme havuzu için 1943 yılında yaptığı ilk duvar resimleri tüm yaşamı boyunca savunacağı bir davaya ilk adımı niteliğindedir. Bedri Rahmi mimari ile resim ve heykel gibi diğer güzel sanatların beraber kullanılmasının güzel sonuçlar doğuracağı düşüncesindeydi. Yapı ve resim birbirlerine yardımcı olmalıydı. Bazen ölü bir mimari nokta uygun bir sanat yapıtı ya da panoyla değerlendirilebilirdi. Sanat yapıtının yarınlara kalması ve daha geniş kitlelere hitap etmesi için mimar-sanatçı işbirliğinin gerekli olduğunu savunmuştu. Bedri Rahmi bu büyüklükte resimler yapmaktan da hoşlanıyordu. Bunlar ona hem daha öğretici hem de keyifli geliyordu. Sanatçı ikinci duvar resmini de 1946, Ankara’da, Büyük Tiyatro’nun (Opera) girişindeki kapıların üstüne yapmıştır. Güzel Sanatlar Akademisi’nde Leopold Levy’nin asistanı olduğu dönemde başlayan öğretmenlik görevine büyük bir tutku ve ciddiyetle sarılmıştı. Ilk dönemlerden itibaren öğretmek üzerine kafa yormuş ve bunu yazılarında da işledi. Bedri Rahmi’ye göre öğretmen öğrencilerine meslek sevgisini aşılamalı ve onları mesleğe bağlamalıydı. Yüzyıllardır büyük geleneklerden gelen bilgileri, doğa sevgisini ve çıkmazlarla sapmaları öğrencilerine aktarmalıydı. Bu amaçla hazırlayıp, ’Resme Başlarken’ adını verdiği ders notları yazıldıktan 36 yıl sonra oğlu tarafından yayımlandı. Usta-çırak ilişkisini önemseyen sanatçı bir usta olarak yetişkin öğrencilerini, sanat yaşamlarında ilk adımlarını atmalarına yardımcı olmak için bir sergi düzenlemeleri konusunda cesaretlendirdi. Akademi’nin yemekhanesinde 1947 yılının baharında açılması düşünülen sergiye katılacak sanatçılar ’10’lar Grubu adını almışlardı. Bir yıl içinde sayıları otuzu geçmişti.

Bedri Rahmi Eyüboğlu kişisel sergileri

KİŞİSEL SERGİLERİ

’D’ Grubu, ’Yeniler Grubu’ ve Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği’ gibi gruplar 1946/47 yıllarında birlikteliklerini henüz zorla da olsa koruyorlardı. Fakat bu gruplara uzun yıllardır bağlı sanatçılar arasında kendi başına yol tutma istekleri kendini hissettiriyordu. Bedri Rahmi kopmaların başladığı böyle bir dönemde sevdiği bir öğrencisinin resimlerinin geri çevrilmesi üzerine Eren Eyuboğlu’yla birlikte 1947 yılında ’D’ Grubu’ndan ayrıldı. Yoğun bir çalışma temposuyla geçen 1947 yılında portrelerini ilk kez sergilediği kapsamlı bir sergi açan sanatçının bu eserleri, büyük bir etki uyandırdı. Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde açtığı sergi de büyük bir gilgi gördü (1950). Sergiden iki hafta önce, ülkeyi kuruluşundan beri yıllarca yöneten tek parti rejimi, çok partili hayata geçilince, yerini Demokrat Parti’ye bırakmıştı. Bedri Rahmi bu sergide yirmi yıldır elinde toplanan resimlerden 150 tanesini sergiliyordu. Sergide Çorum dönemi resimleri ve folklora dayanan düzenlemelere geniş yer ayırmıştı. Serginin ardından ikinci kez Paris’e, bir süreden beri orada olan eşinin yanına gitti. 1933 yılındaki dönüşünden beri ilk defa yurtdışına çıkıyordu. Müzeleri daha deneyimli olarak bir kez daha dolaşıyordu. Bu sefer en çok dikkatini çeken ilkel kavimlerin sanatını inceleme imkánını bulduğu Insan Müzesi (Musee de I’Homme) oldu. Güzel yararlı olmalı, diyordu Bedri Rahmi Paris dönüşünde. Baş örtüleri hem güzeldir hem de yararlı, kilim de öyledir hem güzel hem yararlı. Sanat eserleri denilen üretimlerin bir işe yaramaları ve belli başlı işler görmeleri düşüncesi bundan sonraki yaşamının yönlendirici kuvvetlerinden birisi olmuştu. Ona göre yararlı olmak güzel olmanın etkisinden hiçbir şey eksiltmiyordu. Çift, Paris’ten döndüğünde Istanbul’da bir sanat galerisinin hazırlıkları da ilerlemekteydi. Böylece Maya Galerisi 1950 yılında Istanbul’a kazandırılmış oluyordu. Bedri Rahmi’nin güzel ve yararlı düşüncesinin ürünleri olan yazma denemeleri de burada sergilenecekti. Aynı yıl Kariye Camii düzenlemesiyle ilgilendi ve Bizans seramiklerini de ilgi alanına kattı. ’Yeni Sabah’ gazetesinde 1951 yılında yazmaya başlayan sanatçı seçtiği konular nedeniyle buradaki yazarlığını sürdüremedi. Daha sonra sayfalarını kendisine açan ’Cumhuriyet’te 1952/58 yılları arasında düzenli olarak yazmıştı. Yazarlık Bedri Rahmi’de bir tutkuydu ama aynı zamanda maddi olarak sıkıştığında sığındığı kapıydı da. Yazarlığını en yoğun olarak resim yaptığı dönemlerde bile bırakmamış, inatla sürdürmüştü. ’Tuz’ isimli üçüncü şiir kitabından sonra ilk düzyazı kitabını, ’Canım Anadolu’yu yayımladı. Bedri Rahmi 1955 yılında, yeni Büyük Millet Meclisi yapısına konulacak resimleri seçecek kurulun başkanlığını yaptı. Bu olay Demokrat Parti döneminin en büyük sanatsal etkinliğiydi. Dönemin sanatçıları Demokrat Parti iktidarının başından beri devlet tarafından tam bir ilgisizlikle karşılanmışlardı. Bunun yarattığı sahip çıkılmama duygusunun etkisiyle maddi yönden hiç de çekici görünmeyen bu uygulamaya büyük ilgi gösterdiler. Sonuçta açılan sergi tam bir fiyaskoyla sonuçlandı ve parti ileri gelenleri hiçbir eserin Meclis’e layık olmadığını açıkladı. Bu olanlar partinin ilgisizliğinin devamı niteliğindeydi. Tüm bunlara rağmen serginin, kıyıda köşede kalmış, unutulmuş birçok sanatçıyı tekrar harekete geçirmesi açısından olumlu yanı da olmuştu. Bedri Rahmi 1953-1960 yılları arasında büyük boyutlu mozaikler üzerinde çalıştı. Üretilen standart boyutlu yassı cam mozaiklerle yaptığı denemelerini giderek geliştirdi. 1958 Uluslararası Brüksel Sergisi’ndeki Türk pavyonu için Eren Eyuboğlu’yla yaptığı 227 metrekarelik düzenlemeyle altın madalya aldı. Istanbul Manifaturacılar Çarşısı ve 4. Levent Sitesi duvarlarını süsleyen seramik panolar ve Istanbul Hilton Oteli’nin duvar resimleri yaptığı diğer büyük boyutlu duvar resimleridir. Bedri Rahmi ilk deneyimlerinden beri resim sanatının geleceğini mimarlıkla birleşmesinde görmüştür. Bu görüşü doğrultusunda duvar resimlerinin her türlüsünü yapmıştır.

YURTDIŞINDA

Sanatçı Brüksel sergisinden beri çalışmalarını yurtdışında sürdürmeyi düşünüyordu. 1961’de aldığı Rockfeller bursuyla, eşiyle beraber, aradığı bu olanağı buldu. Önce Paris’e sonra da Amerika’ya giderek iki yıl geçirdiler. Amerika’da farklı teknikler öğrendi. Orada ’arkalik’ boyalarla çalışmaya alışmıştı. Hem daha rahat resim yapıyor hem de resimleri çabucak kuruyordu. Çok farklı ve çeşitli renkler kullanma olanağı da vardı. 1954 yılında Amerika’da renk konusunu ele alarak üzerinde yoğun bir biçimde düşünmeye başladı. Sanatçı bilinmeyen, kimselerin görmediği renklere ulaşmak için çeşitli deneylere girişiyor ve malzeme üzerinde alışılmadık yöntemler uyguluyordu. ’Bedroslar’ dizisi bu koşullarla ortaya çıktı. Amerika dönüşünde Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde açılan ilk sergisi, öne sürdüğü görüşlerle yaptığı resimlerin uyuşmadığını gösteriyordu. 1969 yılında Sao Paolo Bienali’nde onur ödülünü alan sanatçı dönemin siyasal gelişmelerini de dikkatle izlemekteydi. 12 Mart uygulamalarında ağabeyi Sabahattin Eyuboğlu’nun gözaltına alınmasından oldukça etkilendi. 1971 yılında toplumsal içeriği yoğun olan resimler yapmaya başladı. 1972 yılında 33. Devlet Resim ve Heykel Sergisi’nde birincilik ödülü aldı. Bedri Rahmi 25 Eylül 1975 günü bir süredir boğuştuğu kansere yenik düştü. Sanatı Bedri Rahmi Akademi`de aldığı ilk eğitiminden sonra temel bilgilerini Paris`te AndrZ Lhote`un akademisinde edinmesine karşın onun kübist ve yapımcı (konstrüktif) yaklaşımını benimsememiş, Dufy ve Matisse`i kendine daha yakın bulmuştu. Paris`ten döndükten sonra Anadolu gezilerinde gittiği Edirne ve özellikle de Çorum’da yaptığı resimler ve Istanbul görünümlerinde Dufy`nin renk ve çizgi anlayışının etkileri görülür. Zamanla bu etkiden sıyrılarak halk sanatını sağlam bir kaynak olarak görmeye başlamıştı. Halk sanatından yola çıkarak yeni anlatım biçimleri aradı. Anadolu kilimlerinin geometrik, soyut biçimleri, çini, cicim, heybe, yazma ve çorapların bezeme düzeni ve renk uyumlarını kaynak olarak kullanmış, motifin ağırlık kazandığı süslemeci bir tutumla resimler yaptı. Iki yıl kadar süren ABD gezisinden sonra değişik malzemelerden yararlanarak soyut resimler ve renk düzenlemelerine yönelmişse de son yıllarında yeniden eski konularına döndü. Kemençeciler, gecekondular, hanlar, kendi portreleri, balıklar ve kahvelerle, yeni renk ve doku deneyimlerinden de yararlanarak, doğaya eğilişin ustaca ve yetkin örneklerini verdi. Çağdaş resim öğelerini de içeren bu çalışmalarında, konu soyuta yaklaştığı oranda, resmin de bir tür "nakış"a dönüştüğü izlenir. Halk sanatının masal, şiir, destan ve şiir gibi her türüne karşı duyduğu hayranlık, şiirlerine de yansımıştı. Halk dilinden ve şiirinden aldığı öğeleri kendine özgü bir biçimde kullanarak halk diline yaklaşma çabasını sonuna dek götürmüştü. Bu nitelikleriyle şiirleri, resimleriyle büyük bir benzerlik gösterir. Akıcı, rahat bir dille kaleme aldığı gezi ve deneme yazılarında ise sürekli gündeminde olan halk kültürü, halk sanatı konularındaki görüşlerini sergilemiştir.

Bedri Rahmi Eyüboğlu yayınlanmış kitapları

YAYINLANMIŞ KİTAPLARI İÇİN TIKLAYIN



Nazmi Ziya Monografisi (1937)



Yaradana Mektuplar (şiir, 1941)



Karadut (şiir, 1948)



Tuz (şiir, 1952)



Üçü Birden (şiir, 1953)



Canım Anadolu (gezi, 1953)



Dördü Birden (şiir, 1956)



Dol Karabakır Dol (şiir, 1974)



Tezek (gezi, 1975)



Delifişek (gezi, 1975)



Resme Başlarken (1977)



Binbir Bedros (resim albümü, 1977)



Karadut (resim albümü, 1979)



Babatomiler, (resim albümü, 1979).



Resimlerinden bazıları şunlardır:



’Paris’, Mustafa Eyuboğlu, 1933; ’Yazılı Natürmort’, 1936; ’Salı Pazarı’,



1938; ’Nallanan Öküz’, 1947; ’Düşünen Adam’, 1953; ’Köylü Kadın



(Tren-Yataklı Vagon)’, ’Karadut Satıcısı’, 1954; ’Çömelmiş Köylü’, 1972;



’Ankara’nın Kavakları’, 1973; ’Mor Takkeli Hacı’, 1974; ’Son Kahve’,



’Anadoluhisarı’, ’Han’, 1975.



Duvar Resmi: Istanbul Ortaköy Lido Yüzme Havuzu, Hilton Oteli, Divan Oteli.



Mozaik Pano: Brüksel Nato Binası, Samatya Işçi Sigortaları Hastanesi, Ankara



Etibank binası, Ankara Marmara Oteli, Istanbul Vakko Fabrikası.



Duvar Kabartması: Istanbul Unkapanı Manifaturacılar Çarşısı, Istanbul



Karaköy Aksu Işhanı.



Avrupa’da eğitim görmesinden dolayı Batı sanatının ustalarına nasıl sevgiyle bakmışsa; aynı zamanda yerli kültüre ve halkının yaratıcılığına da o derece sevgiyle bağlı ressamlarımızdandır. Geleneksel süsleme ve halk el sanatlarında seçtiği motifleri yapıtlarında Batı’nın teknikleriyle birleştirerek başarılı bir biçimde kullanmıştır. Sanatçı hayatı boyunca yazma, gravür, seramik, heykel, vitray, mozaik, hat, serigrafi, litografi gibi birçok formlarda eserler üretmiştir. Giresun’un Görele ilçesinin kaymakamı olan Rahmi Bey’in üçü erkek ikisi kız, beş çocuğundan ikincisi olarak 1911 yılında dünyaya geldi. Baba Rahmi Bey yörenin ileri gelen ailelerinden, Maçkalı Eyuboğlu ailesindendi. Annesi Lütfiye Hanım da yine yörenin sevilen ailelerinden birine mensuptu. Asıl adı Ali Bedrettin’ken zamanla Ali unutuldu ve sonra Bedrettin Bedir’e, nihayetinde de bugünkü Bedri’ye dönüştü. Bedri Rahmi’nin ilkokul çağı çoğu memur çocuğu gibi yurdun değişik kentlerinde geçiyordu. 1920’de düşmanın Kütahya’ya girme tehlikesi kendini hissettirince Rahmi Bey ailesini Ankara’ya göndermişti. Artvin ise 1924/25 yıllarındaki ikámetleriydi. Rahmi Bey Trabzon milletvekili seçilince, aile de 1925’te Trabzon’a yerleşti. Trabzon diğer Orta Anadolu kasabaları ve Artvin’e göre gelişkin bir liman kentiydi ve o yıllarda da önemli bir ticaret merkeziydi. Ergenlik çağını geçirdiği bu kent, sanatçının yaşamını oldukça etkilemiştir. Lise öğrenimi pek başarılı geçmeyen sanatçı, ağabeyi Sabahattin Eyuboğlu’nun bir sınavı kazanarak Fransa’ya gitmesiyle derslere olan ilgisini iyice kaybetmişti. Onuncu sınıfta 1920 yılında Trabzon lisesine atanan ve orada yedi ay kaldıktan sonra Istanbul’a dönen resim öğretmeni kendisini çok etkilemişti. Hayatında resim olmayan sanatçıdaki bu ilgiyi uyandıran kişi resim öğretmeni Zeki Kocamemi’ydi. Bedri Rahmi’deki yeteneği fark eden öğretmeni onunla daha çok ilgilenmişti. Fransa’dan ağabeyisinin gönderdiği resim kitapları da bu ilginin devam etmesinde yardımcı olmuştu.

AKADEMİ

Liseyi bitirecek kadar sabırlı olmayan sanatçı Trabzon’dan bir an önce kaçıp kurtulmak istiyordu. Lisede aldığı resim derslerinin etkisi, biraz da okul müdürünün özendirmesiyle 1929`da Istanbul Güzel Sanatlar Akademisi`ne (şimdi Mimar Sinan Üniversitesi) girdi. Resim bölümünde üç öğretmen vardı: Nazmi Ziya Güran, Ahmet Haşim ve Ibrahim Çallı. Burada bu öğretmenlerinden ders alan sanatçı 1930`da eğitimini bitirmeden, Sabahattin Eyuboğlu ile beraber Lyon`a gitti. Iki kardeş ortaokul dönemlerinden beri çok iyi dosttular ve bu etkileşimleri yaşamları boyunca da hep sürmüştü. Sabahattin Eyuboğlu aldığı bursu paylaşmayı göze alarak, onu Lyon’a yanında götürmüştü. Oradan Paris’e geçen sanatçı AndrZ Lhote`un yanında resim çalıştı. Daha sonra evleneceği Rumen asıllı eşi Eren Eyuboğlu’yla (Ernestine Letoni) da burada tanıştı. Lhote’un atölyesinde bir ay kalan sanatçı burada, hocaları olarak kabul ettiği Gauguin ve Van Gogh’a Matisse, Brague ve Chagal’ı da dahil etmişti. Matisse ve Picasso’nun resimlerinde Doğu sanatından esintiler yakalayan sanatçı Osmanlı’nın ihtişamını ve halk sanatının büyüklüğünü burada keşfetmiştir. Fransa’da yaptığı resimlerinde sanatının özgün yönleri daha o zamanlar gözlemlenebilmektedir. 1933`te Abidin Dino ve Cemal Tollu’nun da aralarında bulunduğu altı genç ressam ’D’ Grubu`nu kurmuşlardı. Bedri Rahmi de 1934 yılındaki dördüncü sergilerine otuz resmiyle katıldı. Bu sergiyle aynı zamanda bazı resimlerini de Ernestine’dekilerle birlikte sergilenmesi için Romanya’ya yollamıştı. Böylelikle ilk sergisini kendi katılımı olmaksızın 1934 yılında Romanya’da açmış oldu. Bedri Rahmi 1934 yılında yoğun bir şekilde resim yaparken diğer taraftan da çevresinde yeni dostluklar kuruyordu. Bu dönemde Abidin Dino ve Arif Dino kardeşler, Fikret Mualla, Nurullah Berk, Arif Kaplan, Fikret Adil, Necip Fazıl gibi sanatçı ve aydınlarla tanışmıştı. Ismail Hakkı Baltacıoğlu’nun yayımladığı ’Yeni Adam’ dergisine büyük bir heyecanla resimler yapmaya başlamıştı. 1934`te katıldığı Akademi`nin diploma yarışmasında üçüncü olması kendisini pek memnun etmemişti. Bu derece ile mezun olmak istemediğinden yarışmaya yeniden hazırlanmak için mezun olmayı istemedi. Ernestine henüz Istanbul’dan yeni ayrılmıştı ve artık beraber yaşamayı istiyorlardı. Evlilik hazırlıkları için para biriktirmek gerekiyordu. Bedri Rahmi’nin Fransa’dan Istanbul’a dönmesinden sonra aşkları tam üç yıl boyunca Ernestine’in iki ziyareti dışında mektuplarla sürmüştü. Maddi sıkıntı içine düşen Bedri Rahmi, Fikret Adil’in kendisine bulduğu işi kabul ederek altı aylığına Istanbul dışına çıktı. Çerkeş’te bir firmada çevirmenlik yapıyordu. Bedri Rahmi burada çocukluğunun manzaralarını tekrar keşfedecektir. Çerkeş’e gitmeden önce Ali Naci Karacan’ın çıkardığı ’Tan’ gazetesinde yazılar yazmaya başlamıştı. Dönüşünde bu yazılarına daha da yoğunlaştı. Ernestine 1936 yılında bir daha geri dönmemek üzere Istanbul’a gelmişti. 16 Nisan 1936’da evlendiler ve bundan sonra Ernestine Letoni, Eren Eyuboğlu adını aldı. Bedri Rahmi aynı zamanda Tekel genel müdürlüğünde bulduğu tanıtma vitrini düzenleme işini yapıyordu. Aynı yıl ikinci defa girdiği Akademi`nin diploma yarışmasında bu sefer ’Hamam’ isimli tablosuyla birinci olarak diplomasını aldı. Ayrıca Cumhuriyet döneminin ilk yurtdışı sergisi olan Çağdaş Türk Resim Sergisi için Sovyetler Birliği’ne üç de resim göndermişti. Bu yıllarda Bedri Rahmi için yeni bir yaşam başlamıştı. Çevresi gün geçtikçe genişleyen sanatçı çift hem geçimlerini sağlamak üzere gün boyu sıkıcı işlerde çalışıyor hem de geceleri kalan zamanlarında resimle uğraşıyordu. Burhan Toprak 1936’da Güzel Sanatlar Akademisi Müdürlüğü’ne getirildi. Bu atamayla kurum orta ve yüksek dereceli bir sanat kurumu haline getirilmek isteniyordu. Burhan Toprak göreve gelince önceki dönemin depoya kaldırdığı resimleri yeni eserlerle destekleyerek büyük bir sergi düzenledi. Bu serginin estirdiği rüzgár, bir yıl sonra Istanbul’da ilk kez bir Resim ve Heykel Müzesi’nin açılmasına neden olacaktı. Burhan Toprak’ın bir diğer önemli uygulaması da tanınmış Fransız ressamı Leopold Levy’yi resim bölümünün başına getirmek olmuştu. Bu Fransız ressam Bedri Rahmi’nin hayatını değiştirecektir. Aralarında Bedri Rahmi’nin de bulunduğu dört genç ressamı kendisine asistan olarak seçmişti. Sanatçının uzun yıllar sürecek akademik kariyeri böyle başlamıştır. O sıralarda Burhan Toprak ünlü Türk ressamları hakkında kitaplar hazırlatıyordu. Bu vesileyle Bedri Rahmi de ilk kitabını yazdı. Büyük bir sergi açan eski öğretmeni Nazmi Ziya Güran’ın resimlerini inceleyip biyografisini yazarak 1937’de kitap haline getirdi.





Arkadaşınıza gönderin

   
 

  Ekleyen : BaHaR
Okunma Sayısı : 1574
Eklenme Tarihi : 16 Ekim 2007, Salı
SONRAKI : Ali Bekir ?i?ek   
Forum Linki:
HTML Link:
Direkt Link:
Mause ile tıklayın ve Ctrl + C ile kopyalayın

En Son Eklenen  biyografiler


 İşte Madonna nın sizi şaşırtacak olan hayatı biyografisi İşte Madonna nın sizi şaşırtacak olan hayatı
 Erdal Güney biyografisi Erdal Güney
 Ünlü Rus yazar Aleksandr Soljenitsin biyografisi Ünlü Rus yazar Aleksandr Soljenitsin
 Keriman Halis biyografisi Keriman Halis
 RANDY PAUSCH YAZAR biyografisi RANDY PAUSCH YAZAR
 Kolera asıl adı Esen Güler biyografisi Kolera asıl adı Esen Güler
 Alexander Graham Bell biyografisi Alexander Graham Bell
 Nesimi Çimen ozan biyografisi Nesimi Çimen ozan
 Abdurrahman Yalçınkaya 1950  Kimdir biyografisi Abdurrahman Yalçınkaya 1950 Kimdir
 Turhan Çömez biyografisi Turhan Çömez
 Edison biyografisi Edison
 Suna Pekuysal biyografisi Suna Pekuysal
 Öznur ÖZER biyografisi Öznur ÖZER
 Seyfettin SUCU biyografisi Seyfettin SUCU
 Tuna Kiremitçi kimdir, Tuna Kiremitçi biyografi biyografisi Tuna Kiremitçi kimdir, Tuna Kiremitçi biyografi
 Beryl Cook biyografisi Beryl Cook
 Semiha DENİZ biyografisi Semiha DENİZ
 BO DİDDLEY biyografisi BO DİDDLEY
 Füsun Demirel biyografisi Füsun Demirel
 Soner ALIÇ biyografisi Soner ALIÇ
 Santana biyografisi Santana
 R E M grubu biyografisi R E M grubu
 Eric Clapton biyografisi Eric Clapton
 Beatles rock türü müziği biyografisi Beatles rock türü müziği
 Bob Marley in biyografisi Bob Marley in
 James Brown biyografisi James Brown
 Rihanna biyografisi Rihanna
 PABLO PICASSO biyografisi PABLO PICASSO
 HASAN FERDA GÜLEY biyografisi HASAN FERDA GÜLEY
 Yıldız KENTER biyografisi Yıldız KENTER
 EMMA WATSON biyografisi EMMA WATSON
 Wolfgang Amadeus Mozart biyografisi Wolfgang Amadeus Mozart
 LUDWİNG VAN BEETHOVEN biyografisi LUDWİNG VAN BEETHOVEN
 UĞURALP DİLEK biyografisi UĞURALP DİLEK



 
ONLINE KULLANICI : 7 | 0,34 saniye Sayfa Yüklenme
Copyright © E-hadi.NET by: Bahar YILMAZ & Alim Ömer ABUL, 2006.
Hosting Hizmetleri