 |
|
 |
|
Bir İşci Şair Ozan Telli Asim Bezirci Makalesi
Asım BEZİRCİ Politika`daki yazılarımı izleyenler görmüşlerdir: İkide bir işçi sınıfı edebiyatından, onun taşıyacağı özelliklerden söz ediyorum; ülkemizde halktan gelen sosyalist yazarların yetişmesini diliyorum, bunun yollarını arıyorum. Gerçi işçilerimizin yaşadığı çetin koşulları anlıyorum: İşten evine yorgun dönen,geçim sıkıntısı içinde kıvranan, doğru dürüst eğitim/öğretim göremeyen, edebiyatla uğraşmaya vakit bulamayan kimselerin arasında yazarların çıkması çok güç, biliyorum.Üstelik, bu güçlüğün de ancak sosyalist düzende aşılacağına, kitlelerdeki yeteneklerin ancak orada çıkıp gelişeceğine inanıyorum.Yine de, çevremde yazarlığa özenen bir işçinin adı geçince umutlanıyorum:"İşte emekçileri içerden tanıyan biri," diye düşünüyorum.Herhalde , dışardan birine, örneğin bir küçük burjuvaya oranla böyle birinin halkı anlatması daha canlı, daha gerçeğe yakın olacaktır. Maksim Gorki`nin, Jack Lodon`un, Orhan Kemal`in eserlerinde olduğu gibi...
Bir işçinin şiirini okurken bunu yakından gördüm: Vatan gazetesinin açtığı "Özgürlük Şiirleri Yarışması"nın yargıcılar kurulundayım. Gelen şiirlerden bana verilenlerin ilk elemesini yapıyordum. Ayırdığım örneklerden biri ilgimi çekti. Kimin yazdığı belli değildi. İlk okuyuşta etkiledi beni. Uzun olmasına karşın, bir kaç kez bıkmadan okudum.
yarınları çalar sazım geleceğe gerilir geleceğe kurulur perde perde tel ile çalındıkça el ile söylendikçe dil ile yüründükçe yol ile özgürlüğe varılır özlemlere varılır varılır vezüv`ün yamaçlarına
Bu parçadan da anlaşılacağı üzere, şairin inançlı ve dirençli bir bakışı, destansı ve soluklu bir sesi, temiz ve sıcak bir dili, coşkulu ve açık bir deyişi var. Dizeleri su gibi, gürül gürül akıyor. Halk edebiyatından, Nazım Hikmet şiirinden başarıyla yararlanmış. Şair yalnızca edebiyatımızın geleneğini değil, solumuzun tarihini de özümlemiş.Şeyh Bedrettin`den Mustafa Suphi`lere, Nazım Hikmet`ten günümüz savaşımcılarına kadar uzanan halk hareketleri ve önderlerinden bilinçle, sevgiyle söz ediyor:
özgürlüğün cansuyu karadeniz kıyısında kızıl kan çarpar kayalara çarpar çalkanır ve vurur bakıra rengi vurur çaya rengi vurur suya rengi suphi`nin sağ yanı çürümüş sol yanı dirinin yani emek erinin karıncanın arının yani nejat`ın yani gözleri gök nazım`ın bağrı toprak nazım`ın özgürlüğün yeşerdiği
Şair özgürlüğü basit bir tasarım değil, insana, topluma bağlı bir olanak sayıyor.ona göre, özgürlük "anaların en büyüğü"dür. "gökboyu mavilik"tir, "ekmeğimizin katığı"dır. "Bitmeyen bir inatla zindana, zincire, zulme" dayanarak ve "kayalarda kartal kanatla" savaşarak kazanılır, korunur.
kurt üşüşmüş kuş üşüşmüş kuzum üstüne balam kara kara kış üşüşmüş yazım üstüne balam bir kahırdan kaş üşüşmüş gözüm üstüne balam sızım üstüne balam acıdan ağu sürülmüş çeliğe böyle verilmiş özsuyu özgürlüğün
Peki bütün bu güzel parçalarına karşın, "ögürlük" şiirinde takıldığım hiçbir şey yok mu? Az da olsa, var: Bazı kesimler boşuna uzamış, bazı dizelerin ya da sözcüklerin sık sık tekrarı da gereksiz. Bunlar, yer yer, şiirin yoğunluğunu yaralıyor, gerilimini azaltıyorlar.
Seçiciler kurulunun öteki üyeleri Hasan İzzettin Dinamo ve Kemal Özer`le buluştuğumuzda bunları düşünüyor, sonucu merak ediyordum. Acaba onlar ne diyeceklerdi, yoksa yanılıyor muydum? Elemeyi kazanan şiirleri 1977 Ekiminin son haftasında yeniden okuduk, üzerinde konuşup tartıştık. Söz konusu şiir oybirliğiyle birinci seçildi. Doğrusu, pek sevindim buna. Şairini öğrenmek üzere zarfı heyecanla açtık. İçinden Ozan telli`nin adı çıktı. Meğer, birincilik ödülünü kazanan şair, genç bir işçi imiş! Hepimiz duygulanmıştık... Belki Ozan Telli`yi tanımak isteyenler olur. Kendi ağzından özgeçmişini sunuyorum: "1950 yılında Gaziantep iline bağlı İslahiye ilçesinin Telli köyünde doğmuşum.Acılar ve sancılar içinde yoğrulan yaşayamadığım çocukluğum doğduğum yörelerde geçti. Daha sonraları yurt içinde ve dışında gurbetçi olarak dolandım durdum.Tarlalarda ırgatlık, sokaklarda seyyar satıcılık, inşaat ve fabrikalarda işçilik yaptım. Siyasal uğraşlarımdan ötürü işkence odalarından geçtim; mahkum oldum, mahpus yattım. yanı sıra da yaşadığım yeri ve döktüğüm teri yazmaya çabaladım. Şimdilerde işsiz işçiyim..."
Ozan Telli, kazandığı üç bin liralık ödülü, örnek bir tavırla, MESS grevindeki Maden-İş Sendikası işçilerine bağışladı.
Not: 1977 yılında Politika gazetesinde yayınlanan bu yazı daha sonra "Halk ve Sosyalizm İçin KÜLTÜR ve EDEBİYAT" adlı kitapta yer almıştır.
|
 |
 |
|
 |
 |
|
 |
|
|
|
Ekleyen
|
: Ali DOGAN |
|
Okunma Sayısı |
:
979 |
|
Eklenme Tarihi |
:
7 Nisan 2008, Pazartesi |
|
SONRAKI |
:
daniel radcliffe
|
|
 |
 |
|
 |
|
|