ANASAYFA | OYUNLAR | YEMEK TARIFLERI | Magazin Haberleri | FIKRALAR | BIYOGRAFILER | HIKAYELER | FORUM
Ayrılık, Ayrılık mesajları, Sevgiliye En iyi Ayrılık ve Romantik Ayrılık
 Ayrılık, Ayrılık mesajları, Sevgiliye En iyi Ayrılık ve Romantik Ayrılık sözleri,
 

Kategoriler


 Güzel Söz Ekle Güzel Söz EKLE
 Güzel Sözler GüzelSözler
 aCı SöZLeR  aCı SöZLeR (27)
 Anneler Günü Anneler Günü (24)
 Aramızdan Ayrılanlar Sevdiklerimiz Aramızdan Ayrılanlar Sevdiklerimiz (3)
 Asker Asker (64)
 Aşk Aşk (456)
 Atasözlerimiz Atasözlerimiz (14)
 Ayrılık Ayrılık (353)
 Babalar Babalar (33)
 Beşiktaş Beşiktaş (3)
 Doğum Günü Doğum Günü (47)
 Dostluk Dostluk (50)
 Etkileme Sözleri Etkileme Sözleri (157)
 FenerBahçe FenerBahçe (3)
 Galatasaray Galatasaray (6)
 Geçmiş Olsun Geçmiş Olsun (11)
 Goncam Baharım Goncam Baharım (60)
 Hayat Dersi Hayat Dersi (25)
 İhanet İhanet (7)
 İtiraf Köşesi İtiraf Köşesi (2)
 Kandil Kandil (38)
 Komik  Komik (81)
 Kurban Bayramı Kurban Bayramı (0)
 Kutlama Kutlama (9)
 Nefret Sözleri Nefret Sözleri (598)
 Ölüm Ölüm (10)
 Özlem Özlem (294)
 Özlü Sözler Özlü Sözler (150)
 Özür Özür (31)
 Ramazan Bayramı Ramazan Bayramı (6)
 SeN SeN (51)
 Sevgi Sevgi (494)
 Sevgililer Günü Sevgililer Günü (14)
 Sitem Sitem (326)
 Teklif Etme Teklif Etme (2)
 Yalnızlık Yalnızlık (269)
 Yılbaşı - Yeniyıl  Yılbaşı - Yeniyıl (21)

 

 

 


-----güneş batmadan yıldızlar görünmez elbet ------
gelecek günler ne alır, ne verir, bilemem
bildiğim; şarkılar biten aşkların cenaze törenleridir
bir şarkı söyle, göm gitsin...
göm gitsin yalanları, göm gitsin yalnızlığı, göm gitsin acıları
sonra da otur, yüreğin yeşerene kadar ağla
bırak, başka bir yerde büyüsün o bebek
belki böylesi daha iyi....


Ekleyen : BahaR ABUL - Alim öMeR YILMAZ Tarih : 2 Temmuz 2009, Perembe
     

rutubetli bir duvar var sadece karşında, yıkabilirsin geçebilirsin.. yeter ki inanmalı insan kendine yeterki mücadeleci bir ruha sahip olabilmeli herseyden önce.. herseyle mutlu olabilmesini bilmelidir hayatta... denemelerdeki konularımda geçen bu saplantılar keşke gerçekleştirilebilse, bak yine keşke deniliyor her şeyin basında keşkeyle başlamışsan ztn sen inan bitmiştir baştan.... keşke, keşke, keşke... ne acaip bi kelime oysa hayatımızın her köşesinde dime... keşke,keşke dediğimiz herşey keşkenin içinde sıkışıp kalmasa,,, bir ütopyada yaşamalıydı ruhum varlığıda hayali değilmi?,, ütopyalar kuramı anımsandı beynimde hiç değilse hayatının hayal kırıklığını yasadığında sığınabileceğin bir kent yada gezegen... rüya olsa keşke! uyandığımda küçük bir kız çocuğu olarak ve her gözlerimi açışımda gözlerimde anne aramak olsa...


Ekleyen : **tuuBa** Tarih : 1 Temmuz 2009, Çarşamba
     
benİ unutmak İçİn yemİnler etmİşsİn...
gözlerİm gelmİş aklina vazgeçmİşsİn...
benden habersİz uzaklara gİtmİşsİn...
bİlİyor musun sevgİlİm artik umrumda bİle değİlsİn...

Ekleyen : serkan Tarih : 26 Haziran 2009, Cuma
     


 ---ayrılığın darağacında hançerledi aşk-----------

bir yürekti açtığım; kaçmadım da hançerinden sevgili. vur şimdi gecelerde sefil ihtiraslarla dolu kadehlere sen. benimse içtiğim yokluğundur; dünde, ondan önce de… "zamana yenilmeyelim ne olur!" yenildik, bitti. işıklar söndü, kapandı kapılar ve duruldu sular...

 

yargısız bir infaza hüküm giydi aşk ve hükmünü yitirdi; ayrılığın darağacında idama mahkum oldu.
"rüzgarlar, ağaçlar, gökyüzü ve yeryüzü ve şu umman, yıldızlar, şu asuman; hep var oldukça ve ben, burada oldukça, sen de olacaksın. bedeli bu muydu sevmenin? korkulara yenilir miydi savaşçı yürekler? bunların hiçbirinin cevabını bilmiyorum şu an. üzgünüm. hoşça kal!"

kalabalık yalnızlıklarla doluydu ayrılığın darağacına giden yol. kalanlar vardı o kısacık yolda, düşenler; gücünü tüketerek dar zamanın ötesinde. yitirmişlerdi yeni bir yaşama merhaba deme şansını; saramamışlardı yaralarını ve kanamışlardı oluk oluk. yürüyenler vardı; koşanlar, arada bir durup arkasına bakanlar, umutlananlar, soluklananlar, ayakları geri geri gidenler. korkaklar da vardı, cesurlar da. kalabalıktı alabildiğine ayrılığın darağacına giden yol ve ben de o kalabalıkların içindeydim artık.
arkamdan yükseliyordu yargıcımın sesi;

 

"her gün biraz daha derinden hissediyorum yokluğunu." ben yokluğunun en içindeydim oysa hep. "uzaklaşıyorsun benden." evet uzaklaşıyordum; uzaklaştırılmıştım çünkü. ayaklarına prangaları vurarak ayrılığın darağacına yollamıştın aşkı. "gökyüzü var oldukça, sen var oldukça değil. yok oluyorum git gide, biliyorum. hak ediyor muyum? belki."
verilmişti hükmü aşkın; geri dönüşsüzdü. geri dönüşsüzdü darağacına giden yolculuğum; durup geriye bakmak anlamsızdı. korkuyordum evet; kendime değildi korkum; güçlüydün biliyordum ama yine de yalnız kalmaktan korkuyordum. dönüşsüz yolculukların başladığı yerdeydim. sen, gitmeliydin artık ve vazgeçmeliydin durup durup arkana bakmaktan.

"gitmekten korkuyorum" diyordu yargıcım; "çünkü gitmenden korkuyorum." ben, ölüyordum sen korkuyordun. korkuyordum korku duymandan. "korktuğum zaman ellerimi bir an bırakacağın hissinden de korkuyorum."
ölüler nasıl tutabilirdi ki? henüz bilmiyordum.
çığlıklarımı susturamıyordum. nasıl adaletsiz bir korkuydu o ve nasıl bir infazdı ki tüm korkuları içinde barındırıyordu. adaletsiz, asaletsiz korkular. yargıcına teselli veren mahkum gibi hissediyordum kendimi. çaresizliğin ve saygısızlığın öfkeleri çöreklenmişti içime. bir an sorunuydu artık bizim için son. her şeye hazır olmalıydık. susmalıydık. yaklaşıyorduk son’a. metanetin en gerekli olduğu anları yaşıyorduk ama o da, darağacına yaklaştıkça uzaklaşıyordu benden. teselli arıyordu yüreğim; çaresizdi, geri dönüşsüzdü yolları. "nasıl izbe bir gecede bıraktın beni, nasıl izbe bir yerde tek başıma? yolun sağı solu uçurum. sesin yok, elin, gözlerin yok... ne leylim bir gece. uykular rakkase!"
"her yıl bu zamanlar kanayacak yüreğim nasıl bir yer bu gittiğimiz, kör kuyu?"
gelmişti vakit. susmalıydık; susturamıyordum seni, yüreğimi susturamıyordum. yaklaşırken darağacına ben, hiç olmadığı kadar titriyordun. güçlü olmalı ve gitmeliydin hemen. kasırgalara dayanaksızdın çünkü. ben ise kasırganın kendisiydim artık ve meydan okuyordum uçurumlara. tüm heybetiyle karşımdaydı son.

"sen de mi gidecektin uğrunda ölümlere gidip geldiğim. sen de mi hançer vuracaktın ayrılık yollarında? bir sana susamıştım çöllerde bil ki; bir sendin susadığım. olmasa da varlığın şimdi canım; yokluğunu varlığın sayarım…"
"suçlama beni, bırakıp gidiyorum diye seni. bağrımı yakan bir yaradır bu ayrılık şimdi. belki kanımdadır sevişmelerin yangını, öylece girerken günlerin bağrına. taşıyorum sımsıcak gülüşünü. suçlama beni. ben var oldukça, sen de bende olacaksın. unutmak kolay mı sanıyorsun? hiçbir şeyi unutmama özelliğimi bir tek sende sevdim. suçlamıyorum, bırakıp gidiyorsun; biliyorum senin de yüreğini yakan bir yara bu ayrılık."
"artık ışıklar sönmeli, kapanmalı kapılar, durulmalı sular. artık son kez gelmeli ve gitmeliyiz ikimiz de. yolundan çekilmeliyim. ve benimle anılmamalısın."

boğuluyordun, biliyordum. kendi med cezirlerinden yorulmuştun. korkularının esiriydin. bir savaşçı değildin. aşamadığın engellerin ardında yitip gidiyordun. korkak mıydın? belki! ama bir vurgundu bu; yürek vurguncusuydun. gidiyordun yiterek korkularının kuytusuna. ve bilmiyordun, yakışmadığını savaşıma. bir yıkımdı yaşanan evet. gitmeliydin artık.

ve tırmandım darağacının merdivenlerinden. ayaklarım hayır, geri kaçmadı hiç. eğmeden başımı iskemlenin üzerine çıktım. ve gamsız kementle burun buruna geldim. gözlerimin önündeydi işte ve anlamlı anlamlı sallanıyordu. benden öncekilerin izleri görülüyordu garip bir şekilde; çığlıklarını da duyabiliyordum.
çığlık çığlığaydı yargıcım da;
"gittin. bilmiyorum nerdesin? belki de yüreğinin bir köşesindeyim, yaşamındayım senin ama şu terkedilmişlik duygusu gelip çöreklendi yüreğime, yapıştı; bırakıp gitmiyor. bencil miyim? belki."
belki’siz bir bencillikti seninki evet. İzbesindeydim gecenin ve darağacının üzerindeydim; sınırındaydım varlıkla yokluğun. terk eden sendin ellerimizi, terkedilmişliğimi çalan da sendin. gasptı yaptığın tam da ve çöreklendirmiştin yüreğine terkedilmişliği.
ben ise, henüz gitmemiştim, darağacındaydım. nasıl izbe bir gecede nerelere yuvarlamıştın beni ki, görmüyor ve bilmiyordun; dahası duymuyordun da.
az sonra boynuma geçeceğini düşündüğüm kementle burun buruna idim. ve habersizdim; ihanetin kementi usulca boynuma geçmişti; fark etmemiş, hissetmemiştim. bir ılıklık yayıldı önce yüreğime. İçimi titreten bir ılıklıktı bu. farklı benden olmayan, bünyemin dışladığı. neler oluyordu, bilmiyordum o an.
savunmasızdım ve iskemlemi aniden tekmeleyişin oldu gidişin. o an anladım ki sen hançerlemiştin de beni; aldatmıştın. ayrılığın darağacında hançerlemiştin aşkı. ve ben bunu anladığımda kendimi o aşağılık kementte sallanıyor buldum. son sözsüz, özsüz, bayağı bir son olmuştu bu.

ağır bir ceza olmuştu evet ayrılığın. asılmıştı yüreğimin duvarına verdiğin hüküm. savunmasızdım; infazın da yargısız oldu.

geçti. saatler geçti önce; o her biri günler süren. sonra birikti, aylara döndü; ve yıl nihayetinde. şimdi yerkürenin en ıssız, en ücra köşesindeyim. mezarımın üstü örtüsüz, topraksız; öylesine bırakıp gittiğin yerdeyim hala. ve hala açık sensiz bebekleriyle gözlerim. hala boynumda o aşşağılık kementinin izleri ve yüreğimde saplı hala hançerin.
"ay gecede tutsak, sen uzaklıklara. uzaklıklar değil ayı tutsak eden de, biziz tutsağı uzaklıkların. birkaç saat süren bir tutum değil bizim tutulmuşluğumuz. uzatmışız çağlardan çağlayıp gelen kementlere boynumuzu; parçalamak dururken sınırları. azatsız köleleri olmuşuz acıların…"
yüreğimde o hançer saplıyken nasıl direnebilirim zamana şimdi? ve nasıl direnebilirim nefrete, o acımasız duyguya? o zamanın silahına, gittikçe keskinleşen ve belirginleşen duyguya. sevgimle direneceğim desem de o nefret onunla beslenmiyor mu zaten? ne kadar büyükse insanın aşkı o kadar da hazır değil midir nefret duymaya?
bir yürekti açtığım; kaçmadım da hançerinden sevgili. vur şimdi gecelerde sefil ihtiraslarla dolu kadehlere sen. benimse içtiğim yokluğundur; dün de, ondan önce de…
"zamana yenilmeyelim ne olur?!?"
yenildik, bitti. işıklar söndü, kapandı kapılar ve duruldu sular.


Ekleyen : BahaR ABUL - Alim öMeR YILMAZ Tarih : 14 Haziran 2009, Pazar
     

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,ayrilik ölümden beter...!!!


sen yoksun artık geceler daha karanlık gündüzler daha sesiz sensiz sabah olmak bilmiyor gerçi olsa ne yazar sensiz bu dünya çekilirmi benim gecemde gündüzümde sendin sen gittin...yoksun artık ne gecem kaldı ne gündüzüm keşke o günler geri gelebilse keşke tekrar karşımda gülebilsen ama bunlar bir keşkeden ibaret şimdi anlıyorum söylenenleri şimdi anlıyorum hayatın ne kadar acımasız ne kadar boş olduğunu acı çekmenin ne demek olduğunu şimdi anlıyorum şimdi anlıyorum şarkıların ne kadar anlamlı olduğunu!!!


Ekleyen : Bilal AKGÜL Tarih : 25 Nisan 2009, Cumartesi
     

ne zaman çöller deniz denizler çöl olursa, güneş doğmayı unutup ay çimene düşerse, dağlarda nilüfer çamlarda gül biterse, İşte o zaman seni unutup başkasını severİm!!!


Ekleyen : Bilal AKGÜL Tarih : 24 Nisan 2009, Cuma
     

bu kadar üstüme gelme ey kader ben senden ne aldım veremedin kı her gunum ısyan her gunum keder bır mutlu gununu goremedım kı....


Ekleyen : mehmet yasan Tarih : 11 Nisan 2009, Cumartesi
     

-------sensİz olamam !!!çarem!!!
beni yine terk ettin yine yalnızlığa yittin
ben seni deliler gibi sevdim
bumuydu senin sevgin
beni yine hayata düşman ettin

sen her gittiğinde bekledim
döneceğini bildiğim için kimseyi sevmedim
bana senden sonrası olmucak be kalpsizim
bekleme desende yine beklerim

sen sebebim olmak istemedin ya
keşke olmasaydın
sadece sebebim değil
hayatımda hiç olmasaydın

kaderimsin dedim
benim ellere gitmeme izin verdin
bu kadarmıydı senin sevgin
benim hayatımı mahvettin

önce allah’tı sonra sen
gereğinden fazla bağlandım ben
sevdiğim için bırakıldım
bağlandığım için yalnız kaldım

senin sevgin yalan
çünkü sen yalansın
hayat gibi yalan
yalan gibi acısın
kalbimi sana açtım
hayatımı yoluna adadım
gözlerim sende kalsın
ben senden başkasına bakamam

dön yarim gel bana
bedenim üşüyor sensiz burada
nefesim daralıyor ruhum bedenimden ayrılıyor
yaşayamıyorum kalbimsiz
getir bana kalbimi ver bana kendimi

sevdiğimsin,herşeyimsin
sen benden asla gidemezsin
bu bedenden bu can giderde
bu candan sen yine gidemezsin
sakın bitti dediğinde biter sanma
unut dediğinde unuturum sanma
bu can için,bu kalb için
bu beden için bu ben için
sadece sensin sakın unutma

kendimi unuturumda seni unutmam
hayattan vazgeçerimde senden geçmem
ölüme giderim senden gitmem
ruhumu toprağa veririm
kalbimi kimseye vermem
gekbana dön

sensİz olamam
çarem


Ekleyen : hilal Tarih : 10 Nisan 2009, Cuma
     

senin sevgin yalan
çünkü sen yalansın
hayat gibi yalan
yalan gibi acısın


Ekleyen : hilal Tarih : 9 Nisan 2009, Perşembe
     

her ayrılış, ölümün önceden alınan bir tadı gibidir, tekrar bir araya geliş de yeniden dünyaya gelişin önceden alınan bir tadı gibidir...


Ekleyen : Buse_Ömer Tarih : 7 Nisan 2009, Salı
     

bir dedigini iki etmedim, yar ben sana kul, koleyim dedim. biliyormusun sensiz ne hallerdeydim.. aah.. ah.. hani mutluydun bulamadin degilmi benim gibi seveni bulamadin degilmi sana can vereni.. ama sen bir kez daha oleceksin cunku beni birdaha goremeyeceksin…..



Ekleyen : Buse_Ömer Tarih : 6 Nisan 2009, Pazartesi
     

ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir...
beynimi uyuşturuyor özlemin...
çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca yıl
içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum.
yokluğun, hatırlandıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp
sürekli bir boşluğa dönüşüyor.
sabahlara seni okşayarak başlamaları, akşamları her işi bir kenara koyup
seninle baş başa karşılamaları özlüyorum; oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü...
nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne yumuşak,
bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken...
ya da kolyeni çözdüğümde kollarıma atlarken...
hasta olduğunda, o korkunç kriz gecelerinde günler,
geceler boyu nöbet tuttuk başında... o şen kahkahalarına
yeniden kavuşabilmek için sessiz dualar ederek...
"atlattı" müjdesini kutlarken yorgun bedenindeki yaraları okşayarak,
doktorun böldü sevincimizi: "yaşayamaz artık bu evde...
yüksek binalar ve beton duvarların gri kentinde" dedi,
"o gitmeli... ve kendine yeni bir hayat çizmeli..."
bilsen ne zor, gitmen gerektiğini bile bile "kal" demek sana...
ne zor, senin için ebedi mutluluğun beni unutmandan geçtiğini bilmek...
gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğumuzu görmek
ve sana bunları söyleyemeden "git artık" demek...
"beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın
mutluluğa" demek sana ne zor...
sesimi, kokumu çekip alıvermek beyninden,
sesin, kokun hala beynimdeyken...
seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek...
ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın
arka koltuğuna, birlikte güneşlendiğimiz onca yazı,
yan yana titreştiğimiz onca kışı, paylaştığımız bunca acıyı,
onca kahkahayı ve bütün o uzak yeşillikleri katıp yorgun bedeninin yanına,
arkadan pişmanlık gözyaşları dökmek ne zor...
ne zor hiç tanımadan seni emanet ettiğim bir şoföre "hızla
uzaklaş buradan ve gidebileceğin kadar uzağa git" demek...
yokluğunu beklemek, ne zor...
bunları düşündükçe, şu anda uzaklarda bir yerlerde
üşüdüğünü sezinleyerek panikliyorum. bütün engelleri aşıp,
terk edilmiş caddeleri, kimsesiz sokakları, yalnız bulvarları arşınlayarak
sana ulaşmak, sessizce başını okşamak, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamak
ve yavaşça üzerini örtmek geliyor içimden...
paylaştığımız bir mazinin, yitirdiğimiz bir geleceğe
dönüşmesinden hicran duyuyorum.
gizli gizli hüzünlendiğim akşamlardan birinde,
terk etmişlere özgü bir terk edilme korkusunu da
yüreğimin derinliklerinde duyarak sana koşmak,
yaptıklarım ve daha çok da yapamadıklarım için özür dilemek
ve "dön bebeğim" demek istiyorum:
"geri dön... kulüben seni bekliyor..."


Ekleyen : Buse_Ömer Tarih : 5 Nisan 2009, Pazar
     

keşke seni farklı bir zamanda,
bambaşka bir ortamda
tanısaydım ve sevseydim yine delice,
bu sefer çıkıp ta karşına sadece
seni sevdiğimi bilmeni istemezdim
vefasızlığına böyle sükut etmezdim.
ancak her şey istediğim gibi de olmuyor
sevdamın zararı yalnız benle son bulmuyor
ve ne yazık ki ellerim kolllarım da bağlı
seni düşünür dururum gözlerim yaşlı.
hayatta bir tek seni ummuştum neler buldum.
sayende yalnız bile kalamaz oldum.
çünkü ne zaman kalsam
hayalinle saatlerim gidiyor
ne zaman seni hayal etsem
sonu hep hüzünle bitiyor.
sonu hep sensiz bitiyor.


Ekleyen : Buse_Ömer Tarih : 5 Nisan 2009, Pazar
     

khimse yhokmu burlarda
herkes gittimii
bheni buralarda
mahveden kmdi???

askları ösledim
eski günleri
nedir bilmedimm
değerini_?

çhok sevmistm seni
n` olur affet bni
hiç öslemednmi
ah askm dön geri

sheni sevdim
askım dedim
çhok safsın be sefgilim
bhen seni sefmedim
shana taptim

tsk bhr aba:)shen mi yhasıosun yhoksa buluomusun meraq eetm:)

buse tam olarak ne sordugunu anlayamadım daha açık yazarsan daha kolay cevap verebilirim ama şiirleri soruyorsan degişiyor. tşk


Ekleyen : Buse_Ömer Tarih : 1 Nisan 2009, Çarşamba
     

sheni sevdiğim gibi
ufacık allerideki
bu khalbimi
çhalan insafsız khimdi

çhokmu sefmistin bheni
özlüorum hep sheni
bıraktığın gibi
geri gön be insafsız

kim mişki bu şeytan
melee aşık olan
thek yhatıp tek uyuyan
kimiş bu insafsız

sheni çok seviorum
her gün ağlıorum
nie bilmiorum
geri ghel be insafsız...

kim thanıorki sheni
bheni öslemedinmi
bıraktığın gibii
geri dhön be insafsız


Ekleyen : Buse_Ömer Tarih : 31 Mart 2009, Salı
     

-------mademki ayrıldık-----------------------


bbizde el olduk bırakın gözlerim yaş dolsun bugünacıyla kederle dertle dolmuşken bırakın yüreğim boş kalsın bugünson bulsun zamanla ettiğim savaş kederle hesabım görülsün bugüntükettim ömrümü çekerken ahlar yaşla doldu gözlerim kapansın bugün…



Ekleyen : BahaR ABUL - Alim öMeR YILMAZ Tarih : 31 Mart 2009, Sal
     

biz seninle aynı cümlede iki yabancıyız artık…
şimdi sensizliğin akşamını demlemekteyim hayatın isli çaydanlığında.. kim bilir ben bu satırları yazarken satırlara, sen dört duvar arasında sana biçilmiş “ mutluluk” rollerinde oynamaktasın.. sahne de sen.. başrollerde sen..

oysa ben senin yarım bıraktığın bu aşkın ayrılığa kalansız bölünen acılarında bana verilen repliklerini oynuyorum… perdelerin ardında sözlerini unutmuş figuran gibi her gece sensizliğin içinde senli hatıralarımı oynuyorum.. ve kalabalık sokaklarda karşılaştığım her kadın gözüne yenilmişliğimin ilanını karalıyorum on puntoluk harflerle…

şimdi yüreğimin seni seven kepenklerini indirip baktığım her kadının gözlerinde “ sana gecikmişliğimi“ görmek için üzerime suskunluğumu giyiniyorum..ve gördüğüm her gözde anlıyorum ki; biz iki yakası hiçbir zaman birbirine kavuşmayacak iki uçurumuz..

biz seninle aynı cümlede iki yabancıyız artık…

kırık dökük olsa da sensiz aynalar, hayat kaldığı yerden devam ediyor. senden önce yetim idim, senden sonra da öksüz kaldım..
senden önce yarım bir cümleydim, senden sonra yalnızlığın avcunda kırık dökük bir kelime... sen yoksun; her şey bir noksan, her şey yarım. kısacası " sensiz " tadsız tuzsuz bir hayat.

ha bıçağı göğsüne saplamışsın ha şakağına soğuk kelimeleri dayamışsın. değişen ne ki sevgili.. her şey bir " eksik ", her şey " sana " noksan. her şey çıktığın demir kapı gibi; hayat kadar dağınık , ölüm kadar soğuk.

her şey bıraktığın gibi, her şey bir " sen " eksik..

“ sen gittikten sonra
bu hayat köprüsünün altından
daha çok seller akacak topraklarıma…
ve sensizliğin içinde
her an ölüm bana musallat olacak..
kâh yenilgilerimi fırlatacak yüzüme,
kâh sana gecikmişliğimin ipini geçirecek yüreğime..
ama ben pes etmeyeceğim..
var gücümle “ seni “ bende yaşatacağım…
yaşatmaya çalışacağım..
ama her şey bir “ sen “ eksik olacak…
her şey tamam olsa da,
sol yanım hep sana “ noksan “ kalacak….”

 


Ekleyen : BahaR ABUL - Alim öMeR YILMAZ Tarih : 24 Mart 2009, Sal
     

------sakin aklima gelme çünkİ ben yokum artik----------------

sana sımsıkı sarılmak istiyordum... ah bir görsem, bitirsem içimdeki özlemini bu kadar zor gelmeyecekti senden, sevginden vazgeçmek... nasıl olsa alışkınım ya seni görmemeye, galiba böyle de başarabilirim... "ama eğer hissedersen hayatından çekildiğimi bana sana geri dönmemem için şans dile... " neler yazmak istiyorum sana bir bilsen, tek yapabildiğim yazmak olduğundan yine yazıyorum işte! seni daha önce de yazmıştım ama bu kez bir daha yazmamak üzere, seni beynimde, içimde bitirerek yazıyorum, yada bitirmek isteyerek... ne kadar sürer bilmiyorum ama ben senden, sevginden vazgeçmek istiyorum. yine senden habersiz... ben seni severken de senden habersiz sevmiştim. belki de kendimden bile habersiz... dünyaları etrafında döndürmek isteyen bir kalbi bilerek isteyemezdim. kendimden ve senden habersiz "bir tanemmm" olmuştun sen... öyle ya; sen bir taneydin; eşin benzerin yoktu yeryüzünde, yoktu sen kadar güzel güleni, sen birtanem din! yaşanmamış ve yaşamamış olsam bile sen özel`din... aşk özel`di.... "yağmurda aşk başkadır" diyenlere gülüyordum ama bende yağmurda üşüyen ellerini severek başladım seni sevmeye... önce aldırmadım seninle güzelleşen herşeye... ne kadar gerçeksen o kadar yalandın... ve ben her seferinde en baştan başladım... yeniden bir sondayım ama bu kez yeniden başlayacak gücüm yok... ben senden vazgeçmek istiyorum! herkes gibi biri olmanı yada hiç kimse olmanı istiyorum... sesini duymak için telefonlara sarılmaktan vazgeçmek, ismini duyduğumda içimin titreyip, gözlerimin dolmasından kurtulmak istiyorum... senin benim için herhangi biri olman ne kadar zor bir bilsen... zaten kolay olan ne vardı ki benim için; sanki seni öldürmemle sevmem ararsında hiçbir fark yoktu.... ve ben hep sevgim yüzünden cezalıydım... hiç sonu olmayan bir yolda seninle yürümek, yeni çıkan filmleri birlikte izlemek, saatlerce sana sarılı kalmak, sadece ama sadece bir kez olsun sana sarılıp uyumak, bir sabah gözlerimi açtığımda yanımda seni bulmak isterken, sen sevgimle utanmamı sağladığın için galiba gerçekten "bir taneydin"! İşte bu yüzden imkansızlığına hep inandım! ben yalnız kalıp seni düşünmeyi deli gibi sever olduğumda, sen benim her şeyim olduğunda ben senin için hiç yoktum... bu yüzden yalnızlıklarım, ağlamalarım, özlemlerim canını hiç acıtmadı. benim tarafımdan sevilmek belki de hayatında önemseyeceğin en son şeydi... keşke kendi dünyamda bir zamanlar seni sevdimden hiç bahsetmeseydim ben seni seviyorum dediğimde seni seviyordum! ben seni özlüyorum dediğimde seni özlüyordum. ben senin İçin ölürüm dediğimde ben senin özleminden zaten ölüyordum... ben şimdi senin hayatından gidiyorum! ne zaman mart`ta bir yağmur yağsa, ben geceler`de ıslanıyor olacağım, yanlız gecelerimde sokakta gezerken yanımda olmanı İstiyorum diyecektim başaramadım... ben kaybettim... sen kazandın! artık sesimi duymayacaksın... sana sımsıkı sarılmak istiyordum, kokunu içime yıllarca bana yetecek kadar çekerek, sana sımsıkı sarılmak istiyordum.... gelmedin! gelsen yapabilir miydim bilmiyorum... ben artık gidiyorum.. eğer hayatından çekildiğimi hissedersen, bana sana geri dönmemem ve seni yeniden deliler gibi sevmemem için şans dile... ve lütfen, mart`ta yağmur yağdığında sakın aklıma gelme…


Ekleyen : BahaR ABUL - Alim öMeR YILMAZ Tarih : 2 Mart 2009, Pazartesi
     

ben senin kadar serefsiz değilim ki yalanlar içinde oynayayım....


Ekleyen : haLiMe(ertan) Tarih : 26 Subat 2009, Perşembe
     



-----güneş batmadan yıldızlar görünmez elbet ------
gelecek günler ne alır, ne verir, bilemem
bildiğim; şarkılar biten aşkların cenaze törenleridir
bir şarkı söyle, göm gitsin...
göm gitsin yalanları, göm gitsin yalnızlığı, göm gitsin acıları
sonra da otur, yüreğin yeşerene kadar ağla
bırak, başka bir yerde büyüsün o bebek
belki böylesi daha iyi....


Ekleyen : BaHaR ve öMeR Tarih : 19 Subat 2009, Perembe
     

SAYFALAR :


TOPLAM : 353 Ayrılık
ONLINE KULLANICI : 23 | 0,09 saniye Sayfa Yüklenme
Copyright © E-hadi.NET by: Bahar YILMAZ & Alim Ömer ABUL, 2006.
Hosting Hizmetleri       Webmaster Pagerank