çevreci kuruluşlara üye olan iki sevgilinin kavgası.
- yaaa buket nedir bu rezillik ya. biz doğallıktan bahsediyoruz. sen makyaj yapıyorsun?
-aman murat o kadarda değil artık bırak biraz güzel gözükelim.
-güzellik mi? sen buna güzellik mi diyorsun ya. ben seni çevreyi temiz tutalım eyleminde çöp tenekesi kılığına girdiğin şeklinle sevdim kızım!
- ay iyide ömrümün sonuna kadar çöp tenekesi olarak dolaşacak değilim ya murat.
- hem ona bakarsan sende hakiki deri ayakkabı giyiyorsun. kim bilir hangi hayvanı öldürüp derisinden ayakkabı yaptılar. ben hiç olmazsa bez ayakkabı giyiyorum.
- yaaa kızım bana anlatma tamam mı. daha dün inci kolye takıyodun. İncilerin nereden çıktığını anlatmama gerek yok heralde.
- cimbom maçında yaktığın sis bombasının çevreye verdiği zararı, havaya verdiği kirliligi görmemezlikten gelmiştim ama doğrusu şimdi söylemeden edemiycem.
- hahhh şuna bak. yolda yürürken yerdeki izmariti farketmeden geçtiğin günü hatırlıyorsun değilmi. onu geri dönüp ben almıştım yerden buket !
- şuna bak patlak egsozla param yok diye 1 ay trafikte dolaşıp çevreyi kirleten bendim sanki!
- et-mangal ziyafetine giden de sendin buket hanım!
- yokkk canım. boğazdan petrol geçirilmesini engellemek için boğaza eyleme gittiğimde ben hastayım diye evde kalan da sendin ona bakarsan...
halepli abdürrahim efendi uzun entarisi ile dolaşır, altına don giymezmiş... bir gün halep çarşısında dolanırken şiddetli bir rüzgâr çıkmış.. entari havalanmış...
esnaf kendi arasında homurdanmış, bu uygunsuz durumu kadı`ya kadar duyurmuşlar..
kadı da abdürrahim efendi`yi adaba aykırı davranışlarından dolayı yargılamak üzere mahkemeye çağırmış..
dava görülmeye başlamış... kadı kimlik tespiti yaparken sormuş:
`evli misin?`
`evliyim.. dört karım, dört de cariyem var..`
`kaç çocuğun var?`
`dur hele kadı efendi düşüneyim?`
halepli abdürrahim efendi başlamış düşünmeye, düşünürken de parmak hesabı yapmaya..
`birinci karıdan altı çocuk.. İkinciden dört çocuk.. üçüncüden iki kızım var ellerinden öper..`
`on iki etti.. başka?`
`küçük karıdan da üç çocuk.. cariye kullarından ikişer çocuk daha..`
bizimki sadece sayı söylüyor.. hesabı kadı yapıyor...
`on dokuz etti.. başka?`
`başka yok kadı efendi.. hanımlardan üçü hamile.. cariye kullarından da ikisi yüklü...`
`yani beş çocuk daha yolda..`
`sayende kadı efendi..
halep kadısı bu ifade üzerine biraz düşünmüş... uzun, kır sakallarını karıştırmış. karşısında boynu bükük duran abdürrahim efendi`ye uzun uzun baktıktan sonra `yaz kâtip` deyip hükmünü açıklamış..
`halep`de mukim, abdülmecit`ten olma razıya`dan doğma abdürrahim efendi`nin don giymeye fırsat bulamadığından beraatine..`
bir kasabada sevilen bir adam çok içiyormuş. arkadaşları vaz geçirmek için: - "bak sen burada sevilen bir adamsın bukadar içmesen bu kasabaya belediye başkanı bile olabilirsin" adam: - "o da birşey mi ben içince başbakan oluyorum"
ülkenin yaşını başını almış ve en zengin işadamlarından biriyle yapılan röportajdır:
genç gazeteci çocuk soruyor,"efendim, bugünlere nasıl geldiğinizi, bu inanilmaz servetin öyküsünü bizimle paylaşmak ister misiniz?"
ve cevap geliyor, "1928 yılıydı. 1.dünya savaşının acıları yeni yeni sarılıyordu. elimdeki birkaç sentten başka hiç bir şeyim yoktu.
elimdeki 5 sent ancak 1 elma almama yetiyordu, ve ben 1 tek elma aldım. sabahtan akşama kadar elmayı sildim, pırıl pırıl oldu. o elmayı gün sonunda tam 10 sente sattım. sabahı zor etmiştim.
ertesi sabah, elimdeki 10 sentimle 2 elma aldım. sabahtan akşama kadar o 2 elmanın her tarafını sildim, bir güzel parlattım ve gün sonunda ikisini, toplam 20 sente sattım.
bu sistemle ay sonuna kadar devam ettim ve bir ay içersinde tam 1.37 dolar kazanmış oldum.
ertesi ayın ilk haftası karımın amcası öldü ve bize 5 milyon dolar miras bıraktı....
mangal mevsimi başladı! bu vesileyle, alışılagelmiş mangal seremonisini hatırlayalım dedik. bu aktivite esnasında, bir erkeğin gerçek mutfak hünerine tanıklık ederiz. bir erkek, mangal başına geçmek için gönüllü olduğunda, aşağıda detaylandırılan bir seri olay yaşanır:
1. erkek mangalı ve mangal kömürünü çıkartır. 2. kadın ızgarayı temizler. 3. kadın bakkala gider. 4. kadın kasaba gider. 5. kadın fırına gider. 6. kadın salatayı ve sebzeleri hazırlar. 7. kadın pişirilecek etleri hazırlar. 8. kadın, etleri bir tepsi üzerine, gerekli malzemeler, baharatlar, vs ile dizer. 9. kadın temiz ızgarayı ve hazırladığı tepsiyi, mangalın başında elinde birasıyla dikilen adama getirir. 10. erkek etleri ızgaranın üzerine yerleştirir. 11. kadın içeri geçip, masayı hazırlar. 12. kadın sebzelerin pişmesini kontrol eder. 13. kadın tatlıyı hazırlar. 14. kadın tekrar dışarı çıkar ve kocasına etin yanmakta olduğunu haber verir. 15. erkek çok pişmiş eti ızgaradan alır ve kadına verir. 16. kadın tabakları çıkartır, masaya dizer. 17. kadın masayı toplar, kahve hazırlamaya gider. 18. kadın kahve ve tatlı ikram eder. 19. kadın yemekten sonra masayı toplar. 20. kadın gider bulaşıkları yıkar, mutfağı toparlar. 21. erkek mangalı olduğu yerde bırakır, çünkü içinde hala yanan kömürler vardır. 22. erkek karısına bugün mutfak işi yapmamaktan dolayı mutlu olup olmadığını sorar. 23. erkek karısının şaşkın bakışları karşısında, kadınları mutlu etmenin imkansız olduğu kararına varır.
adamın biri şidddetli ishal şikayetiyle çapa hastanesine başvurur. İşlemleri devam ederken karışan kağıtlar sonucunda adamı psikiyatri servisine havale ederler. aradan 15 gün geçip taburcu olma günü gelince arkadaşı bizim adamı karşılamaya gelir.
-nasıl oldu geçti mi ishal? der arkadaşı.
bizimki cevap verir : -hayır geçmedi ama artık takmıyorum.
tüm dostlara müjde...bugün ölmek bedava.üstelİk mezarlar bİzden bİtmedİ günahlariniz yüzde 50 İndİrİmlİ İlk on kݪªİden bİrİne ücretsİz kefen bİtmedİİİİ hemen azraİle 50 kontör yolla 5 yil cennet beleª ve vee veeeee cenaze namazi kayali avluda yapilacak (not:"mezarlarimiz klİmalidir")
handemi yener, fundamı arar. yok yok seray sever bu üçüne önce ahmet çakar sonrada nejat işler sonra bunlar tarih olur bu tarihi gönül yazar mehmet okur bu dediklerimi de anca kadir inanır