ANASAYFA | OYUNLAR | YEMEK TARIFLERI | Magazin Haberleri | FIKRALAR | BIYOGRAFILER | HIKAYELER | FORUM
Özlem, Özlem mesajları, Sevgiliye En iyi Özlem ve Romantik Özlem
 Özlem, Özlem mesajları, Sevgiliye En iyi Özlem ve Romantik Özlem sözleri,
 

Kategoriler


 Güzel Söz Ekle Güzel Söz EKLE
 Güzel Sözler GüzelSözler
 aCı SöZLeR  aCı SöZLeR (27)
 Anneler Günü Anneler Günü (24)
 Aramızdan Ayrılanlar Sevdiklerimiz Aramızdan Ayrılanlar Sevdiklerimiz (3)
 Asker Asker (64)
 Aşk Aşk (456)
 Atasözlerimiz Atasözlerimiz (14)
 Ayrılık Ayrılık (353)
 Babalar Babalar (33)
 Beşiktaş Beşiktaş (3)
 Doğum Günü Doğum Günü (47)
 Dostluk Dostluk (50)
 Etkileme Sözleri Etkileme Sözleri (157)
 FenerBahçe FenerBahçe (3)
 Galatasaray Galatasaray (6)
 Geçmiş Olsun Geçmiş Olsun (11)
 Goncam Baharım Goncam Baharım (60)
 Hayat Dersi Hayat Dersi (25)
 İhanet İhanet (7)
 İtiraf Köşesi İtiraf Köşesi (2)
 Kandil Kandil (38)
 Komik  Komik (81)
 Kurban Bayramı Kurban Bayramı (0)
 Kutlama Kutlama (9)
 Nefret Sözleri Nefret Sözleri (598)
 Ölüm Ölüm (10)
 Özlem Özlem (294)
 Özlü Sözler Özlü Sözler (150)
 Özür Özür (31)
 Ramazan Bayramı Ramazan Bayramı (6)
 SeN SeN (51)
 Sevgi Sevgi (494)
 Sevgililer Günü Sevgililer Günü (14)
 Sitem Sitem (326)
 Teklif Etme Teklif Etme (2)
 Yalnızlık Yalnızlık (269)
 Yılbaşı - Yeniyıl  Yılbaşı - Yeniyıl (21)

 

 

 

1)şimdi daha iyi anlıyorum ki nefes almak değilmiş yaşamak. ateşlerde yanmak gibi bir şey seni severken sensiz olmak..

.
2)yaşamaksa yaşıyorum elbette yokluğunu kabul etmek böylesine zorken hiç olmama İhtimalini düşünemiyorum bile


3)keşke sen ben olsan; seni sevmenin ne kadar zor olduğunu anlasan keşke ben sen olsam; bu kadar sevilmenin tadını çıkarsam..

.
4)kırıyorsa sözlerim susarım bir daha konuşmam.rahatsız ediyorsa varlığım ölürüm karşına çıkmam.rahatsız eden sevgim ise;üzgünüm ona karişamam


5)durumum çevrimiçi, beynim meşgul, ruhum hemen dönecek,, aklım dışarıda, elim telefonda, kalbim sende..


6)güneşin doğduğu da bir gerçek battığı da... kalbimin attığı da bir gerçek, günün bittiği de... ne çıkar tüm gerçekleri saysak tek tek. seni seviyorum, işte o en büyük gerçek...


7)ben seni unutmak için sevseydim, sana olan tutkunluğumu kalbime değil, güneşin çıktığı zaman kaybolan buğulu camlara yazardım..


8)bir yudum zehir olsan, biran bile düşünmeden seni içerdim, sırf seninle bir olmak ve seni içimde hissetmek için..


9)ben sana uzaktan bakmayı ben seni uzaktan sevmeyi ben sen bilmeden seni yaşamayı sevdim bitanem..


senİ sevİyorum nazar gözlüm


Ekleyen : yunus soylu Tarih : 27 Haziran 2009, Cumartesi
     

--------------onu çok özledim!!!!


bu birini, özleyen bilir ancak… hani saatlerdir, qünlerdir, aylardır: “asırlardır” göremediqini özlemek…. nasıl bir duyqudur? bilen bilir, çok özledim. yüreqimi acıtan bu özlem, asıl,  beynimin düşünebilen qri hücrelerinde başlıyor, sayılarınca, neredeyse sonsuz katlanarak, acımasızca “aklımı” kavurduqu yetmiyormuş qibi  qeliyor bir de yüreqime, yüreqimin ta içine çöreklenip oturuyor..  en çok da onu qörememek , qöremiyecek olmanın çaresizliqi… yokluqunun acısı , yokluqunun bedeli …


bu qüne kadar onu hiç qördüm mü ki  ben: qerçekten hiç qörmedim. yoksa qördüm mü? bekli de qördüm… bilmiyorum.. bu kadar özlemişken, qerçek nedir bilmiyorum artık…. özlem bir anda o insanı qözünüzün üstüne, yüreqinizin içine qetirip bırakır, şaşırırsınız. özlem acımıdır, talımı, belli deqil. bir yandan çok acı verir insana, ama aynı zamanda da kavuşma anlarını ve birlikte qeçirilen zamanları sihirli anlara dönüştürür. özledikçe birlikte qeçirilen zamanın deqeri artar bu zaman dünyadışı ve büyülü bir hal alır.qözünüzde özledikçe..kavuşunca hissedilen duyqu yoqunluqu artar.. İnsanın yüreqine çektikçe acıtan tırnaklarını batırır özlem, kendinizi qeri çekemezsiniz daha da çok batar içinize, ama ileriye doqruda qidemezsiniz, arada takılır kalırsınız.. öyle.. özlem İnsanın yüreqini alır, parçalara bölüp sonra tekrar birleştirir özlem…acımasızdır, can acıtır, kanatır, tütretir, aqlatır… qecenin kör saatlerinde çaresizce nefessiz bırakır…


onu çokiyi biliriz biz sevdiqinden  böylesine uzaklarda olanlar.. biz biliriz qecenin kucaqında aniden uyandıqımızda  yüreqimize saldıran sivri bıçaklarını, o acıyı özlem acıtır.. İşde yine o karanlık qecelerden bir tanesi. yine bilqisayarımın başındayım   her zaman yaptıqım qibi, “o”na ulaşabilmek için yine hep aynı sayfaya bakyorum... onu çok özledim......... ömrüm!!! 


Ekleyen : BahaR ABUL - Alim öMeR YILMAZ Tarih : 20 Haziran 2009, Cumartesi
     

                           hatırlar mısın gülüm, seni sevdiğim zamanları...

gözlerini ilk gördüğümde, güneş nadasa bırakılmış toprağa ekiliyordu yıldızlar, gecelere bir gelin edasıyla birer birer seriliyordu "seni" yüreğime ördüğümde  güneş, toprağa; gece, karanlığa; kelebekler, bahara ve ben sana sevdalıydım utangaç yanaklarına uzanıp gözlerimi pamuksu düşlere kapatmıştım sesin hoyrat meltemlerin sarıldığı deniz kadar ılıktı dokunmaya bile kıyamadığım bir yürektin sen her gece uyurken gözlerine cicekleri taşırken gözbebeklerini inciteyeceğim diye korkardım  gözlerinin içine bakmaktan çekinirdim her baktığımda buz dağının güneşin karşısındaki erimesi gibi  gözlerindeki umut tanelerinin de erimesinden korkardım bilirsin ellerim küçüktür benim, küçük ellerime düşleri giydirip yüreğinin resmini çizdim gökyüzüne alnındaki ince cizgileri işledim bulutların narin gözlerine oysa irin toplamış acıları soğuk kaldırımlarda dövmekte usta olan ellerim yüreğinin resimini gökyüzü tuvaline yapamayacak kadar acemiydi oysa alnındaki ince çizgileri bulutların gözlerine işlemekten aciz ve bir o kadar kabaydı gözlerini, suya; yüreğini semaya yazdımküçük ellerimle nasıl çizdim bilmiyorum ama dün gece seni " sana " yazdım... seni " sana " yazdığımda sen uyuyordun,ay ışığı saçlarına beyazları giydirmişti kangren gece, kirpiklerine yaslanıp delicesine umudu soluyordu avuç içlerinde, rüzgarla olan kavgalarını bir türlü bitiremeyen hayırsız fırtınalar sabahın geceden ayrılışını bekliyordu  oysa senin olan bitenden haberin yoktu  sen, gül kokulu melek`lerin omuzlarına göğsünü dayayıp sanki cenneti soluyordun yatağında mavi denizler, karakışlara gelin gitmiş baharların tozlu dudaklarını yıkıyorlardı o masum gözlerinde önünde eğilip yüreğinin soluk alışını izledim öyle duruydu ki gözlerin, öyle ılıktı ki nefesin senden habersiz her nefes alışında nice yetim kırlangıçlar sıcak iklimlere kanatlanıyordu yağmurun toprağa düşerken nabzı atmıyordu, çünkü sen uyuyordun sen hulyalarda cenneti soluyor ve huzur şehirlerini bulutların üzerinde izliyordun hiçbir sey bu güzelliği bozmamalıydı ve karanlık sırf sen uyanmayasın diye cığlıklarını yüreğine gömüp dudaklarını kanatarak  yeni günün doğumuna sessizce tanıklık ediyordu... birazdan zaman; yeni doğacak sabahın, arsız karanlığın esaretinden kurtulup  özgürlüğüne kavuşma çığlıklarına gebe kalacak  güneş, perdelerine eğilip baharın umutlarını fısıldayacak, saçların, bir karanfil kadar güzel kokacak. ve ben bir nefes kadar yakında seni izliyor olacağım.  zannetme ki yanındayım, ben, senin tarafından sevilmenin verdiği güçle yeni filizlenmiş ciceklerin dallarını kıran fırtınalara kafa tutacağım  uykusunu almış ceylanları uyandırıp senin gül desenli yanaklarına salacağım  ve avuç içlerinin terine kıyamadığım için rüzgarın peşine düşüp yüreğine ılık meltemleri yollayacağım ve akşam olup sen uyuduğunda ben senin yüreğine geleceğim seni seviyorum......


Ekleyen : BahaR ABUL - Alim öMeR YILMAZ Tarih : 18 Haziran 2009, Perembe
     

----------z / amansiz sus / ma ömrüm-------------------------------


"-susmak aşkımın dilidir- diyen sevgili konuş şimdi, kelimelerine ihtiyacım var…"
parça tesirli sancılar düşüyor kalbime… düştükçe uçurum, sancıdıkça aşk…

 

ve aşklaştıkça kalp daha çok parçalanıyor hayat yaklaştıkça daha bir özlüyorum kabul ediyorum ,galibimsin ve ben her şeyini savaş alanında bırakan mağlup bir komutan gibiyim şimdilerde.. tüm zaferlerimi sende yitirmişim kör bir şahinin gözleriyle yol arıyorum kendime sana çıkmayacağını bildiğim yolları görmekten korkuyorum belki de kim bilir?.. çıkmaz sokaklarda kısır kalıyorum döngülere.. ve ben dönemezken kendime labirentlerinde kaybolmuşken, sağım sen, solum sen, yolum sen, yönüm sen olmuşken, senden gayrısına yok, yokluğuna râm olmuşken, susma ömrüm!...

yol kesil cehenneme...

keskin bir virajsın içimde bir türlü alamadığım.. ne zaman geçmeye kalksam senden, ya bir uçurum boşluğu, ya bir şarampol oluyor sonum.. uzanan elleri tutmuyorum.. yüreğime taktığın alyans tutuyor içimi, içini bırakmıyorum.. dul bir hasrete yâd/igar kalıyorum ötelerde yar dediğimi ağyar, yaban dediğimi yar sanıyorlar.. sancılanıyorum sessizliğine tam vakti; susturucu takılmışken yüreğime, haykıramazken, her kurşun içimi parçalarken, infilak ederken isyanlarım sensizliğe, ve akarken gözümden ırmak ırmak, susma ömrüm!...

ateş kesil cehenneme...


tüm piyonlarım tükendi. elimde bir şah… nereye koysam kendine mat çekiyor.. cemreler ihanet ediyor  adına, aslı hükümsüz.. kendini bile ısıtmıyor.. adım lâl kalıyor zemheri ayazlarına.. (d)üşüyorum..
muhaciri değilim gayrı bu arafın.. ne cennet kokabiliyorum, ne cehennem yanabiliyorum.. kendimsiz bir kent kuruyorum yokluğunun sokağına.. baykuşlara sakinlik yapıyor kentimin ıssızlığı… sesine parazit yapan bir sesle yıkılıyorum uğraşma aşk..! kaldıramazsın; kumdan kaleler gibi bir rüzgarlık değil, bir cümlelik yıkımlarım.. bilmem ki hangi rihter ölçer sarsıntılarımı.. artçı sellere verirken sitemimi, sana “sus”arken, ölüme “su”sarken, müptelâsıyken kahramanı bıçaklanmış masalların aşk için aşıkları ezip geçmişken, susma ömrüm!...

şehâdet getir cinnetime...

öznesi sen olan bir ömre verdim adını, ki ölüm yar olana kadar tek yâr dediğim ol diye.. sana geldim, ölüme yâr etme diye. susma diye çırpınışlarımın tek müsebbibisin.. biliyorum aldırmıyorsun.. dönmeyeyim istiyorsun sultanlığına ve aslında aşk’tan korkuyorsun.. zulmetin sırtımda yama olurken yar’alarıma.. hani olur da geldiğimde bir gün kapanacaksa yüzüme şehrinin kapıları, her lisanı lâl bırakan bakışlarım anlamını yitirecekse eğer ve el elini tutacaksa ellerin, elimde değil yanacağım o vakit gülüp geçeceksen yangınlarıma, sarmayacaksan, benimle kınanıp, benimle yanmayacaksan, cennetten kovulmayı göze almayacaksan, bir sözüne çölde vaha gibi susarken öyle umarsız susacaksan… sen de sus ömrüm!...

sus!..
sus ki, ölüm bana yâr,
ben ölüme yâr olayım…
sen toprak kesil cesedime…


Ekleyen : BahaR ABUL - Alim öMeR YILMAZ Tarih : 19 Mays 2009, Sal
     

-----------qİt harf harf tümcelerİmden---------------------------

 bitti…
bitmeliydi belki...

parçalanmış hayatlarımız bütün kalmış bir hayali kabullenemezdi. mutluluğa kurulabilecek ütopyalar için ruhumuzda beslediğimiz tebessümler, ölüm tehlikesi olan tellerde asılı kalmıştı. bir hayat izdüşümünde son viyadükte kaybetmiştik birbirimizi. şimdi bunla yok bizi…

birbirimize kayıp olmak hayatta var olma oyunumuzdu demek ki. sen gitmeliydin. bense; gitme demekten öteye gitmemeliydim. öyle ya gitsem de dinlemezdin…

kullanılmamış tüm gülücüklerini bana bağışlıyor şimdi dünya. sense; ömründeki tüm gitmeler için “elveda”lar topluyorsun azığına. gitme diyenleri dinlememek içinse çığlıklar yerleştiriyorsun kulaklarına. oysa ben; azığında duran “elveda”lardan bihaber düşe yazmıştım tek heceye. sonra düş’e yazmıştım her yolun sonunda sana düşüşlerimi. hüzne çalan bir sonbahar vaktinde eski kitapların arasında biriktirdiğim bir yığın küflenmiş yalnızlığımla yineliyorum seni. sonra; içimin deruni çöl gecesinden sesleniyorum sana: ‘bana susacak kadar ben, konuşacak kadar sen lazım’ diyorum.

sen olmuyorsun ben “sus” kalıyorum…

suskunluğum tahrip olup harflere dönüşüyor. ve ben sana dair kurduğum tüm cümleleri mahya yapıp yüreğime asıyorum. İçimdeki özneliğin devam ediyor. hayatımda bu kadar önemliyken önemsiz bir edat’a dönüşmenden korkuyorum. bu yürek mizanseni bir monologdan oluşuyor; diyaloğu hiç olmayacak biliyorum. ve sen sandığım tüm hayallerini içimin hayat akordu bozulmamış yanlarına saklıyorum…

sonra gitarımın tellerine satıyorum acılarımı. acıya bulanan tellerime vurdukça parçalıyorum parmaklarımı.

geceler titrek elerime bulaşıyor her sabah. giden “ay”a satır uçlarında kalmış, bir satırdan diğerine düşememiş hasretlerimi teslim ediyorum. gelen “güneş”e yüzü hüzne bakan şarkılar besteliyorum. bir çığlıktan uyanıp diğer bir çığlığa gözlerimi yumuyorum. ve sen sandığım bütün hayallerini içimin hayat akordu bozulmamış yanlarımda saklıyorum.

doğru yolundan şaşıyorum nefes almanın. bir yerde veresiye olmayan ölümler çıkıyor karşıma, bir hüznümle bir damla gözyaşıma alıyorum hepsini. birini ölüyorum. sonra bir nefes daha alıyorum can sıkıcı bir senfoni tadında. sonra ikinciyi ölüyorum. ölmeyi bile beceremiyorum.

ruhumun dallarında yedi veren acıyla günler eskitiyorum. dünlerime tuz basıyorum yanına yarınları hapsederek. ne seni bulabiliyorum bu zifiri karanlıkta ne de kendimi. tüm sevgim kulağına fısıldanmış bir masaldı belki. İçimde kapan kıyamete, ensemde vurulan düşmana ve avuçlarımda biriken nefretime inat yudumlamalıydım hislerimi. sana adanmış; ama benden ötesi olmamış fırtınalı bir yolculuktu bu. haniydi mutlu olamama değecek yâr?

yokluğuna var olmayı denedim durdum. “ünlem” dedin korktum, “virgül” dedin konuştum, “nokta” dedin sustum, “ayraç” dedin ve kayboldun. İsmimi isminden ayıran işareti sen buldun. bense; yine yokluğunda var olmayı denedim durum. kırılmak üzere olan bir kalemle, kızıldan siyaha çalan bir günde sana şiirler kurdum. bir hayat izdüşümünde, son viyadükte birbirimizi kaybetmişliğimizi, bulunmazlığımızı hayat denilen iki çığlık arası bir nefesten ibaret olan oyunun acı sahnesi saydım. İçimi bu denli yakmaya sen yanlarımdan başladım…

şimdi hangi rakamı versem sonucu sen çıkar? hangi seni versem sonunda mutluluk yüzüme bakar? yok, bu işlem ancak eşitsizliğe yol açar.

İsmin baştan sona ağlamaklı bir ömre bedel… kayıpsın bana, benli her şeye, belki de en başta kendine… kayıbız birbirimize. İçimin derinlerinden; koca okyanusları aşıp gelmiş, tüm harfleri hayata devirip kalbime ansızın düşüvermiş bir “mim” oldun. öyle bir “mim” ki; “elif” i silmiş, “be” yi yutmuş, “te” yi unutmuş, “se” yi uyutmuş… kendini bir tek “mim” de bulmuş. şimdi yüreğimdeki “mim” in göz kapaklarıma düşüyor. İntiharına ramak kalan tümceler yakıyor beni. ben ki kaç nefesimi asmıştım idam sehpasında. son dileği hep sendi nefeslerimin. ve ben, son dileği gerçekleşmemiş hayata prangalı bir mahkûm.

gökten yıldızlar yağıyor üstüme. birini tutsam diğeri kaçıyor. payımıza düşenlerden payıma düşenleri alıyorum.

yoksun … yok oluyorum…


Ekleyen : BahaR ABUL - Alim öMeR YILMAZ Tarih : 19 Mays 2009, Sal
     


sadece bunu söyleyip susmak isterdim.. ebediyen susmak.. çünkü canım acıyor.. konuştukça, arzuladıkça, özledikçe, en kötüsü yaşadıkça canım acıyor..  
İyiliklerim bile güçsüzlüğümden.. güçsüzlüğümdendi, beni daha çok kırmasınlar diye kendimi adamalarım olmadık insanlara!..

evet yalnızım...

çünkü ne zaman aşkla büyülensem, o çok eski korkum bana yaralı kendimi hatırlattı.. ne zaman aşkla büyülensem, aynı anda ayrılığın o korkunç hüznü kalbimi yaraladı.
suç senin değil, özlemek değil, en büyük acı, bu giderek büyüyen boşlukmuş..

en büyük dert
kİmİ özledİğİnİ, kİmİ sevdİğİnİ bİlememekmİş.

sevgili, öyle yanlış bir yerdi ki bu dünya, ben seni en çok karanlıkta kaldığım zamanlarda özlüyordum.
geceleri, kokuna hasret yatağımda ter içinde uyanmak, kendimin bile affetmediği bir bencillikle,

kalbİndekİ tek aşkin benİm kİ olmasi İçİn göz yaşlari İçİnde allah`a yalvarmak oldu...



’’artik senİ sevmİyorum’’ diyen o sözlerİn kulaklarimdan gİtmedİ hala bil ki!


bir ben silemedim yüreğimden seni sevmek... dile kolay, kalbe ağır duygu. hatırlıyor musun ansızın çıkıp gelerek nasıl da yüreğime taht kurduğunu. ayrılıklar... hüzünler... gözyaşları... hepsi zalimce birer birer gelip yüreğimin baş köşesine oturmuşlardı. hayat, simsiyah bir tüle sarılmış açılmayı bekleyen bir hediye paketi gibi önümde durmaktaydı. hüzün yüklü karabulutların hızla yüreğimi kaplamaya çalıştığı bir zamanda, inatla girdin kararmaya yüz tutmuş dünyama... kilometrelerce uzaktan, bambaşka bir şehrin, değişik havasıyla, taşıyla, toprağıyla... umutlarıyla. şiirleriyle. farklı yaşamı ve sevdalarıyla her şeyden önemlisi sevgi yüklü, sıcacık yüreğiyle geldin. karanlık bir girdabın içinde sürüklenmekteyken, tüm sevginle ve gücünle çekip çıkardın. yaşamı yeniden sevmeme, hayata yeniden bağlanmama sebep oldun. bu yüzden sevdim seni. öyle farklıydın ki, yüzyıllardır kapağının aralanmasını, içindeki gizemin keşfedilmesini bekleyen kara kaplı bir defter gibi görmekteydim seni. ben bu defterin kapağını ilk açtığımda, dokunmakta olduğum simsiyah ve sert yüzünün aksine, bembeyaz sayfalara yumuşacık bir yazıyla yazılmaya çalışılmış kocaman bir ömür gördüm. neler yoktu ki içinde, ayrılıklar, ümitsiz bekleyişler, kederler. mutluluk getiren sevinçler, gözyaşları. yarınlara gülümseyerek bakan sevmeler... daha neler... neler... kara kaplı deftere yazılmış, her bir cümle, yüreğime gemici düğümleri misali açılmamacasına, düğümlüyordu seni. günüm seninle başlıyor, gecem seninle bitiyordu... sesini duyduğum zaman yüzümdeki goncalar gül misali açılıyor, dünyam seninle dönmeye başlıyordu... yolda yürürken, otobüse binerken, yemek yerken, insanlarla konuşurken, kısacası nefes aldığım her an, konuştuğumuz her cümle, anlattığın her hikâye, okuduğun her şiir beyimde yankılanıyordu. ben sensizliği bile seninle yaşıyordum. bu yüzden seviyordum seni. hatırlar mısın? gökyüzünden aynı beyazlığın yeryüzünde iki farklı şehre yağdığı bir kış günü, gece yarısına doğru aramıştın beni... eve gidiyorum, bu soğuk havada sesin içimi ısıtsın istedim demiştin. biz birbirinden kilometrelerce uzakta, iki candık.. İşte, o gecede, ne dışarıda yağan kar, ne de aradaki mesafeler bana şiirler okumana, beni sevdiğini söylemene engel olamamış, o ana kadar hiç kimse beni senin kadar mutlu edememişti. sevdan bana yakıştığı için, sevdam sana yaraştığı için seviyordum seni... sana kavuşmak, seni sevmek kadar yasak ve imkânsızdı. ama seni seni çok seviyordum imkansızlıkları görmemeye çalışıyordum belki diyordum belki……. diye katlanıyordum her şeye taki o aci sözlerİnİ telefonda ’’artik senİ sevmİyorum’’ diyen o sözlerİn duyana kadar  sankİ yüreğİme kurşun sıkarak o acı öldüren sözlerin.. ne garip bitmiş ha her şey. hiç beklemediğim bir anda çıkıp gitmişsin hayatımdan. ben içimde eskiden açtığın yaraları sarmaya çalışırken sen çoktan başka ufuklarda dolaşmaya başlamışsın. "sen gidince karanlığa döneceğim." demiştin bana. "seni sevdim ve seveceğim." ve bekleyeceğim. nerde o sözlerin. nerde içime işlemiş karanlığından beni kurtaracak olan küçük, minik, ufacık yıldız parçam nerde? bırakıp giderken beni içimde ki o yıldızı da alıp götürdün demek. hiçbir şeyliğinde yok olmam için bana bir parçanı bile bırakmadın demek. öyle olsun. seni sevmiştim. ve seveceğim de. içime kazıdığın adın o kadar derin ki hiçbir okyanus dalgası silemeyecek onu. hiçbir rüzgar parçalayıp alamayacak bedenimden ruhunu. sen bile.. ölmedim yaşıyorum yaşayacağım arkandan bıraktığın o minicik kız büyüdü.. büyüdü.. evet sewdam zaman acımasız biliyosun, o kahrolası zaman ne yazık ki… noldu şimdi? bak..

 

 evet haklısın beklide…..


en büyük dert
kİmİ özledİğİnİ, kİmİ sevdİğİnİ bİlememekmİş.


biliyormusun sewdam şimdi bir başka hayatta yaşasanda kalbinin derinliklerinde kimsenin bilmediği özlemlerin vardır… uykudan uyanırsın bir sabah, başka kişi vardır içinde, sana hiç benzemeyen … süzülür içinden yaşların yine kimse bilmez .. uzun bir yolculuktur hayatın.. qitmeler ve qelmeler vardır. kalmak zordur bilmediqin kalbinde!!! geçmiş hikayelerden ibaretsindir. bu güne ve yarına ait olmayan ruhun delirtir aklını.. nerde olduğunu ne yaptığını bilmeyen biri olup çıkmışsındır eskiden bir yazı vardı duvarım da , asılı hatırladığım kadarıyla yazmaya çalışayım diyordu ki  en büyük dert kİmİ özledİğİnİ, kİmİ sevdİğİnİ bİlememekmİş. en büyük kayboluş sewip sewip sonunda kimi sewdiqini bilememekmiş’’, kimden hatırlayamadım ama o zamanda benim için anlamlıydı şimdide.. qöz qöre qöre ne çok yitirdqim şwy war..çoqmuz bu zorlu yollardan qeçmişizdir sanırım .. dertlenmek diqer adımız oldu çıktı. sewmekten wazqeçemiyor insan..


aşk acitan bİr zaman…. bİtmeyen….!!!!!!


Ekleyen : BahaR ABUL - Alim öMeR YILMAZ Tarih : 13 Mays 2009, aramba
     

---------------sonsuzluğum bildim seni------------------------------------


çok uzaklardan geldim yüreğine. kapılarını aç bana. sana geldim sonsuzluktan. senden önce çok uzun yollar aştım. en olmadık tehlikelerin içinden geçtim. binlerce kez düştüm hayatın basamaklarında, binlerce kez düştüğüm yerlerden kalktım tek başıma. düştüğümde yanımda ne sen vardın nede eller… ellere aldanıp da düştüm binlerce kez. ama düştüğüm yerlerden kalktığımda sen vardın yanımda…

sorgun yoktu bana, sualinde olmamıştı. geçmiş sana göre karıştırılmaması gereken hazin bir yaşanmışlıktı ve hiç önemi yoktu senin için. sen sevmiştin beni kayıtsızca şartsızca. eğemenlik kurmuştuk yüreklerimizde. sana geldiğimde aslında basamaklarının en son adımındaydı yüreğim. son basamaklardan bile inmiştim. artık suya batmaktaydı hayallerim. meleksi çocukluğum denizlere doğru adım adım yürümekteydi. yüzme bilmeyen saflığım tertemizliğim onu kirletenlere inat adım adım yürüyordu denizlere ….. boğulmayı göze almıştım artık..

sonra en umulmadık anda sen çıktın karşıma. belki son demde beklenen sen değildin ama sevgiyi hak eden sendin. ellerimden tuttun. tek tek indiğim basamakları, aslında hiç yabancısı olmadığım basamakları tek tek çıktık beraberce. gerçekten çok sevdim seni yürekli çocuk… hala seviyorum.. biliyorum ki sonsuza kadar seveceğim. belki böyle aşklar çok gerilerde kaldı. belkide böylesine sevenler aptal aşık anıldı. üzerimize ne etiket yapıştırılırsa yapıştırılsın. ben seni seviyorum…hep seveceğim…

sonsuzluğum bildim seni. biliyorum bu ömürden sonra bir hayat daha var . sonum seninle işlediğim tüm günahlarımdan yanmak olsada cehennemlerde. allah’ım bir gün affedecek beni biliyorum. günahkar bir kulum ben, günahların kucağında yoğrulmuş. cehennemden çıktığı ilk gün ki ruhum yine benim sözümü dinlerse sonsuzluğumuzla beraber seninle, sende bu yürek. sen cennet kadar temizsin gözümde, bense cehennem kadar günahkar. arındı ruhum seninle günahlardan. sonsuzluğumsun sen. biliyormusun ben seni bu dünyam için sevmedim. fani bu dünya, yalan biliyorum … biliyorsun. ben seni sonsuz dünyam için sevdim. bu kadar çileyi neden çekiyorum sanıyorsun. cevabı çok basit bu dünyada canansın sadece . ahiretimde ise can’sın… önce can demişler bilirmisin yar önce can demişler…

sonsuzluğumda can’sın. sen. sonsuzlukta beklenensİn sen…


-----------------------geldİm !!!
geldim!!
sessizliğimle..
yaşanmışlıklarımla..
acılarımla..
geldim !!
bana caaan diyen dilleri özledim de geldim!!
her şeyi oluruna ,mücadele etmeyi bırakarak..
sessizliğimden mutluluk çıkarmak için..
yazmak için kalemi zorlamadan dökmek için içimi..
geldim!!
buğulu camlara bakarak gidenlere kal demeyi bırakarak..
fedakarlığı tek tarafta değil karşılıklı bulmak için..
sevdiğimi geride bırakarak , olmayacaklara dua etmemek için..
geldim!!
mutlu olmak için mutlu etmeye insan aramadan.. .
git diyenlere inat kal demelerini beklemeden dönüp soğuk yüzümü …
geldim!!
vazgeçilmezliklerin aslında bir alışkanlık olduğunu öğrendim de ..
geldim..
dayanacak gücün kalmadığı anda kimseyi aramadan..
bir teselli ümit etmeden kimseden ..
bir başına geldim!!
aç kollarını hadi..
sar yüreğinin en güzelliğiyle..
hadi caaan de yine eskisi gibi..
yine vazgeçilmezin yap bu küçük yüreği..
geldİm !!


Ekleyen : BahaR ABUL - Alim öMeR YILMAZ Tarih : 3 Mays 2009, Pazar
     

,,,,,,,,,,,,,,,avuç İçlerine göm yokluğumu,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,

“göz yaşlarım yokluğunu hecelerken,
kalemim kekeme düşlerimin suskunluğunda kırılır.
ahdım var sevgili ardına kadar sussa da düşlerim,
varlığını yaşamadan ölmeyeceğim.”

nefes almanın zor olduğu bir geceydi. sırtımı dayadım soğuk duvarlara, yüzümü denize döndüm. başımı eğmedim rüzgara bu kez, yüzünü özledim yar. bitmeyecek bir eylülün son günü ve ben karanlıkta unutulmuş gibi duruyorum. gece indi gözlerime, oramda buramda her yanımda zincir. İçimi döktüm zifir karanlıklara. yağmur; saçlarımda oynayan, düşlerimde büyüyen bir kız çocuğuydu. süzülüyordu hasretin sırılsıklam saçlarımdan. her damlanın ilmiğinde ruhuma işledim adını. saldım üzerine tüm sözcüklerimi, hepsi sana dokundu yar.

bir rüzgar aldı götürdü güneşimi, böylesine tutkunken beyaz boğuldu gecede. yüzümü aldım avuçlarımın arasına, bana yine karanlık yar.

aynalara baktım özledim gülüşlerimi. beni güzelleştiren onlardı sanki. mum ışığında bir tütsü kokusu kaplarken evimi gölgen belirdi perdelerin ardında. açtım penceremi geceye, perdemi kaldıran rüzgarımsın yar. ey hayat, ey sevda… tut elimi bana güç ver. sokağımı kaplayan yalnızlık askerlerini dağıtalım, gel. karlar, tütmeyen bacaları yakmadan bu karayazıyı kaldır üzerimden. güle giden yollar hep dikenlidir yar acımasın yüreğin, yetişelim sevdaya.

yorgun gözbebeklerine hüzün düşürme sakın, suskunluğumla ben yerleşeceğim sevdalı gözlerine. yüreğimde yaktığın ateşleri söndürme mevsimsiz bir yağmurla. yanlış dokunuşlarla sızlatma yaralarımı. adımı koyma boş ver her neysem sende sev beni içinden. kayıp suretleri çerçevele as duvarına, gülüşümü koy bir kenara. tut elimi çok sevdim seni, çocukluğuna götür beni yar birlikte büyüyelim.

hiçbir nehir denize kavuşturamasa da bizi, geçir parmaklarını ellerime hadi. yüzünü dön ufka, saçlarım savrulurken rüzgarda, bir martı usulca gelmeli yanımıza. sessiz bir düşle bakmalıyız masumluğuna.

şehrine fırlattığım bakışlarımla dalgalansın düşlerinin hiç olmayan denizi. elin kayıp gitsin ay’ın hilalinden. serdiğim yıldızları çal gecelerden, kim bilir belki ellerimiz değer. her yıldız yüreğimin kaçak özlemidir sevgili, yokluğumda sevdanı besle bulutsuz gecelerde.

melekleri kıskandıracak kadar naif ve bir o kadar görünmez kanatlarım vardır benim. buz gibi soğuk bir uçurum kenarında tek başıma ölüme hazırlanırım masumca. İki dudağının arasındadır ölüm sebebim. sarfetme ne olur. düşlerim batık bir gemi iken itme beni uçurumlara.

adını ezbere aldığım yar; yokluğunu heceledim göz   yaşlarıma, varlığının yangınlarını hiç bilmedim ki. her sabah yüzümü yıkadım sahipsiz karanlıklarla, her sabah yüreğimi yokladım sevgili nerdeydin ?

hüzün taşıyan gemilerim batmak üzere, sevdalı müjdelerinle hafiflet yüklerimi. kurtar beni. bilirsin tek rengim var benim. gece gözlerimin siyahındaki ışıklı cennetimle yetinmeyi bilir misin ? söyle hadi, gülüşlerimizle ıslandığımız nice yağmur dansının ardından gökkuşağını hediye eder misin yar ?

gül tenimdeki yaraları görünce acıma ne olur. hayat hep vurdu bana, hem teni yaraladı hem gülü soldurdu hüzünlerim. hiçbir şey istemem sen de acıma ne olur. avuçlarının şifalı sularını getir bana, dudaklarımı dayayıp yudumlamalıyım. tüm yaralarım kapandığında avuç içlerine uzanıp ölmeyi dileyecek kadar sende olmalıyım. ve sen sevgili yokluğumu avuç içlerine gömecek kadar çok sevmelisin beni.

 


Ekleyen : BahaR ABUL - Alim öMeR YILMAZ Tarih : 28 Nisan 2009, Sal
     

---------senİ çok özledİm çarem-----------------
                                                          hilalden tuncayına


ben sana ne yapmıştımki… hiç bir günahım yokken gittin
giderken hep beni bana düşman ettin
sen yokken ben hep kendi kendimi yedim

bekledim seni hep bekledim
allah`tan hep seni diledim
aklıma başkasını getirmedim
getirseydim yine kendimi yerdim

öğrendim gitmelerinin sebebini
öğrenmeseydim bilmeseydim keşke
bi başkası için terkettiğini öğrendiğimde
gözlerim doldu hayat bir an durdu

ağlamaktan isyandan başka
bir şey gelmiyordu
susmam içime atmam gerekiyordu

söyle ne vardı onda
ne bulmuştun fazla
bendeki sevgi yetmedi mi sana
gittin sattın beni bir başkasına

mutlu olamadın mı
bendeki sevgiyi kimsede bulamadın mı
verdiğim değeri kimse vermedi mi
beni sattığın kız seni benim kadar sevmedi mi

kızsam seviyorum
kendime söz geçiremiyorum
her gelmelerinde seni kabul ediyorum

geldin yine aştım tertemiz sayfa
seviyorum napim gururdan ne fayda
gideceğini düşünememiştim o anda
güzel bir rüyaymış uyandım iki hafta sonra

oyuncakmıydım senin için
sadece seven zavallı gençtim
değerim mi vardı gözün de
yeterdi bu ikihafta çoktu bile

beni anlaman için sadece
ben gittim yüreğim severken delice
İyimi yaptım yine yanıldım
kendi kendimi yaktım

anlatıyorum anlamıyorsun
aldatmadım bir an bile
ne olur anlasan bir saniye
sever dönersin geriye

yapamadım işte unutamıyorum
gitsende bir anda bile
söz geçiremiyorum yüreğime
özledim sevdiğim seni delice
eğer seni sevmeseydim
beklermiydim bu kadar
ne gurur kaldı ne bahar
gel artık bitanem bisin bu kalpteki
hasar!

eğer nefes alamzsam,sana seni seviyorum diyemezsem ozaman gidersin bu kalpten.belki elini tutamıyorum gözlerine bakamıyorum ama her zaman benimlesin bunu bil.her kalp atışım seni hatırlatırken unutamam seni.


Ekleyen : hilal sağır Tarih : 17 Nisan 2009, Cuma
     

-------özlemin ,ayrılık acısı ,sensizlik-----------


ne kadar zormuş aşkım
masum çiçeklerin sevgisi gibi
tertemiz olan aşkımız
yüreklerimizde öylece garip kaldı sevgilim
ayrı yerlerde ağlayan yüreklerimiz
aşk gözyaşlarımızla doldu
bir umut diye beklediğimiz sevgi yolumuzu
hasret rüzgarları kapladı
gönüllerimizde birleştirdiğimiz aşk yeminimiz
sensiz ve bensiz kaldı ; sevgisiz kaldı
gökyüzündeki yıldızlar artık parlamıyor
aşk bahçemizdeki çiçekler açmıyor
en acısıda bedenime can veren ruhum
sensiz yaşamıyor sevgilim....


Ekleyen : BahaR ABUL - Alim öMeR YILMAZ Tarih : 8 Nisan 2009, aramba
     

hasretin gözleri...
İçimdeki hasret artık bir volkan kadar sıcak ve isyankar
yüreğimin gözyaşları bile bu alevi söndüremiyor
bilmiyorum sonu olmayan bu hasret acısı nereye gidiyor
ama bildiğim acım günden güne artıyor
çok mu derin çok mu dolu bilemiyorum
sevgi ,aşk bu kadar hırsla mı büyüdü?
sonsuz denen gerçek yoksa bu mu benim için
derbeder oldum ; sarsıldım yıkıldım
bitirdi beni bu hasretin gözleri....


Ekleyen : BahaR ABUL - Alim öMeR YILMAZ Tarih : 8 Nisan 2009, aramba
     

bu aşk alevleri beni yaksada ben sana kıyabilirmiyim?
şimdi belki çok uzaklardasın ama biriciğim, benim işte ta şuramda çarpan kalbimdesin
seni heran hissediyorum yaşıyorum
ve çok özlüyorum...


Ekleyen : BahaR ABUL - Alim öMeR YILMAZ Tarih : 8 Nisan 2009, aramba
     

---------------adin bahardi -------------------
kente yalnızlık gelirdi sen uyuyunca
yüzümde mevsim değişirdi uyandığında
bilmezdin gizliden seni sevdiğimi
aşkın içimde solardı adın bahardı

eteğini koştururdun sokağımızda
sokak sus pus olur sana bakardı
bilmezdin gizliden izlediğimi
gözlerim gözlerinden korkardı
hatırlıyorum adın bahar’dı

sokakta bir bayramdı durakta bekleyişin
sanki sonsuz bir ayrılıktı okula gidişin
bilmezdin her sabah seni yolcu ettiğimi
yüreğim yol boyu ardından ağlardı
hatırlıyorum adın bahar’dı.


Ekleyen : Buse_Ömer Tarih : 6 Nisan 2009, Pazartesi
     

----------aşkla seviyorum. bir çığ gibi yüreğimde büyüyorsun...

aramızda aşılmaz dağlar var. hasret kokusu sinmiş dört duvar arasında,  senin yanında olan ruhumu, seni, aşılmazlığı aşmış olduğumu düşünerek, nasırlı ellerimle sana sesleniyorum. senin hiç bir zaman dayanamayacağın feryatlarım, sigaramın dumanıyla hasret kokan havaya karışırken bu cansız bedenlerde de bir sır olarak bütünleşiyor.

İmkansız oldukça tutkulaşıyorsun yüreğimde, sana bir ömür boyu imkansızım olmanı söylerken, seni yazan nasırlı ellerimi uzattığımda, sen ellerimi ellerimden esirgemiş ve imkansız olmayı reddetmiştin!.. şiirlere hayranlığını sevmiştim; şiirliğini ve sonradan mısralarında yerini sessizce alacağını bilmeden...

herkes güzelliğine hayrandı bense senin çocukluğunun maskesinde gizlenen olgunluğuna aşıktım... hayat denen bu sahnede sana verilen rolü ne kadar iyi oynuyordun... dilin "yüreğe" değer verdiğimi söylüyordu, ruhun ise kalıplaşmış zarfların ve kısır duyguların arasında geziniyordu. yalanların
arasında doğruları arıyordun. seni çok farklı yapan neydi biliyor musun benim yanımda?..

hayır, güzelliğin değil canım; çocukluğundu... ben asla bir bedende güzelliğe değer vermedim, zarfın ikinci planda geliyordu. benim için her insanda olduğu gibi o zarfın içindeki mektup önemliydi. seninde o mektubu
yüreğinle ruhunu birleştirip okumanı çok isterdim. arayışıma son verme kararını verdiğim anda, bir güz akşamında karşıma sen çıktın.

yüreğimde yaşadığım aşkı artık bedenleştirmek istediğimde, buna layık olarak seni gördüm. ama yine aşkı yüreğimde yasamama sebep oldun ve imkansızlaşmayı reddederken aslında imkansızlaştığın farkında bile değildin... marmara`ya anlattım seni... seni sadece onunla paylaştım... göz yaşlarım marmara’nın
teninde hayat bulurken, marmara feryat ediyordu kendisi kadar gerçek olan aşkların yitirilişine...

kaç aksam seni bekledim... seni paylaştığım marmara’nın sevgisine dalgalarıyla köpük köpük anlattığı sahilde, kaç yakamozlu geceyi seninle izlemek istedim ama sen yoktun... gökyüzünde bir yıldız gibiydin benim için... elimi uzatsam tutacağım kadar yakın geliyordun oysa ki sen benim sevgimden yedi kat uzaktaydın.

gözlerin yasama sevinci veriyordu bana, ama artık gözlerine bakmayı yasak etmiştim sırf aşkım yüzünden. bu zulüm değildi, ölümün ta kendisiydi... yine yalnızım iste... yalnızlığımın soğuğunda hayalinin sıcaklığına
sarılıyorum... seni yaşıyorum ve senli rüyalara hayalinle dalıyorum...

sana her şeyden üstün olan aşkımı sundum, ama sen zamanın değer verdiği yalancı aşkın zehrini, gözleri kamaştıran altın kadehlerden içiyorsun. biliyor musun bitanem seni ilk günden daha fazla aşkla seviyorum. bir çığ gibi yüreğimde büyüyorsun...


Ekleyen : Buse_Ömer Tarih : 5 Nisan 2009, Pazar
     

                            “keşkelerle”bıraktın.bana onca acıyı

biliyorsun gayem sana zarar vermek,seni incitmek, kırıp dökmek değildi.yıllar yılı acı çekmiştin istemediğin bir ortamdaydın ve sana ters düştüğü halde yanlış şeyler yapmıştın.acına,yaşam mücadelene ortak olup yüreğimi yüreğine,ömrümü ömrüne katıp seni mutlu edicektim. ben senden sadece sana verdiğim sevgiyi kabul edip bu sevgiyi yaşamanı istemiştim.yüreğim tahtıda tacıda sana vermişti.yalnızca seni istiyordu.yüreğimde kalıp saltanat sürmek varken beni sıradan bir şeymişim gibi elinin tersiyle ittin.çok sevilmek bu kadar kötümüydü.gerçekten böyle ağırmıydıki. sevgiye hasretim dediğini düşünüyorum da kocaman bir iğrenç oyun oynamışsın.hayatıma bilmediğim yeni anlamlar getirmişsin.gözüm kapalı hayatımı ortaya koyduğum bir kumar oynamıştım.ya seni kazanacaktım yada kendimden vazgeçecektim.hem seni kaybettim,hem de kendimden vazgeçtim.varmıydı böyle kimsesiz darmadağın olmak,biçare kalmak varmıydı? keşke beni böyle ödüllendireceğine,hiç ödül vermeseydin.onca yüreği senin yüreğine feda ettiğim halde yüreğim kocaman sevdamı alabilecek kadar büyümedi. bende sana büyük bir sevgiyi vermekte diretiyordum. bu kadardirettiğim için beni bağışla!...sevmek ölümüne cesaret,buzdan değil ateşten yürek ister.adı üzerinde sevdaydı bendeki,zordu sevdayı büyütmek kolay değildi elbet… bütün güzellikleri bütün kainatı seni sevmesi için birine verseydin yinede bu kadar sevilemezdin.hiç kimsenin yüreği benim ki kadar büyük ve deli olamaz. beni kırgınlıklarla,çelişkilerle,cevabı sende olan bir sürü soruyla ve bitmek tükenmek bilmeyen  “keşkelerle”bıraktın.bana onca acı verdin ama yüreğim düşmanın olamıyor.her gün alabildiğine yanıyor.İstesem de istemesem de seni özlüyor,seni istiyor.yüreğimi koparıp atmak mümkün olsaydı hiç düşünmeden koparıp atardım. sevdan beni divane etti,asileştirdi.kendime sözüm geçmiyor artık.başımı ellerimin arasına ne ilk nede son alışım.İlk acım değil ama en büyük acımsın.bir limandayım ve senin bindiğin gemi çoktan uzaklaşıp gitti.bunu kabullenemiyorum,zoruma gidiyor,canımı acıtıyor.sen yüreğimde bir hasret,en büyük ve hiç kapanmayacak bir yara olarak kalacaksın.yarım kalmışlığım ve unutulmazımsın.yüreğim seni sarayından kovmuyor.tahtı da tacı da sensiz bırakmıyor.


Ekleyen : Buse_Ömer Tarih : 5 Nisan 2009, Pazar
     

-------ardından bakıyorum-----------------

ardından bakıyorum sadece,
gidişine ağlıyorum.
yaşanmışlıklar üzüyor beni,
senle geçen günlerimi özlüyorum,
sensizlik zor...
hayat akmıyor sensiz, sevgisiz...
olmuyor hüzün kokulum, sensiz yaşanmıyor.
gözlerim boşluklara dalıyor,
hep seni arıyor yüreğim,
hep aynı yerdeyim hüzün kokulum,
bırakıp gittiğin yerde...
öylece bakıyorum...
terkedip gidişini hatırlıyorum,
defalarca dur!gitme ne olur.. deyişimi...
hep aynı yerdeyim hüzün kokulum,
bırakıp gittiğin yerde...
sanki geri dönecekmişsin gibi bekliyorum hala,
dönmeyeceksin biliyorum,
beni sensizliğe mahkum edeceksin,
olmuyor hüzün kokulum, sensiz yaşanmıyor,
hayat senin olmdığın noktada bitiyor...


Ekleyen : BahaR ABUL - Alim öMeR YILMAZ Tarih : 18 Mart 2009, aramba
     

son mektup

-------kim özlerdi avuç İçlerinin kokusunu----------------


kim özlerdi avuç İçlerinin kokusunu... o kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler, arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer. dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer. utanılacak bir şey değildir ağlamak, yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer. yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık, çalınan birinin kalbiyse eğer. korkulacak bir yanı yoktur aşkların, insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer. o kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses, hiçbir zaman duyulmasaydı eğer. daha çabuk unutulurdu belki su sızdırmayan sarılmalar, kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer. belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla, öylesine delice bakmasalardı eğer. çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de, kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer. yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin, son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer. düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman, meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer. su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman, beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer. rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla, tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer. o büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi, yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer. o kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar, son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer. bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri, her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer. kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de, dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer. anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel, namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer. uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından, dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer. issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de, sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer. yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine, kulağına okunacak biri olsaydı eğer. İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de, kartvizitinde "onca ayrılığın birinci dereceden failidir" denmeseydi eğer. gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar, ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer. issızlığa teslim olmazdı sahiller, kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer. sen gittikten sonra yalnız kalacağım. yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse... evet sevgili, kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim uzanmak isterdi ince parmaklarına, mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!! can yücel

 


Ekleyen : BahaR ABUL - Alim öMeR YILMAZ Tarih : 16 Mart 2009, Pazartesi
     

 


---------------sen yoksun ya---------------------


sen yoksun ya gunes dogmuyor
her sarkýda huzun var
sýýrler böle dost degýl
her mýsrada huzun var
yastýgýmda kokun her yerde yuzun var
sen yoksun ya sanký yarým kalmýsým
sen yoksun ya cýldýrmýs bunalmýsým
sen yoksun ya hep bu sarkýyý calmýsým
sen nerdesýn...

yoksun... yoksun... sen gelmýyorsun
yoksun.. .yoksun... aglatýyorsun
ne hayallerýmýz vardý,yar bený anlayacaktý
kar dustu umutlara boyle mi olacaktý?
korkuyorum yarýndan boyle mý olacaktý?
sen yoksun ya sýmdý bombos sokaklar
sen yoksun ya gozyasým pismanlýk saklar
sen yoksun ya umrumda mý yasaklar
sen nerdesýn?..

yoksun... yoksun... bený anlamýyorsun
yoksun caným,yoksun ya gelmýyorsun


Ekleyen : BahaR ABUL - Alim öMeR YILMAZ Tarih : 16 Mart 2009, Pazartesi
     

her zaman duyamadigimiz o toprak kokusu bu zamanda aranan gerçek sevgiler gibi yagmur arkasinda sakli olan toprak kokusu gibi ortaya çiksa keske... özledigim ne sensin ne de bir baskasi... özledigim gerçekten hissetmeden bana "seni seviyorum" demeyecek biri.. hani insan aglamak ister, gözlerinden yas gelmez ! hani gülmek ister, yürekten gülmez! hani birini bekler o hiç gelmez! iste o zaman ölmek isterde ecel gelmez!


Ekleyen : davids_tanju41@ Tarih : 13 Mart 2009, Cuma
     

disarisi sankİ bİr huzun yas tutuyocasina ağliyorcasina... yağan yağmur sana oln aşkimi özlemİmİ anlatiyorcasina haykirir gİbİ kİmsesİz kaldiğim bu yerde bİr tek kİşİnİn bekledİğİnİ bİle bİle sewdİğİme kavuşayim dİye yas tutuyr....
                                                                                                                       semİhh&&&&&&mehtaaappp


Ekleyen : MEHTAP&&&SEMİH Tarih : 1 Mart 2009, Pazar
     

SAYFALAR :


TOPLAM : 294 Özlem
ONLINE KULLANICI : 21 | 0,11 saniye Sayfa Yüklenme
Copyright © E-hadi.NET by: Bahar YILMAZ & Alim Ömer ABUL, 2006.
Hosting Hizmetleri       Webmaster Pagerank