 |
Sitem, Sitem mesajları, Sevgiliye En iyi Sitem ve Romantik Sitem
Sitem, Sitem mesajları, Sevgiliye En iyi Sitem ve Romantik Sitem sözleri,
|
 |
|
 |
|
|
|

ve başka hiçbir şeyin önemi yok!
uzaktı yaklaşmak hayasızca savrulan rüzgarın sonbaharında. ama yaklaşıyordum, hissediyordum belki de toza dumana karışıyordum bilmeden. belki birkaç adımdı yeterli olan belki de dereler aşmak gerekti yalın ayak. kim bilir? gözlerin bile suskun kalıp anlam ifade edemediği anlarda uzlaşmak uzaktı. gerçeklerin yalanlarla boğulduğu, aşklarınsa asırlardır zindanlarda hapsolup gün yüzü görmediği bir akşamdaydı yalnızlık. her ne kadar sessizce olsa da ölümler acı çekiyordu, biliyorum. ve başka hiçbirşeyin önemi yok. güneş küsmüştü, yüzünü göstermiyordu artık ve ‘çılgın şairlerin titreyen mısraları’ydı gece, tek dostumdu. uzaktı, yakındı, çirkindi, güzeldi hiçbir önemi yoktu o sahte maskelerin gözyaşlarımın ırmağında. arkadaş sandığım o yağmurlar da, dilime takılan o ezgiler de rüya olmuştu zaman alıp başını, çekip gittiğinde. ve başka hiçbirşeyin önemi yok. islanan anılarımız haykıramamaktan korkardım. uçup giden gülüşlerimin arkasından koştururdum. ama hayallerim gözlerimden kırılıp suya düşmüştü ve ben hatırlıyorum elinden şekeri alınan bir çocuk misali, ağlıyordum. gün gelir de bir gün oyun biter belki diye bekliyordum fakat olmuyordu. biliyordum, yapardım ama o zaman niye yapmıyordum? hiçbir fikrim yoktu. belki de istemiyordum, istememeye itiyordum kendimi çünkü değersizleşmişti gözlerimde onca değerli “şey” değersizler için. her zaman için mevsim sonbahardı ve zaman da yoktu. bu yüzden de hep kayboluyordum kırılgan güz yapraklarının ortasında. umudumu çekip alıyordu hayat içimden, anlıyorum bir şeylerin değiştiğini… suskunda artık şarkılar, kapanıyordu tek tek perdeler, gözlerim karanlığın ahenginde dans ediyordu hiçbir değeri olmayan nesnelerle. uyutmasını istiyordum beni bir şeylerin. tek istediğim uykuydu, sadece hoş, sadece temiz bir uyku. belki de yenileyecektim kendimi uykuya dalınca fakat bir türlü yakamı bırakmıyordu gerçekteki yanlışlarım. ve başka hiçbirşeyin önemi yok
|
|
|
Ekleyen :
Mine ACAR |
Tarih :
21 Agustos 2008, Perembe |
|
 |
 |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|

uçurumun kenarindakİ çiğlık
bıraksam bedenimi şimdi, bu umarsız dünyaya kafa tutup. tenimle toprağın sevişmesini izlesem, ruhumu göklere teslim etsem. bıraksam bedenimi bu boşluğa şimdi.. ama şimdii...
ağlamak istiyorum,
sesimin uçsuz bucaksız bu dağlarda yankılanacağını bile bile!! ağlayabilirmiyim? buraya kadar gözlerimde olmayan yaşlara nispet, dilimden dökülmesi yasaklanan onca söze nispet, yüreğimdeki o büyük sevgiye nispet söyle; ağlayabilirmiyim?
bu gözyaşları çelimsiz saatler
ne senden kaynaklanıyor nede ondan! bu yaşamak yada nefesinin boğazında düğümlenmesinin ikilemi. İşte uçurumun kenarındaki çığlık...!!
|
|
|
Ekleyen :
BaHaR |
Tarih :
17 Agustos 2008, Pazar |
|
 |
 |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
parça tesirli sancılar düşüyor kalbime" ...
"-susmak aşkın dilidir- "diyen sevgili konuş şimdi, kelimelerine ihtiyacım var…” parça tesirli sancılar düşüyor kalbime… düştükçe uçurum, sancıdıkça aşk… ve aşklaştıkça kalp daha çok parçalanıyor hayat yaklaştıkça daha bir özlüyorum kabul ediyorum,galibimsin ve ben her şeyini savaş alanında bırakan mağlup bir ******* gibiyim şimdilerde.. tüm zaferlerimi sende yitirmişim kör bir şahinin gözleriyle yol arıyorum kendime sana çıkmayacağını bildiğim yolları görmekten korkuyorum belki de kim bilir?.. çıkmaz sokaklarda kısır kalıyorum döngülere.. ve ben dönemezken kendime labirentlerinde kaybolmuşken, sağım sen, solum sen, yolum sen, yönüm sen olmuşken, senden gayrısına yok,yokluğuna râm olmuşken, susma ömrüm!...
yol kesil cehenneme...
keskin bir virajsın içimde bir türlü alamadığım.. ne zaman geçmeye kalksam senden, ya bir uçurum boşluğu, ya bir şarampol oluyor sonum.. uzanan elleri tutmuyorum.. yüreğime taktığın alyans tutuyor içimi, içini bırakmıyorum.. dul bir hasrete yâd/igar kalıyorum ötelerde yar dediğimi ağyar, yaban dediğimi yar sanıyorlar.. sancılanıyorum sessizliğine tam vakti; susturucu takılmışken yüreğime, haykıramazken, her kurşun içimi parçalarken, infilak ederken isyanlarım sensizliğe, ve akarken gözümden ırmak ırmak, susma ömrüm!...
ateş kesil cehenneme...
tüm piyonlarım tükendi. elimde bir şah… nereye koysam kendine mat çekiyor.. cemreler ihanet ediyor adına, aslı hükümsüz.. kendini bile ısıtmıyor.. adım lâl kalıyor zemheri ayazlarına.. d-üşüyorum.. muhaciri değilim gayrı bu arafın.. ne cennet kokabiliyorum, ne cehennem yanabiliyorum.. kendimsiz bir kent kuruyorum yokluğunun sokağına.. baykuşlara sakinlik yapıyor kentimin ıssızlığı… sesine parazit yapan bir sesle yıkılıyorum uğraşma aşk..! kal(n)dıramazsın; kumdan kaleler gibi bir rüzgarlık değil, bir cümlelik yıkımlarım.. bilmem ki hangi rihter ölçer sarsıntılarımı.. artçı sellere verirken sitemimi, sana “sus”arken, ölüme “su”sarken, müptelâsıyken kahramanı bıçaklanmış masalların aşk için aşıkları ezip geçmişken, susma ömrüm!...
şehâdet getir cinnetime...
öznesi sen olan bir ömre verdim adını, ki ölüm yar olana kadar tek yar dediğim ol diye.. sana geldim, ölüme yar etme diye. susma diye çırpınışlarımın tek müsebbibisin.. biliyorum aldırmıyorsun dönmeyeyim istiyorsun sultanlığına ve aslında aşk’tan korkuyorsun zulmetin sırtımda yama olurken yar’alarıma hani olur da geldiğimde bir gün kapanacaksa yüzüme şehrinin kapıları, her lisanı lâl bırakan bakışlarım anlamını yitirecekse eğer ve el elini tutacaksa ellerin, elimde değil yanacağım o vakit gülüp geçeceksen yangınlarıma, sarmayacaksan, benimle kınanıp, benimle yanmayacaksan, cennetten kovulmayı göze almayacaksan, bir sözüne çölde vaha gibi susarken öyle umarsız susacaksan… sen de sus ömrüm!... sus!.. sus ki, ölüm bana yar, ben ölüme yar olayım…
sen toprak kesil cesedime...
|
|
|
Ekleyen :
BaHaR |
Tarih :
13 Agustos 2008, aramba |
|
 |
 |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
yüreğimizle oynadık
kalbimi ikiye böldün sen giderken..!!! gözüm yaşlı,gönlüm kırgın kaldım öylece arkandan.. söylesene hangimiz ihanet ettik bu sevdaya..? güneş bile başka ısıtırdı yüreğimizi,,yıldızla r her gece bizim için ışıldar gökyüzünü aydınlatırdı.. sözlerimiz birbirimiz için bir ‘yemİn ‘ di hani…? hangimiz,hangimiz kökünden kazıdı bu sevdayı.. bir hiç uğruna seni bırakıp,yabancı, yalancı yüreklere koşan ben mi..? yoksa gidişimi kaldıramayan sen mi.?... ne kadar kökünden kazınmış da olsa bu sevda bende hala yanık izleri var.. her güneş doğduğunda,her yıldız belirdiğinde…………………. aşk yürek ister derdik hep,ve bizim aşkımız yürek doluydu.. kim neden boşalttı şimdi bu sevdayı?yüreksiz hala getirdi… kime ne zararımız vardı.yüreğimiz yangın yerine döndü. kalbimiz camdan hale geldi…..!!!! aşk,doğruluk isterdi..neden yalanlarım(ızla) kirlettik,yanlış hale getirdik..,.aşk,safl ıktı,masum luktu.. neden kurnazlaştık birden.?.. söylesene bizi bu kadar değiştiren neydi… biliyorum çok hatalıyız ikimizde.şimdi ne senin için ne de benim için geri dönüş yolu var..bütün dönüşlerimizi kendi ellerimizle kapattık.. affedemeyeceğiz belki de birbirimizi.. çünkü oyuncakları bırakıp“ yüreğİmİzle “oynadık. her gün biraz daha kanattık,kırdık. kırdıkça daha da alıştık,alıştıkça daha da yok olduk .. " karanlığın diyarında…"
|
|
|
Ekleyen :
BaHaR |
Tarih :
12 Agustos 2008, Sal |
|
 |
 |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
pαrcαlαnmıs bir чüzün son gülüşü
kendimden yoruldum.. sürekli maske takmaktan, İçim kan ağlarken, İnsanlara gülmekten yoruldum... çok sinirliyken bile, sakin olma zorunluluğundan yoruldum. hüzün çizgileri sarmışken yüzümü, gamzelerimi göstermekten yoruldum.. bağıra bağıra ağlamak isterken, gözyaşımı içime akıtmaktan yoruldum. İçimde deli gibi çağlayan aşk varken.. dağlara taşlara haykırmak varken sesimi içime çekip, susmaktan yoruldum.. gözlerinin mavisinde sana bulanmak isterken siyahın esiri olmaktan yoruldum.. kendimden yoruldum hep güçlü olmak ne kadar zordur; hep sorumluluk sahibi olmak, çocukken genç olmak , gençken olgun olmak kimlik değiştmekten yoruldum.. çabuk tükettim umutlarımı yarınlarımı duygularımı.. geri dönüşü olmayan bir tüneldeyim yine kurulmuş sahne başrolde ben yardımcı oyuncular ;hüzün, acı maske konu;herşeye rağmen mutlu olma sanatı ha bide oyunun adı var ;hayat gülüyorum yine zorunluluktan.. bu kaçıncı rol alışım bu filmde alışılmış senaryolar bunlar.. acemi mi sandın beni hayat!! ben her gece bu sahnenin müdaviniyim hadi bırak mutlu olma tasasını yapışmış alnımıza hayatın kavgası düş yakamdan hayat!!!.. oyunumu oynarım sahnemi kapatırım ölümdür sonuma yakışan bilmezmisin!... en çok ölülerdir alkışlanan..
|
|
|
Ekleyen :
BaHaR |
Tarih :
12 Agustos 2008, Sal |
|
 |
 |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|

sen’siz kalan sen değildin…“anlayamazdın”kapandı-n İşte...
önemli değil be sevgili , yıkıp gidişin ! yine hüsrandı bu sevdanın sonu, belliydi , ben ödeyecektim kabaran bu hesabı, faiziyle ! önemi yok , ödenen bi hesap olsun .. önemi yok ki sevgili yıkıp gidişinin ; bana ıstırap olsun !!
gecen şu saatlerin önemi yok, takvim sayfaları günleri düşüyor bir bir , bana ne ? bana ne ki geşen günlerden.. saatlerden … önemli değil, gecen zaman olsun ! nasıl olsa sende yoksun, sende düşüyorsun gözyaşı[n]mdan ! gecen günlerin hesabını ödemek bana düşüyor, bana düşüyor, acısını taşımak ! önemi yok ki sevgili, nasıl olsa anlamayacaksın !
önemli değil be sevgili , kapıları çarpıp gidişin … açılmamalıydı, aralanmamalıydı aslında kapılar… girilmemeliydi , cereyanda kalan ben oldum.. ben ödedim hastalığımın bedelini ! yine ben dışarda kaldım .. önemi yok kapanan kapıların ardından; dışarda kimin kaldığının , önemi yok ki ne halde olduğunun ! önemi yok ki kapanan kapıların; bana bir adım daha gitmemi hatırlatsın !
güneş vuruyor odama .. ay doğmuyor gecenin karanlığından ! bir ısıtıyor, bir soğutuyor mevsimler.. senin gibi … takvimlerden ; günler, gözyaşlarımdan ; sen düşüyorsun ! önemi var mı ki senin için? değeri var mı ? önemi yok be sevgili, odama günesin vurmasının ! farkımda olmayışının, unutuşunun önemi yok.. <canını sıkma!> önemli değil zaten unutuşun, ne de olsa hiç hatırlamadın beni …!
sen’siz cümleler kuruyorum şimdi… uzun uzun ! gidişinin ardından masama kalan faizli hesabı anlatıyorum … ödüyorum cezasını ağır ağır ! önemli değil, avuturum kendimi <bir hesap> diye ! <<<önemli değil ki çekip gidişin, bana faizli hesabı koysun..! >>> sen’li cümlelerim, yön değiştirdi sen’siz cümlelere ! önemsiz bir vak’a, önemsiz bir durum senin için … yıkılan ‘sen’ değildin , sen’siz kalan sen değildin… “anlayamazdın” ben olsaydım ‘ben’ de önemsemezdim… (ama yoo, senin kadar acımasızda olamazdım!) olsun be sevgili, sen’leyken farklı mıydık sanki.. olsun önemi yok, İsyana lüzum yok !!!
ağaçlar döküyor yapraklarını, sarı sarı ! gökyüzü ağlıyor,saklıyor nefretini bulutlar… önemli mi be sevgili senin için, bu sonbahar ? önemli mi be sevgili senin için, sararan yapraklar gibi dökülmem,savrulmam ! düşünmedin ki… bakmadın ki etrafına hangi mevsimi yaşıyoruz diye .. sen takılı kaldın –ask kokan-, -ihanet kokan- mevsimde ! önemi yok, ne kadar zarar ziyan varsa öderim… öderim acılan hesabımı, kayıtsızca.. <<tek hamlede>> önemi yok ki sevgili, ziyanı yok , bir daha açılmayack bu hesap, kapanacak ! senli ve sensiz geçen günlerin hesabı ; [kapandı..] !! şimdi önemli mi sevgili, yüreğimin gemcisi … önemli mi senin için… [kapandı..]’n iste…..!!!
|
|
|
Ekleyen :
BaHaR |
Tarih :
5 Agustos 2008, Sal |
|
 |
 |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
ben renklerin en sİyahini hak ettim mi? seni o kadar beyaz severken!..
daha az seviyordum seni, giderek daha az unutur gibi seviyordum azala azala aramızdaki uzaklığın karanlığında geceler kısalıp gündüzler uzuyordu öyle olunca daha az seviyordum seni kendini iyileştiren bir yara gibiydi daha az ve zamanla... sen geceyi tutuyordun ben nöbeti uzak dağ kışlalarında görmüyorduk birbirimizi ben cansu diye ararken seni siyah göl sanki canıma kast suyumu kesti usul usul sis iniyordu kopmuş yollara işığı hafif.. uykusu ağır gecelerde üzerini örtüyordum senin.. bir çığ gibi büyüyordun rüyalarımda sevgilim yıldızları daha büyüktü bazı gecelerin nöbet kadar yalnızken öğrenecektin bunu da yeniden ödetiyordum sanki kendime onca aşkın öğretemediğini yıllarca kolay değildi... kaç acı birden imtihan etmişti beni her şey karanlıktan daha çok siyahtı bir tek gece vardı insanın hayatında ömür boyu sürecek gibiydi nöbeti İyi ol... sağ ol... uzak ol... ama bir daha görme beni diyordu bir ses... kulaklarımı tıkamaya çalıştım bir daha işitmiyim diye ağzımı var gücümle kapattım belki de ben söylüyorum diye çok korktum sevgilim belki de bir daha hiç uyanamam diye... ben renklerin en siyahını hak ettim mi o kadar beyaz severken seni
|
|
|
Ekleyen :
CAN::::::: |
Tarih :
3 Agustos 2008, Pazar |
|
 |
 |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
ne giysek yakışmıyor hüzünden başka yüzümüzü sulara bıraktık….. hayallerimizi sıvası dökülmüş duvarlara , sardıkça yangınlar içimizi, yoksul bir yaşamın cenderesinde yaralarımız üşüdü... önce miydi, sonra mıydı, kar mıydı? yağmur muydu? bilemedik? üşüdükçe içimize çöktü sis...hep sancısını çektik kahreden hayatın, ne giysek yakışmıyor hüzünden başka ,eğilip bakmaya korktuğumuz, sahipsiz mezarlara döndü içimiz. her akşam tanımadığımız bir hicran görmediğimiz bir ıstırap çaldı kapımızı... kalbimizi bir vefasız, ömrümüzü bir hayırsız aldı hayatın çıkmazında hep teselli aradık buruk gülümsemeler dindirebilir mi hüznü ah!!!!can? kime ne verebiliriz ki, gönül mü? ömür mü? can mı? mal mı? yok, yok yüreğimizden başka servetimiz, her baktığımız göz yuttu gönlümüzü ,hançerini sapladı her tuttuğumuz el hangi adaya sığınsak ihanet kokuyor. nereye gidebiliriz ki ah! can, yüreğimizden başka sokaklar çıkmaz sokak ömrümüzde, kahretsin... çıktığımız her yolculukta düştüğümüz her kalabalıkta ıssız bir kıyıda üşüdü ömrümüz yetim ruhumuz, nemli gözlerimizle her gece sarılıp bir hayale, yalnızlığımızı alıp bastık bağrımıza... yetimdik mevsimlerin koynunda, yaralıydık acılarla yattık, acılarla kalktık, bir ömür acılara acılar kattık.kurudu gözpınarlarımız, karanlığı siper edip gözlerimize yüreğimizle ağladık…kimsesiz bir çocuğun yüreğine çizip resimlerimizi , kayıp mezarlara gömdük, yüzümüze siper ettiğimiz gülüşleri ve yükleyip sevdalı bir kuşun kanadına kaygılarımızı ardında el açıp aşka ve acıya ağladık... hep yüreğimizde saklı tuttuk sevgimizi, gözlerimizde, yüzümüzün hüznünde saklı tuttuk... gökyüzünü doldurup soluğumuza isyanımızı kilometrelere zincirleyip kayıp bir vadide idam ettik geçmişimizi... gidenler dönmedi ah!!!! can solgun bir güz bahçesi renginde, boynu bükülü gelincikler gibi kaldık yaralı uçurumları birer birer koşarak boş yere yollara baktık, türküler yaktık kurudu gözpınarlarımız, yüreğimizle ağladık. yaralı bir ülkeyiz şimdi, terkedilmiş bir şehir nehir nehir acılar damlıyor bedenimize önümüzde dağ dağ uçurumlar ardımızda ölümün ayak sesleri nasılda acıyor hayatımız ahh!!!! gurbet ki, kahreden yanımız acılara gömdüğümüz isyanımız derdimizi kime nasıl anlatırız, kimimiz var ki, ah! can lime lime yüreğimiz, ilmik ilmik gözyaşlarımızdan başka… hasret ki, göçmen kuşların kanadında taşıdığı gamdan bir dağ gibi oturmuş gözlerimize... buruk gülümsemeler dindire bilir mi hüznü ah! can?
kime ne anlatabiliriz ki, ağızdan çıkan her söz yaralıyor yüreğimizi....
|
|
|
Ekleyen :
CAN::::::: |
Tarih :
3 Agustos 2008, Pazar |
|
 |
 |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Ekleyen :
BaHaR |
Tarih :
26 Temmuz 2008, Cumartesi |
|
 |
 |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
unutmak bu kadar kolay mi olmaliydi? sence bir kalemde silinip atilabilir miydi herşey? suçlu ben miyim yoksa sen mi? ağlamak değiştirebilir miydi peki; gözyaşlarim yetebilir miydi şu anda kaybettiğim saatleri dakikalari geri getirmeye... gözlerim gözlerine aitti peki ya şimdi gözlerinde tutsak gözlerimle yeni bir sevgilinin gözlerine bakmak onun gözlerinde bir sevgi tanesi aramak sana ne ifade ediyor? ben ayrildiğimizdan beri kimsenin gözlerine bakamiyorum. aslinda merak ediyorum neydim ben senin için iyi bir dost,bir yabanci,arkadaş,sird aş,sevgili... neydim? ben her günümü seninle yaşadimsenden uzakta.. ben hala seni seviyorum. gözlerinin içine ilk baktiğim günkü gibi, ellerimi tuttuğun,beni öptüğün, aşkimi anlatmak isteyipte anlatamadiğim günkü gibi ben hala seni seviyorum. ya sen??
|
|
|
Ekleyen :
BaHaR |
| | | | |