ANASAYFA | OYUNLAR | YEMEK TARIFLERI | Magazin Haberleri | FIKRALAR | BIYOGRAFILER | HIKAYELER ||
Sitem, Sitem mesajları, Sevgiliye En iyi Sitem ve Romantik Sitem
 Sitem, Sitem mesajları, Sevgiliye En iyi Sitem ve Romantik Sitem sözleri,
 

Kategoriler


 Güzel Söz Ekle Güzel Söz EKLE
 Güzel Sözler GüzelSözler
 Anneler Günü Anneler Günü (32)
 Asker Asker (34)
 Aşk Aşk (343)
 Atasözlerimiz Atasözlerimiz (13)
 Ayrılık Ayrılık (301)
 Babalar Babalar (34)
 Beşiktaş Beşiktaş (2)
 Doğum Günü Doğum Günü (49)
 Dostluk Dostluk (37)
 Etkileme Sözleri Etkileme Sözleri (107)
 FenerBahçe FenerBahçe (3)
 Galatasaray Galatasaray (1)
 Geçmiş Olsun Geçmiş Olsun (12)
 Hayat Dersi Hayat Dersi (18)
 Kandil Kandil (37)
 Komik  Komik (102)
 Kurban Bayramı Kurban Bayramı (0)
 Kutlama Kutlama (5)
 Nefret Sözleri Nefret Sözleri (439)
 Özlem Özlem (181)
 Özlü Sözler Özlü Sözler (130)
 Özür Özür (27)
 Ramazan Bayramı Ramazan Bayramı (5)
 Sevgi Sevgi (325)
 Sevgililer Günü Sevgililer Günü (8)
 Sitem Sitem (301)
 Teklif Etme Teklif Etme (0)
 Yalnızlık Yalnızlık (201)
 Yılbaşı - Yeniyıl  Yılbaşı - Yeniyıl (21)

 

 

 


avuçlarımda erirdin ...`


seni sensiz bir gecede sordum geceye.
en parlak yıldız oldun gülümsedin yüzüme ..
seni yağmur yüklü bir günde bulutlara sordum en tatlı yağmur damlası olarak düştün yüzüme...
seni sensiz geçen günümd sordum birden parladın güneşim oldun ...
sensiz sonsuz okyanusa sordum sandalimda iken küreksiz...
baktım ki küreğim dalgam oldun kıyıya vardım seninle...
seni bembeyaz karlarda aradım...
baktım ki en ulaşılmaz zirvede kardelenim olmuşsun bekliyorsun beni yükseklerde.
beni kendime sordum sendeymisim.
beni dertlere koyan da sensin sevgisiyle gönlümü dolduran da sen....
beni gözyaşları dolu gecelere terk eden de sensin küçük bi bakisinla yüzümde güller açtiran da sen...
arkasına bakmadan beni yalnızlığa koyan da sensin hayat boyu en tatlı gülümsemeleri yaşatan da sen...
gitme demelerime aldırmayan da sensin ...
sevdiğin halde söyleyemeyen de sen...
korkup bu sevgiden kaçan da sensin şu anda bundan pişman olan da sen....
aklıma geldin yıllar sonra elinde bir buket kış çiçeği vardı hani o en sevdiğim papatyalarla birlikte...
boğaza gittik çayımızı içerken seyrettik o aşk dolu biz dolu denizi....
kimi zaman hırçın dalgalar vuruyordu kamçı gibi kayalara kimi zaman saçlarını okşar gibiydi deniz sessiz ve sevgi dolu...
sen geldin aklıma ve sende yaşayan ben....
kimi zaman fırtınalar geçti bu sevgiden kimi zaman gözlerinde eridim sonsuz yükseklikteki o zirvede buldum kardelen çiçeğimı gözlerine bakarken....
ellerime aldığımda incitmekten korktum bir kar tanesi gibi nazenindi sevgin bazen..
avuçlarımda erirdin ...`
gece oldu birlikte gittiğimiz o sahilde oturdum ilk oturduğumuz o banka ....
aya baktım yıldızlar sensizligi sezmis gibi kaçtılar bulutların arkasına...
seyrettim gözlerinde yıldızları seyrettim sanki o an ...
bana bakıyordun gülümsedin ...
eve geldim sonra en sevdiğimiz filmi seyrettim dizlerine uzanarak yarısında uyuduğum o güzel filmi.. bu kez sonunu gördüm senin yokluğunda...


Ekleyen : BaHaR Tarih : 21 Agustos 2008, Perembe
     


ve başka hiçbir şeyin önemi yok!


uzaktı yaklaşmak hayasızca savrulan rüzgarın sonbaharında. ama yaklaşıyordum, hissediyordum belki de toza dumana karışıyordum bilmeden. belki birkaç adımdı yeterli olan belki de dereler aşmak gerekti yalın ayak. kim bilir? gözlerin bile suskun kalıp anlam ifade edemediği anlarda uzlaşmak uzaktı. gerçeklerin yalanlarla boğulduğu, aşklarınsa asırlardır zindanlarda hapsolup gün yüzü görmediği bir akşamdaydı yalnızlık. her ne kadar sessizce olsa da ölümler acı çekiyordu, biliyorum. ve başka hiçbirşeyin önemi yok.
güneş küsmüştü, yüzünü göstermiyordu artık ve ‘çılgın şairlerin titreyen mısraları’ydı gece, tek dostumdu. uzaktı, yakındı, çirkindi, güzeldi hiçbir önemi yoktu o sahte maskelerin gözyaşlarımın ırmağında. arkadaş sandığım o yağmurlar da, dilime takılan o ezgiler de rüya olmuştu zaman alıp başını, çekip gittiğinde. ve başka hiçbirşeyin önemi yok.
islanan anılarımız haykıramamaktan korkardım. uçup giden gülüşlerimin arkasından koştururdum. ama hayallerim gözlerimden kırılıp suya düşmüştü ve ben hatırlıyorum elinden şekeri alınan bir çocuk misali, ağlıyordum. gün gelir de bir gün oyun biter belki diye bekliyordum fakat olmuyordu. biliyordum, yapardım ama o zaman niye yapmıyordum? hiçbir fikrim yoktu. belki de istemiyordum, istememeye itiyordum kendimi çünkü değersizleşmişti gözlerimde onca değerli “şey” değersizler için. her zaman için mevsim sonbahardı ve zaman da yoktu. bu yüzden de hep kayboluyordum kırılgan güz yapraklarının ortasında. umudumu çekip alıyordu hayat içimden, anlıyorum bir şeylerin değiştiğini… suskunda artık şarkılar, kapanıyordu tek tek perdeler, gözlerim karanlığın ahenginde dans ediyordu hiçbir değeri olmayan nesnelerle. uyutmasını istiyordum beni bir şeylerin. tek istediğim uykuydu, sadece hoş, sadece temiz bir uyku. belki de yenileyecektim kendimi uykuya dalınca fakat bir türlü yakamı bırakmıyordu gerçekteki yanlışlarım.
ve başka hiçbirşeyin önemi yok


Ekleyen : Mine ACAR Tarih : 21 Agustos 2008, Perembe
     


uçurumun kenarindakİ çiğlık


bıraksam bedenimi şimdi,
bu umarsız dünyaya kafa tutup.
tenimle toprağın sevişmesini izlesem,
ruhumu göklere teslim etsem.
bıraksam bedenimi bu boşluğa şimdi..
ama şimdii...


ağlamak istiyorum,


sesimin uçsuz bucaksız bu dağlarda
yankılanacağını bile bile!!
ağlayabilirmiyim?
buraya kadar gözlerimde olmayan yaşlara nispet,
dilimden dökülmesi yasaklanan onca söze nispet,
yüreğimdeki o büyük sevgiye nispet söyle;
ağlayabilirmiyim?


bu gözyaşları çelimsiz saatler


ne senden kaynaklanıyor nede ondan!
bu yaşamak yada nefesinin boğazında düğümlenmesinin ikilemi.
İşte uçurumun kenarındaki çığlık...!!


Ekleyen : BaHaR Tarih : 17 Agustos 2008, Pazar
     

parça tesirli sancılar düşüyor kalbime" ...


"-susmak aşkın dilidir- "diyen sevgili konuş şimdi, kelimelerine ihtiyacım var…”
parça tesirli sancılar düşüyor kalbime…
düştükçe uçurum, sancıdıkça aşk…
ve aşklaştıkça kalp
daha çok parçalanıyor hayat
yaklaştıkça daha bir özlüyorum
kabul ediyorum,galibimsin
ve ben her şeyini savaş alanında bırakan
mağlup bir ******* gibiyim şimdilerde..
tüm zaferlerimi sende yitirmişim
kör bir şahinin gözleriyle yol arıyorum kendime
sana çıkmayacağını bildiğim yolları görmekten korkuyorum belki de kim bilir?..
çıkmaz sokaklarda kısır kalıyorum döngülere.. ve ben dönemezken kendime labirentlerinde kaybolmuşken, sağım sen, solum sen, yolum sen, yönüm sen olmuşken, senden gayrısına yok,yokluğuna râm olmuşken,
susma ömrüm!...

yol kesil cehenneme
...

keskin bir virajsın içimde bir türlü alamadığım..
ne zaman geçmeye kalksam senden,
ya bir uçurum boşluğu, ya bir şarampol oluyor sonum..
uzanan elleri tutmuyorum..
yüreğime taktığın alyans tutuyor içimi,
içini bırakmıyorum..
dul bir hasrete yâd/igar kalıyorum ötelerde
yar dediğimi ağyar, yaban dediğimi yar sanıyorlar..
sancılanıyorum sessizliğine
tam vakti;
susturucu takılmışken yüreğime,
haykıramazken,
her kurşun içimi parçalarken,
infilak ederken isyanlarım sensizliğe,
ve akarken gözümden ırmak ırmak,
susma ömrüm!...

ateş kesil cehenneme
...


tüm piyonlarım tükendi.
elimde bir şah…
nereye koysam kendine mat çekiyor..
cemreler ihanet ediyor adına,
aslı hükümsüz..
kendini bile ısıtmıyor..
adım lâl kalıyor zemheri ayazlarına..
d-üşüyorum..
muhaciri değilim gayrı bu arafın..
ne cennet kokabiliyorum, ne cehennem yanabiliyorum..
kendimsiz bir kent kuruyorum yokluğunun sokağına..
baykuşlara sakinlik yapıyor kentimin ıssızlığı…
sesine parazit yapan bir sesle yıkılıyorum
uğraşma aşk..!
kal(n)dıramazsın;
kumdan kaleler gibi bir rüzgarlık değil, bir cümlelik yıkımlarım..
bilmem ki hangi rihter ölçer sarsıntılarımı..
artçı sellere verirken sitemimi,
sana “sus”arken,
ölüme “su”sarken,
müptelâsıyken kahramanı bıçaklanmış masalların
aşk için aşıkları ezip geçmişken,
susma ömrüm!...

şehâdet getir cinnetime
...

öznesi sen olan bir ömre verdim adını,
ki ölüm yar olana kadar tek yar dediğim ol diye..
sana geldim, ölüme yar etme diye.
susma diye çırpınışlarımın tek müsebbibisin..
biliyorum aldırmıyorsun
dönmeyeyim istiyorsun sultanlığına
ve aslında aşk’tan korkuyorsun
zulmetin sırtımda yama olurken yar’alarıma
hani olur da geldiğimde bir gün
kapanacaksa yüzüme şehrinin kapıları,
her lisanı lâl bırakan bakışlarım anlamını yitirecekse eğer
ve el elini tutacaksa ellerin,
elimde değil yanacağım
o vakit gülüp geçeceksen yangınlarıma,
sarmayacaksan,
benimle kınanıp, benimle yanmayacaksan,
cennetten kovulmayı göze almayacaksan,
bir sözüne çölde vaha gibi susarken
öyle umarsız susacaksan…
sen de sus ömrüm!...
sus!.. sus ki, ölüm bana yar, ben ölüme yar olayım…

sen toprak kesil cesedime...


Ekleyen : BaHaR Tarih : 13 Agustos 2008, aramba
     

yüreğimizle oynadık

kalbimi ikiye böldün sen giderken..!!!
gözüm yaşlı,gönlüm kırgın kaldım öylece arkandan..
söylesene hangimiz ihanet ettik bu sevdaya..?
güneş bile başka ısıtırdı yüreğimizi,,yıldızla r her gece
bizim için ışıldar gökyüzünü aydınlatırdı..
sözlerimiz birbirimiz için bir
‘yemİn ‘ di hani…?
hangimiz,hangimiz kökünden kazıdı bu sevdayı..
bir hiç uğruna seni bırakıp,yabancı,
yalancı yüreklere koşan ben mi..?
yoksa gidişimi kaldıramayan sen mi.?...
ne kadar kökünden kazınmış da olsa
bu sevda bende hala yanık izleri var..
her güneş doğduğunda,her yıldız belirdiğinde………………….
aşk yürek ister derdik hep,ve bizim aşkımız yürek doluydu..
kim neden boşalttı şimdi bu sevdayı?yüreksiz hala getirdi…
kime ne zararımız vardı.yüreğimiz yangın yerine döndü.
kalbimiz camdan hale geldi…..!!!!
aşk,doğruluk isterdi..neden
yalanlarım(ızla)
kirlettik,yanlış hale getirdik..,.aşk,safl ıktı,masum luktu..
neden kurnazlaştık birden.?..
söylesene bizi bu kadar değiştiren neydi…
biliyorum çok hatalıyız ikimizde.şimdi
ne senin için ne de benim için geri dönüş yolu var..bütün dönüşlerimizi kendi ellerimizle kapattık..
affedemeyeceğiz belki de birbirimizi..
çünkü oyuncakları bırakıp
“ yüreğİmİzle “oynadık.
her gün biraz daha kanattık,kırdık.
kırdıkça daha da alıştık,alıştıkça daha da yok olduk ..
" karanlığın diyarında…"


Ekleyen : BaHaR Tarih : 12 Agustos 2008, Sal
     

pαrcαlαnmıs bir чüzün son gülüşü


kendimden yoruldum..
sürekli maske takmaktan, İçim kan ağlarken,
İnsanlara gülmekten yoruldum...
çok sinirliyken bile, sakin olma zorunluluğundan yoruldum.
hüzün çizgileri sarmışken yüzümü, gamzelerimi göstermekten yoruldum..
bağıra bağıra ağlamak isterken, gözyaşımı içime akıtmaktan yoruldum.
İçimde deli gibi çağlayan aşk varken..
dağlara taşlara haykırmak varken sesimi içime çekip, susmaktan yoruldum..
gözlerinin mavisinde sana bulanmak isterken siyahın esiri olmaktan yoruldum..
kendimden yoruldum hep güçlü olmak ne kadar zordur;
hep sorumluluk sahibi olmak, çocukken genç olmak , gençken olgun olmak
kimlik değiştmekten yoruldum..
çabuk tükettim
umutlarımı
yarınlarımı
duygularımı..
geri dönüşü olmayan bir tüneldeyim yine kurulmuş sahne başrolde ben
yardımcı oyuncular ;hüzün, acı maske konu;herşeye rağmen mutlu olma sanatı
ha bide
oyunun adı var ;hayat
gülüyorum yine zorunluluktan..
bu kaçıncı rol alışım bu filmde alışılmış senaryolar bunlar..
acemi mi sandın beni hayat!!
ben her gece bu sahnenin müdaviniyim hadi bırak mutlu olma tasasını yapışmış alnımıza hayatın kavgası düş yakamdan hayat!!!..
oyunumu oynarım
sahnemi kapatırım
ölümdür sonuma yakışan
bilmezmisin!...
en çok ölülerdir alkışlanan..


Ekleyen : BaHaR Tarih : 12 Agustos 2008, Sal
     

bİlİr mİsİn yalnizlik ne demek



bilir misim gökyüzündeki yıldızlardan medet ummayı?
uzattın mı elini bir yıldız boyunca, belki tutarım diye farkında olmadan?
uykusuz kalmayı bilir misin sabaha kadar?
hiç küstün mü hayata?
aslında kendindir küstüğün küçüğüm?
kapatıp gözümü hayaller kurduğun oldu mu geleceğe dair?
bazen küçük bir masumiyet belirir tebessümünde, bazen gözünde hırçın bakışlar.
kızdın mı kaderine günlerce?
kendini tanıyamadığın oldu mu hiç?
bazen cesaret edemeyen konuşmaya ve bazen de hiç susmayan sen.
sevdin mi birini?
her yağmur yağışında saatlerce bekledin mi sevdiğini pencerenin önünde?
bir yudum sevgi dilendiğin oldu mu, sert bakışlardan.
yaslanacak bir omuz aramadın mı?
birden güldüğün oldu mu sebepsiz?
her şiirde kendine bir şey bulmadın mı hiç?
rüyalarda yaşadığın oldu mu hayatını, istemediğin oldu mu uyanmayı?
baktığın ama göremediğin oldu mu etrafı?
ufak bir sorunu büyütüp ölmeyi de mi istemedin hiç?
sebebini bilmediğin bir ağırlık çökmedi mi üstüne?
büyüdüğünü fark edip zamana düşman oldun mu?
hecelerin az geldiği, kelimelerin yetmediği oldu mu duygularını anlatmaya?
ağladığın oldu mu sebepsizce sabaha kadar?
belki sen ağlamayı bilmiyorsundur sevmeyi bilmediğin gibi.
İki damla yaş değildir ağlamak.
önce hüzünlenmek, sonra düşünmek, hayal etmek.
anıları yaşatmak, büyük bir özlem içinde o küçük oyuncak bebeğe sarılmak.
İşte budur ağlamak ve yalnızlığı yeniden yaşamak


Ekleyen : BaHaR Tarih : 12 Agustos 2008, Sal
     



Ekleyen : BaHaR Tarih : 12 Agustos 2008, Sal
     

yağdikça...
yerle yeksan, ıslak saçlı, kem gözlü, kavim göçlerinden bu yana ağlayan
ve durmadan..
cep kanyağı yakıcılığında ezgiler çalan, çaldıran, yakalatan
adı bende gizli bir kadındı İstanbul
şehre bir yağmur yağdı
ben ağladım...
sevilirken ayrılmak mı kaldı bizanstan yalan dolan yoktu gözlerde sadece ses
verilen sözler birdi edilen yeminler sıfır eşyalar alındı fotoğraflar söküldü
yerlerinden...
bir aşkın izlerini yok edecek yeni bir aşk
sipariş edildi yeniden
bir şehre yağmur yağdı
ben ağladım...
kim daha çok yalan söndürdü çay bardaklarında hangisi talandı demli öpücüklerin
ve buğularda yitirilen kimin adıydı bir aşktan diğerine kaç saate gidiliyordu
soyulur muydu kabuğu hayatın
yoksa bütün vitamini kabuğunda mıydı?
yağmur şehre bir yağdı
ben ağladım...
ben ençok seni götürdüm giderken aklımın nakliyesiydi asıl yoran taşıyıcıları
yardan düşmüştüm yaralarım yardan armağandı kutsal kitabımdı ziyan edilmiş sevgililer atlası
ben sevmeyi beceremedim belki de sevilmeyi benim sevmeye engel evcil acılarım vardı
ben yağmur ağladım bir şehre yağdı
ben şehre ağladım bir yağmur yağdı
ben bir ağladım şehre yağmur yağdı
ben...
yağmur...
ağladım...


Ekleyen : Ağladım... Tarih : 11 Agustos 2008, Pazartesi
     

İkİ biçak
İki bıçak seç kendine biri yaralamak için
biri öldürmek
pusu kur gözlerinin
karanlık gölgesine
biri sevmek için
biri ihanet
İki yürek seç kendine
biri yaşamak için
biri gizlenmek
bir korkak, bir kaçak, bir firar
kaç kişisin sen sevdiğim, çocuk
İçimdeki bıçak bir kere daha dönüyor
olduğu yerde..
kalırsan sel basar yataklarımı
gidersen uçurum çiçekleri açar kalbimde
kimi zamanlar olur sevgilim
İki bıçak bile yetmez bir tek ölüme...


Ekleyen : BaHaR Tarih : 11 Agustos 2008, Pazartesi
     

bir umut


yorgunsun,uzaklardan gelmişsin;
yitirmişsin neyin varsa birer birer.
bir sağlık,bir sevinç,bir umut...
onlar da neredeyse gitti gider.

dost bildiğin insanların yüzleri
aynalar gibi kapkara.
suyu mu çekilmiş bulutların?
dönmüşsün kuruyan ırmaklara.

taşlara düşen saat gibi,
ne artı, ne eksi.
bir sağlık,bir sevinç,bir umut
hikaye hepsi.


Ekleyen : BaHaR Tarih : 11 Agustos 2008, Pazartesi
     

 


Ekleyen : BaHaR Tarih : 9 Agustos 2008, Cumartesi
     


sen’siz kalan sen değildin…“anlayamazdınkapandı-n İşte...


önemli değil be sevgili , yıkıp gidişin !
yine hüsrandı bu sevdanın sonu, belliydi ,
ben ödeyecektim kabaran bu hesabı, faiziyle !
önemi yok , ödenen bi hesap olsun ..
önemi yok ki sevgili yıkıp gidişinin ;
bana ıstırap olsun !!

gecen şu saatlerin önemi yok, takvim sayfaları günleri düşüyor bir bir ,
bana ne ? bana ne ki geşen günlerden.. saatlerden …
önemli değil, gecen zaman olsun !
nasıl olsa sende yoksun, sende düşüyorsun gözyaşı[n]mdan !
gecen günlerin hesabını ödemek bana düşüyor,
bana düşüyor, acısını taşımak !
önemi yok ki sevgili, nasıl olsa anlamayacaksın !

önemli değil be sevgili , kapıları çarpıp gidişin …
açılmamalıydı, aralanmamalıydı aslında kapılar… girilmemeliydi ,
cereyanda kalan ben oldum.. ben ödedim hastalığımın bedelini !
yine ben dışarda kaldım ..
önemi yok kapanan kapıların ardından; dışarda kimin kaldığının ,
önemi yok ki ne halde olduğunun !
önemi yok ki kapanan kapıların; bana bir adım daha gitmemi hatırlatsın !

güneş vuruyor odama .. ay doğmuyor gecenin karanlığından !
bir ısıtıyor, bir soğutuyor mevsimler.. senin gibi …
takvimlerden ; günler,
gözyaşlarımdan ; sen düşüyorsun !
önemi var mı ki senin için? değeri var mı ?
önemi yok be sevgili, odama günesin vurmasının !
farkımda olmayışının, unutuşunun önemi yok.. <canını sıkma!>
önemli değil zaten unutuşun,
ne de olsa hiç hatırlamadın beni …!

sen’siz cümleler kuruyorum şimdi… uzun uzun !
gidişinin ardından masama kalan faizli hesabı anlatıyorum …
ödüyorum cezasını ağır ağır !
önemli değil, avuturum kendimi <bir hesap> diye !
<<<önemli değil ki çekip gidişin, bana faizli hesabı koysun..! >>>
sen’li cümlelerim, yön değiştirdi sen’siz cümlelere !
önemsiz bir vak’a, önemsiz bir durum senin için …
yıkılan ‘sen’ değildin , sen’siz kalan sen değildin… “anlayamazdın”
ben olsaydım ‘ben’ de önemsemezdim… (ama yoo, senin kadar acımasızda olamazdım!)
olsun be sevgili, sen’leyken farklı mıydık sanki..
olsun önemi yok, İsyana lüzum yok !!!

ağaçlar döküyor yapraklarını, sarı sarı !
gökyüzü ağlıyor,saklıyor nefretini bulutlar…
önemli mi be sevgili senin için, bu sonbahar ?
önemli mi be sevgili senin için, sararan yapraklar gibi dökülmem,savrulmam !
düşünmedin ki… bakmadın ki etrafına hangi mevsimi yaşıyoruz diye ..
sen takılı kaldın –ask kokan-, -ihanet kokan- mevsimde !
önemi yok, ne kadar zarar ziyan varsa öderim…
öderim acılan hesabımı, kayıtsızca.. <<tek hamlede>>
önemi yok ki sevgili, ziyanı yok ,
bir daha açılmayack bu hesap, kapanacak !
senli ve sensiz geçen günlerin hesabı ;
[kapandı..] !!
şimdi önemli mi sevgili, yüreğimin gemcisi …
önemli mi senin için…
[kapandı..]’n iste…..!!!


Ekleyen : BaHaR Tarih : 5 Agustos 2008, Sal
     

 


ben renklerin en sİyahini hak ettim mi? seni o kadar beyaz severken!..



daha az seviyordum seni, giderek daha az
unutur gibi seviyordum azala azala
aramızdaki uzaklığın karanlığında
geceler kısalıp gündüzler uzuyordu
öyle olunca daha az seviyordum seni
kendini iyileştiren bir yara gibiydi
daha az ve zamanla...
sen geceyi tutuyordun ben nöbeti
uzak dağ kışlalarında
görmüyorduk birbirimizi
ben cansu diye ararken seni
siyah göl sanki canıma kast suyumu kesti
usul usul sis iniyordu kopmuş yollara
işığı hafif.. uykusu ağır gecelerde
üzerini örtüyordum senin..
bir çığ gibi büyüyordun rüyalarımda sevgilim
yıldızları daha büyüktü bazı gecelerin
nöbet kadar yalnızken öğrenecektin bunu da
yeniden ödetiyordum sanki kendime
onca aşkın öğretemediğini yıllarca
kolay değildi...
kaç acı birden imtihan etmişti beni
her şey karanlıktan daha çok siyahtı
bir tek gece vardı insanın hayatında
ömür boyu sürecek gibiydi nöbeti
İyi ol...
sağ ol...
uzak ol...
ama bir daha görme beni diyordu bir ses...
kulaklarımı tıkamaya çalıştım
bir daha işitmiyim diye
ağzımı var gücümle kapattım belki de ben söylüyorum diye
çok korktum sevgilim
belki de bir daha hiç uyanamam diye...
ben renklerin en siyahını hak ettim mi

o kadar beyaz severken seni


Ekleyen : CAN::::::: Tarih : 3 Agustos 2008, Pazar
     

 


ne giysek yakışmıyor hüzünden başka
yüzümüzü sulara bıraktık…..
hayallerimizi sıvası dökülmüş duvarlara , sardıkça yangınlar içimizi, yoksul bir yaşamın cenderesinde yaralarımız üşüdü...
önce miydi, sonra mıydı, kar mıydı?
yağmur muydu?
bilemedik?
üşüdükçe içimize çöktü sis...
hep sancısını çektik kahreden hayatın, ne giysek yakışmıyor hüzünden başka ,eğilip bakmaya korktuğumuz, sahipsiz mezarlara döndü içimiz. her akşam tanımadığımız bir hicran görmediğimiz bir ıstırap çaldı kapımızı...
kalbimizi bir vefasız, ömrümüzü bir hayırsız aldı hayatın çıkmazında hep teselli aradık buruk gülümsemeler dindirebilir mi hüznü ah!!!!
can? kime ne verebiliriz ki, gönül mü?
ömür mü?
can mı?
mal mı?
yok, yok yüreğimizden başka servetimiz, her baktığımız göz yuttu gönlümüzü ,hançerini sapladı her tuttuğumuz el hangi adaya sığınsak ihanet kokuyor. nereye gidebiliriz ki ah! can, yüreğimizden başka sokaklar çıkmaz sokak ömrümüzde, kahretsin...
çıktığımız her yolculukta düştüğümüz her kalabalıkta ıssız bir kıyıda üşüdü ömrümüz yetim ruhumuz, nemli gözlerimizle her gece sarılıp bir hayale, yalnızlığımızı alıp bastık bağrımıza...
yetimdik mevsimlerin koynunda, yaralıydık acılarla yattık, acılarla kalktık, bir ömür acılara acılar kattık.
kurudu gözpınarlarımız, karanlığı siper edip gözlerimize yüreğimizle ağladık…
kimsesiz bir çocuğun yüreğine çizip resimlerimizi , kayıp mezarlara gömdük, yüzümüze siper ettiğimiz gülüşleri
ve yükleyip sevdalı bir kuşun kanadına kaygılarımızı ardında el açıp aşka ve acıya ağladık...
hep yüreğimizde saklı tuttuk sevgimizi, gözlerimizde, yüzümüzün hüznünde saklı tuttuk... gökyüzünü doldurup soluğumuza
isyanımızı kilometrelere zincirleyip kayıp bir vadide idam ettik geçmişimizi...
gidenler dönmedi ah!!!!
can solgun bir güz bahçesi renginde, boynu bükülü gelincikler gibi kaldık yaralı uçurumları birer birer koşarak boş yere yollara baktık, türküler yaktık kurudu gözpınarlarımız, yüreğimizle ağladık.
yaralı bir ülkeyiz şimdi, terkedilmiş bir şehir nehir nehir acılar damlıyor bedenimize önümüzde dağ dağ uçurumlar
ardımızda ölümün ayak sesleri nasılda acıyor hayatımız ahh!!!!
gurbet ki, kahreden yanımız acılara gömdüğümüz isyanımız derdimizi kime nasıl anlatırız, kimimiz var ki, ah! can
lime lime yüreğimiz, ilmik ilmik gözyaşlarımızdan başka…
hasret ki, göçmen kuşların kanadında taşıdığı gamdan bir dağ gibi oturmuş gözlerimize...
buruk gülümsemeler dindire bilir mi hüznü ah! can?


kime ne anlatabiliriz ki, ağızdan çıkan her söz yaralıyor yüreğimizi....


Ekleyen : CAN::::::: Tarih : 3 Agustos 2008, Pazar
     


Ekleyen : BaHaR Tarih : 26 Temmuz 2008, Cumartesi
     

Ekleyen : BaHaR Tarih : 26 Temmuz 2008, Cumartesi
     
unutmak bu kadar kolay mi olmaliydi?
sence bir kalemde silinip atilabilir miydi herşey?
suçlu ben miyim yoksa sen mi?
ağlamak değiştirebilir miydi peki;
gözyaşlarim yetebilir miydi şu anda kaybettiğim saatleri dakikalari geri getirmeye...
gözlerim gözlerine aitti
peki ya şimdi
gözlerinde tutsak gözlerimle yeni bir sevgilinin gözlerine bakmak
onun gözlerinde bir sevgi tanesi aramak
sana ne ifade ediyor?
ben ayrildiğimizdan beri kimsenin gözlerine bakamiyorum.
aslinda merak ediyorum neydim ben senin için
iyi bir dost,bir yabanci,arkadaş,sird aş,sevgili...
neydim?
ben her günümü seninle yaşadimsenden uzakta..
ben hala seni seviyorum.
gözlerinin içine ilk baktiğim günkü gibi,
ellerimi tuttuğun,beni öptüğün,
aşkimi anlatmak isteyipte anlatamadiğim günkü gibi
ben hala seni seviyorum.
ya sen??

Ekleyen : BaHaR