ANASAYFA | OYUNLAR | YEMEK TARIFLERI | Magazin Haberleri | FIKRALAR | BIYOGRAFILER | HIKAYELER | FORUM

HIKAYE ARA :    |   Hikayeler  Hikaye Ekle Hikaye Ekle

Sıralama :  A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z -


Ajanda
Ajanda



adı gül. evet gül gibi kokan ve yaprakları kadar yumuşak görünüşlü birisi. önce bir tesadüf ve sonrası. kim derdi ki ben ve o...

ne güzel değil mi aynı baharı bekleyen gül gibi. beni bekliyor uzun zamandır. çok acı çekti, çok yoruldu, ne kadar çok bilemessiniz. bitti gibi o soluk günler geliyorum az kaldı. kendimi soğuk günlerin haberini alan ve bahar`a doğru hızla hiç durmadan, yorulmadan uçan kuşların arasındaymışım gibi hissettim. yaşamak bu olsa gerek, mutlu olmak, kanatlanıp uçmak gibi. uçuyorum sana doğru uçuyorum. çok az kaldı. lütfen gitme. beni bekliyordu son durakta.

allah kahretsin. şu trafiğin haline bak. ya gelmeyecek diye düşünüp geri giderse. hayır olamaz. düşünmek bile istemiyorum. hemen kafamı kaldırıp kalabalığın arasından trafiğin durumuna bakıyorum ve tekrar yerime oturuyorum. santim santim ileriyoruz. bügün de pazartesi. şeytan diyor atla aşağıya yüzerek geç. aklımdan geçmiyor değil hani. neyse ki biraz sonra hareketleniyoruz. içim bir hoş olmaya başlıyor. işte şimdi sevmeye başlıyorum bu kalabalık belediye otobüsü`nü, boğaz köprüsü`nü ve ayaklarımın altındaki istanbul`u. hiç bu kadar heyecanlanmamıştım, boğaz köprüsünün üstünden geçerken.

evet, yaşamak bu olsa gerek, mutlu olmak, kanatlanıp uçmak gibi. iyice hızlandık ve biraz sonra altunizade köprüsünün üzerine çıktık;ama ben yine tedirginim, zaman hiç durmadan akıyor bunun hesabını yapmak zorundayım. her durakta inecek yolcu belki de benim hayatımın çizgisini değiştirebilir. hesaplamaya başlıyorum. bir yolcunun inmesi en az beş saniye sürse, her durakta ortalama beş yolcu inse. offf çıkamayacağım bu işin içinden zaten lise 1`de matematikten kalmıştım, ağlamak istiyorum.

kafam karıştı, bir de anadolu yakası çocuğuyuz. aptal gibi hissediyorum kendimi, oturduğum semtin duraklarını sayamıyorum. belki en azından bir milyon kez üsküdara indim ama kaç durak olduğunu sayamıyorum. beş, altı, yedi.... yok yok beşti. yine saçmalamaya başladım. `neden acaba` diye soruyorum kendi kendime. `otobüsün içi çok sıcak ondandır` diyorum. bir an için otobüsün duracak panosu takılıyor gözüme , ışığı hala yanmıyor. hiç bir yolcu basmadığı için , yani bu demek oluyor ki altunizade durağında durmayacağız. durağa yaklaşıyoruz. gözüm duracak panosunda. yanma lütfen yanma, hadi hadi... aman allahım kimse inmedi altunizade durağında. yaşasın çok saniye kazandım. ama şimdi sırada bağlarbaşı durağı var, çok kişi inecek. olsun buna da şükür. evet tahmin ettiğim gibi duracak panosu yandı işte. bağlarbaşı durağına geldik, kapılar açıldı herkes inmeye başladı. aslında benim de inmem gerekirdi ama bahar`a uçuyorum, orda beni bekleyen başka bir hayatın başlangıcı var. çok sevindim, yolcular sanki benim için hızlı hızlı otobüsten indiler ve kapılar kapandı. yola devam. şimdi fıstıkağacı durağı yani liseyi bitirdiğim cumhuriyet lisesinin tam karşısı. hemen durağa geliyoruz. yolcular iniyor ve kapılar yine kapanıyor. devam. şimdi kuruçeşme durağı, ondan sonra da ver elini üsküdar bayırından aşağıya, kim tutar bizim belediye otobüsünü. ellerimi yüzüme kapatıyorum. ellerimi bir açıyorum kuruçeşme durağı mefta olmuş, üsküdar bayırından hızla aşağıya iniyoruz.

yaşamak bu olsa gerek, mutlu olmak, kanatlanıp uçmak gibi.

ve son durağa geliyoruz. bu sefer ben ayağa kalkıp duracak düğmesine basıyorum. yanımdaki yaşlı adam bana bakıyor. sanki ``hay benim eşşek oğlum ne diye basarsın düğmeye, son durak zaten, tabakhaneye bokmu yetiştiriyon`` gibilerden bir bakışı var. kapılar açıldı. elimde bir ajandayla birlikte otobüsten inerek buluşma noktasına doğru yürümeye başlıyorum. buluşma noktamız üsküdar salacakta bulunan bir çay bahçesi. çay bahçesinden içeri giriyorum. bugün fazla kalabalık yok. etrafıma bakınarak bir masaya oturuyorum. hemen üç dört masa yanımda, tek başına oturmuş üstünde pembe tişört bulunan genç bir bayan çekiyor dikkatimi. acaba gül olabilir mi? çünkü telefonda konuştuğumuzda oda üstünde pembe bir tişört olduğunu söylemişti. bilmem tanımıyorum ki ilk defa görücem hem bu kadar güzel mi?aslında biraz tanıyorum. adını, soyadını, telefon numarasını, ev adresini, ne iş yaptığını, yazısının nasıl olduğunu, işine ne kadar önem verdiğini, hatta kokusunu bile tanıyorum. ikide bir saatine bakıyor belki budur. cesaretimi toplayıp pembe tişörtlü bayanın yanına yaklaşıyorum ve ``pardon, gülbahar hanım``diyorum. ``evet``, duraksayarak``ersin bey mi`` diyor. ``evet`` dedikten sonra el sıkışıyoruz ve masasına oturup konuşmaya başlıyorum. kalbimin atışlarını duyabilir yavaşlatmalıyım.

sonra konuştukça rahatlıyorum. çay siparişi verip muhabbete devam ediyoruz. sanki kırk yıldır tanıyoruz birbirimizi , o kadar samimi ve sıcak ki. dün bulduğum ajandasını veriyorum kendisine. çok seviniyor ve teşekkür ediyor. çay bahçesinden kalkıp ayrılıyoruz;fakat buluşmak üzere. çok mutluyum hayatımda hiç bu kadar mutlu olmamıştım. ilk defa ciddi bir ilişkiye başladığımı hissettim. duru ve saf. sonra yine buluşuyoruz, birbirimizi daha iyi tanımaya başlıyoruz. buluşuyoruz, buluşuyoruz, buluşuyoruz.........................

aradan uzun bir süre geçiyor evlenmeye karar veriyoruz. hayatımın en büyük anı. nikah masasında buluyoruz kendimizi. evetler çoktan söylenmiş herkes bize bakıyor. ayağa kalkıyoruz. gülbahar bana dönüyor, dudaklarımı birleştirip alnına bir öpücük kondurmak için yaklaşıyorum. yaklaştıkça onun sıcaklığını hissediyorum. tam öpeceğim sırada otobüste yaşlı yolculardan bir teyze beni dürterek ``kalk oğlum geldik. son durak, üsküdardayız`` diyor.

terlemiş bir şekilde uyanıyorum. başım felaket ağrıyor. ayağa kalkıp elimdeki ajandayla birlikte otobüsten inerek kalabalığın arasından yürümeye başlıyorum. buluşma noktasına doğru yürüyorum ağır ağır adımlarla. bırakın uçmayı yürüyecek halim yok. çay bahçesinden içeri giriyorum. çay bahçesinde üstünde pembe tişört bulunan tek bir bayan var, o takılıyor gözüme. yanında bir adam ve küçük bir de çocuk olduğunu görüyorum. herhalde gülbahar budur diyorum ve yanlarına yaklaşıyorum. ``pardon, gülbahar hanım``diyorum. ``evet`` duraksayarak ``ersin bey mi `` diyor. ``evet`` işte gerçek gülbahar budur diyorum ve el sıkışıyorum, yanındaki adamlada tabii. ``merhaba`` deyip ajandayı teslim ediyorum kendisine . çok teşekkür ediyor ve masaya davet ediyor. çok acele bir işim olduğu bahanesiyle gitmem gerektiğini söylüyorum ve yanlarından ayrılıyorum.

herşeyimi kaybetmiş gibi yürüyordum üsküdardaki otobüs durağına. itiraf etmeliyim ki gerçek olan gülbahar rüyamda gördüğüm gülbahardan daha güzeldi. ama evlenmiş ve bir de çocuğu vardı.

yine yanlız kaldım bu koskocaman istanbulda.

aradan bir yıl geçmişti ben hala kalabalık ve trafikten bir türlü kendimi kurtaramamıştım. bulunduğum otobüs bağlarbaşı durağına geldiğinde inip yolun karşı tarafına geçicektim ki bir de baktım karşı yolda bekleyen gülbahar duruyor. hemen yanında ellerinde poşetler ile bekleyen orta yaşlı bir bayanda var. aman allahım daha da güzelleşmiş. beni şimdi nerden tanıyacak diyorum kendi kendime çoktan unutmuştur. bana bakıyor. evet, tanıdı galiba hayret. gülmeye başladı. ben de çok normal bir şekilde elimi kaldırıp selam veriyorum. karşı yola geçmek için biraz direniyorum.

evet onlar geliyor. yanındaki bayanın annesi olduğunu düşünüyorum. daha da yaklaşıyorlar. evli ve çocuğu olduğunu bildiğim halde gözlerim onun gözlerine kilitleniyor. merhaba diyerek elini uzatıyor. elini tutarak merhaba, nasılsın diyorum. teşekkür ediyor, ve yanındaki bayanın annesi olduğunu söylüyor. onunda elini sıkarak memnun oldum diyorum. gülbahar annesine dönerek , ajandamı üsküdarda bulup bana getiren arkadaş diyor. annesi sevindiğini ve memnun olduğunu söylüyor.

gülbahar gözlerimin içine bakıyor. konuşacak bir şey kalmadı herhalde gibisinden. sonra, ``bizde alışverişe çıktık işte iki gin sonra evleniyorum`` diyor. ve benim başımdan aşağıya bir kaynar su dökülüyor. yüzüm kızarmaya , ağzım kurumaya başlıyor. suratımın şekli değişti bir anda, konuşamıyorum. kendimi zorlayarak ``sen evli değilmiydin, çay bahçesindekiler kimdi`` diye soruyorum. hayır diyerek açıklıyor. onlar benim abim ve çocuğuydu diyor. bir kaynar su daha.......

alev alev yanıyorum. ``yanlış anlamışım, sana mutluluklar`` diyerek vedalaşıyoruz. yolun karşısına geçmeye çalışıyorum. geçiyorum, geçiyorum bitmiyor.


Arkadaşınıza gönderin

   
 

  Ekleyen : Rukiye
Okunma Sayısı : 92
Eklenme Tarihi : 4 Agustos 2007, Cumartesi
SONRAKI : aşk dediğin   
Forum Linki:
HTML Link:
Direkt Link:
Mause ile tıklayın ve Ctrl + C ile kopyalayın

En Son Eklenen hikayeler


 BİR AŞK HİKAYESİ hikaesi BİR AŞK HİKAYESİ
 SERSERIMMMMMMMM hikaesi SERSERIMMMMMMMM
 HİÇBİR ANNENİN HAKKI ÖDENMEZ hikaesi HİÇBİR ANNENİN HAKKI ÖDENMEZ
 Bir fısıltı beklemekte yüreğim uzaklardan hikaesi Bir fısıltı beklemekte yüreğim uzaklardan
 Yasadışıyım tutuk la beni gözlerimden hikaesi Yasadışıyım tutuk la beni gözlerimden
 VAKİT DURMALI hikaesi VAKİT DURMALI
 Güneş Kadar sıcaktır Nefesin hikaesi Güneş Kadar sıcaktır Nefesin
 EZO hikaesi EZO
 Nice Aşklara Işık Tutan Aşk hikaesi Nice Aşklara Işık Tutan Aşk
 İbrahim CANDAN Neden Gülüm Neden hikaesi İbrahim CANDAN Neden Gülüm Neden
 DoKuNMa..._-_aCıTıRıM... hikaesi DoKuNMa..._-_aCıTıRıM...
 YARE........ hikaesi YARE........
 Gelişinle Doğdum Ben..Gidişin ise hikaesi Gelişinle Doğdum Ben..Gidişin ise
 CANOYYY hikaesi CANOYYY
 Atesler düsürme yüregime ne olur sen cekip gideceksin hikaesi Atesler düsürme yüregime ne olur sen cekip gideceksin
 senin ateşe sarılışında oldu her şey.. hikaesi senin ateşe sarılışında oldu her şey..
 uyanma küçük kız uyanma ve görme kahramanın olamayışımı hikaesi uyanma küçük kız uyanma ve görme kahramanın olamayışımı
 Sacili gecelerim hikaesi Sacili gecelerim
 Cok calıstım, bu siz dünyayı sevebilmek icin hikaesi Cok calıstım, bu siz dünyayı sevebilmek icin
 Shady SeKO hikaesi Shady SeKO
 Orda 1 köy var uzakta ( 4 ayaklılar ) hikaesi Orda 1 köy var uzakta ( 4 ayaklılar )
 geçmiyor günler.. hikaesi geçmiyor günler..
 İnsanı intihara bile sürükleyebilir hikaesi İnsanı intihara bile sürükleyebilir
 ÖMRÜM hikaesi ÖMRÜM
 11.11.2007 KASIM GÜZÜ hikaesi 11.11.2007 KASIM GÜZÜ
 SONSUZ ÖYKÜM OLDUN BİR ANDA hikaesi SONSUZ ÖYKÜM OLDUN BİR ANDA
 KÜÇÜKTÜ GEÇEN SENE hikaesi KÜÇÜKTÜ GEÇEN SENE
 GÜL ÜLKESİ KRAL İLE ŞEHZADE hikaesi GÜL ÜLKESİ KRAL İLE ŞEHZADE
 ahmet aslan  minnet eylemem hikaesi ahmet aslan minnet eylemem
 ahmet aslan - dağlı bir kabirdir aşk hikaesi ahmet aslan - dağlı bir kabirdir aşk
 Ahmet ASLAN  Tutku isterim ve delice sevmek hikaesi Ahmet ASLAN Tutku isterim ve delice sevmek
 Sen üzülme hikaesi Sen üzülme
 Bu YaZı SaNa SeVDiĞiM Hicran hikaesi Bu YaZı SaNa SeVDiĞiM Hicran
 Yoluma çok aşk çıkar benim daha, hikaesi Yoluma çok aşk çıkar benim daha,



 
ONLINE KULLANICI : 28 | 0,11 saniye Sayfa Yüklenme
Copyright © E-hadi.NET by: Bahar YILMAZ & Alim Ömer ABUL, 2006.
Hosting Hizmetleri       Webmaster Pagerank