ne gidene `kal` diyebildi m, ne sessizce gidebildi m tüm aşklardan yaşanılan ne varsa bir zeytin siyahlığında boğazımdan düğüm düğüm geçerdi artık susmak `erdem`di.. zaten konuşacak sözler tükenmiş, dinleyece k dinleyici kalmamıştı dalgaların ucunda radyodan tek gelen cızırtı olurdu soğukmuş gibi yapan sonbahar gecelerin de ve `son`bahar belki de bana hep vedalarda olan patolojik liğimden hüzünlü gelirdi.. kim bilir.. nerede biteceğini şiirlerim gibi söylerdi aşklar da biri hariç..
ve biz kaç yastık yüzü değiştirdik gecelerde gözyaşlarımızın suladığı ıslaklıkta üşümesin diye yüzümüz.. bir çardak altında köşeye sinip ağladı ruhum ne anlamsız, ne boş, ne saçmaydı tüm olanlar bir anda.. tam bir anda ne olacağını önceden tahmin etmeden, edemeden oluveriyo rdu işte. canını teslim ediyordu tüm `sev`işmeler tek gecelik aşklarda.. `vur kaç` dediğimizse tam da buna yakın bir noktada başlıyordu.. anlamlarını böylesine açık ifade eden iki kelime aşkla bir araya gelmiş peşimi bırakmıyordu ve -di li geçmiş zaman hiç bu kadar koymuyord u bana geçmiş.. geçmesin diye yalvarılmış geçmiş.. geçmiş.. geçivermiş farkında olmadan.. çardak yağmur geçirmiş tüm aşk dizileri mutlu sonla bitmiş ve hayat bundan milyarlar ca ışık yılı uzakta.. mutlu sonu kim kaybetmiş...?