|
Kendine Sakla Yaralarını...


Bir gül yaprağı gibi yaşam ayaklar altında nereye baksan hüzün konar gözlerine yıllardır ki ırmağı yaralı canevinin akıp gider sancıyarak mevsimlere çekilir bir köşeye seyredersin sessizce sessizlik ki, içine gömdüğün o derin çığlık
ay küs, kayıp iz sürdüğün samanyolu güneş de doğmuyor yüreğine artık yüz üstü bırakıp gitti gecelerde yıldızlar ah! nereye baksan tül kanaması ince sızılar kör karanlıklardasın ey kalbim uçurumlar kadar derin ve yalnız

günahkârsın ey kalbim, günahkar bütün mevsimleri sevmekten suçlusun bütün insanları sevmekten sevmelerin ki, kıyametten beter anlaki affetmiyor hayat yüreğiyle oynayanı bir elinde ölüm fermanı bir elinde aşk aşk ki, ürktüğün mavi bir kuş üşür durur pencerende her sabah

vuruldun, vuruldun işte ey kalbim sevda bir yana düştü, hüzün bir yana hayatın keyfi kendine, efkârı sana kaldı
ay kanaması ince bir ışığın kavşağında üşüyen bir serçe titremesi şimdi yaralı yalnızlığın incitir durur bakışlarındaki ince hüznü öyle kırılgan öyle ürkek

sen ki, kocaman sevdaların büyüsü dikbaşlı yamaçların örtüsüydün dayan haydi yıkılma ömürsüzde olsa bir gelinciğin sevinci savrulup gitsede uçurumdan uçuruma yine de ısıtabilir yaprağını bir avuç mavi bir sarmaşık ısrarıyla tutunup yaşama. aldırma yürü, kendine sakla gece karası hüznünü kendine sakla yaralarını ey kalbim kimse bilmesin....

|
 |