Sonsuzluğa doğru düşerken tutunacak bir dal arıyorum
Sonsuzluğa doğru düşerken tutunacak bir dal arıyorum
Güneş yavaş yavaş karanlığa bırakıyor kendini Tüm kuşlar,insanlar yavaş yavaş kayboluyor Bir karanlık çöküyor ne olduğunu anlamadan Karanlığa hapsolmuş her şey ortaya çıkıyor kaçmak istercesine Karanlıkta bir aydınlık arıyorlar Gökte parlayan aya yıldıza uçuyorlar Seyre dalıyorum biranda dünyayı Yürüyorum yürüyorum yollar bitmiyor Karanlık yol vermiyor… Uzaktan çok uzaktan fesleğen kokuları geliyor Bilmediğim bir yolda duyduğum kokuya gidiyorum Korkuyorum sanki her şey üstüme geliyor Gece yol vermiyor… Güçsüz düşüyorum,ağlıyorum Durmak istemiyorum Durduğum an karanlığın içine haps olacağım Yalvarıyorum tanrıya bu gün güneş erken doğsun diye Sanki dünyanın sonu geliyor bu gece Sanki güneş artık doğmayacak… Gözlerimi kapatıp fesleğen kokusunu içime çektiğimde Bir damla yaş geliyor gözümden ve Aklıma geliyor çimen gözlerin Hıçkırıklara boğularak ağlıyorum ve koşuyorum Bilmediğim yolda sana koşuyorum Gelemiyorum sana… Hıçkırıklara boğularak ağlıyor Sonsuzluğa doğru düşerken tutunacak bir dal arıyorum İçimden Allah’a yalvarıyor Son defa son bir defa göreyim diyorum… Karşımda beliriyorsun birden Ama dokunamıyorum yaklaşamıyorum sana Elveda diyorsun gözlerimin içine bakarak Sonra bende haps oluyorum karanlığa Gece beni karanlığa mahkum ediyor Artık güneş doğmayacak sabahlarıma Ağlıyorum hiç durmadan Ağlıyorum ama güneş doğmayacak diye değil Ağlıyorum seni bir daha göremeyeceğim, Sesini duyamayacağım diye. Son elvedan çınlıyor kulaklarımda Tanrı acıyor bana acıyor yanan yüreğime Bir anda gökte bir yıldız oluyorum Bir ses duyuyorum ‘ artık sevdiğini görebileceksin ’ Her gece seni izliyorum Gök yüzüne baktığında beni görmen için daha çok parlıyorum Bana baktığın an bir yıldız kayıyor sonsuzluğa Şükrediyorum Allah’a O güzel çimen gözlerini gördüğüm için
Artık görmüyorsun beni unutmuştur diyorsun içinden Ama ben her gece senin nöbetini tutuyorum sevgilim…