|
YALNIZLIK VE ALDATILMAK

Onu tanıdığımda daha çok küçüktüm. Daha hayatın ne olduğunu bilmiyordum ki aşkın ne olduğunu bileyim. Tebeşir kokan, evcilik oyunuyla süslü bir arkadaşlıktı bizimkisi. Sürekli beraberdik. Zaman hızla geçti ve biz büyüdük. Yine beraberdik. Artık evcilik değil, tehlikeli aşk oyunları oynamaya başlamıştık. Lise yıllarının ortalarında onu en yakın arkadaşım değil, aşkım olduğunu anladım. O kadar çok şey paylaşmıştık ki, birbirimizi öylesine yakından ve iyi tanıyorduk ki, aramızda aşk olması çok doğaldı. Ben ona “aşkım” demek istiyordum. Fakat onun duygularını bilmediğimden ve onu kaybetme korkusundan sürekli gizledim sevgimi.
Onunla zaman geçirmek, ona arkadaşça da olsa dokunmak, onunla gülmek ve ağlamak ne müthiş bir duyguydu. Ona açılırsam ya onu kaybedecektim ya da tam istediğim şekilde kazanacaktım. Kaybetme duygusu ağır bastı ve sustum. Bir gün duygularımı açmaya karar verdim, buluştuk. O gün çok tuhaftı, sanki benden gizlediği bir şeyler vardı. Onu öyle düşünceli ve üzgün görünce konuşmaktan vazgeçtim. Önce onu dinlemeliydim. Önce sustu, ben ısrar edince dayanamadı ve anlatmaya başladı. Bana, “hayatımda bir süredir biri var. Şu an aramız kötü…” dedi. Beynimden kaynar sular boşaldı. Yer yarılsa düşünmeden içine girerdim. O anlattı, ben dinledim. O sevgilisini anlattı, ben platonik aşkıma içimden ağladım. O sevgilisine kavuşma umudunu anlattı, ben asla gelmeyecek vuslata kahrettim.
Belki onu çabuk unutabilmek için birkaç kızla beraber oldum. Olmadı, yapamadım. Lise sonda biriyle tanıştım. Zamanla ısındım ona. Deli gibi seviyordu beni. Platonik aşkımı unutup ona yönelmeye çalışıyordum. Tam anlamıyla olmasa da başarıyordum bunu. Gelecek planları yapıyorduk, mutluyduk. Yediğim ilk darbenin acısı geçiyordu.
Sonra ben bir süreliğine şehir dışına gitmek zorunda kaldım. Birkaç ay görüşmedik. Özlemiştim onu. Sürpriz yapacaktım. Benim bir hafta sonra geleceğimi sanıyordu. Ama ben biletimi aldım, otogarda otobüsün kalkış saatini beklerken aradım, “ben yatıyorum, sana iyi geceler sevgilim” diyerek kandıracaktım. Telefonu açtı, sesi kötüydü. Üzgündü, ağlamaklıydı. “Ne oldu?” dedim. “Ben başkasıyla beraberim” diye cevap verdi. Nutkum tutuldu, konuşamadım. İçimden “sende mi?” diyebildim. O anlattı ben dinledim yine. O itiraf etti ben ağladım yine. O aldattı ama ben ondan nefret edemedim.
Kimseye güvenmiyordum, aşka küsmüştüm. Bir gün arkadaş grubunda biriyle tanıştım. Onunda gözleri elaydı, diğer ikisinde olduğu gibi. İki darbeden sonra ilk defa masum bakan bir çift göz gördüm. Konuştuk, tanıdık birbirimizi. Bu kez doğruyu bulduğumu düşünüyordum. Çok güzel gidiyordu her şey. Gece başlayıp günü ilk ışıklarında biten telefon görüşmelerimiz vardı. Seviyordum, seviliyordum. “Allah’ım ne olur bu son olsun, bir darbe daha yemeyeyim.” diyordum. Sonra on gün boyunca beni aramadı. Ailesinden çekindiğim için evini arayamıyordum. Cep telefonu da yoktu. Arkadaşını aradım. Sevgilimle konuşturdu beni. Yine aynı ses tonu yine aynı sözler… anladım olacakları. “Olmuyor, yapamıyorum. Beni affet.” dedi. Gerekçe göstermedi ayrılığa. Potansiyel aldatılan olduğum için şüphelendim, araştırdım. Aramadığı on gün boyunca ve ondan sonrada eski sevgilisiyle berabermiş. Üçüncü ihaneti yaşadım ve kahrettim. Şimdi ise son iki kız arkadaşım benimle yeniden beraber olmak istiyor. Ama hayır. Çünkü anladım ki benim tek arkadaşım yalnızlık… Ona ihanet edemem, onu aldatamam…
|
 |