|
ağlayan bir kız

Bir kız çocuğu düşünün annesinin yatağının ucunda sürekli ağlayan. Onun bu amansız hastalıktan kurtulması için sürekli tanrıya dua eden, yalvaran yakaran. Gözleri ağlamaktan kırmızıya dönen, ağadıkça ağlayan , çağreyi ağlamakta bulan, ağlamayı dua sayan bir kız çocuğu bu. Ne yapsanız yaranamazsınız bu kız çocuğuna. Adı gülşah. Onun tek isteği vardır annesinin iyileşmesi. İyileşip tekrar eski haline dönmesi. Onu , onları yalnız bırakıp gitmemesi. Günler geceler birbirini kovalar. Gündüzler karanlık geceler sabahı gelmeyen zihiri karanlıklarla sarılmış sonu gelmeyen bir zaman dilimidir. Gülşah henüz ondörtünde annesinin dizinde ağlamaklı mı ağlamaklı. Bilmezler onun bu halini hiç kimse. Okula gider ertesi gün. Hocası sorar hemen o gün sınıfında : ‘’nasılsınız çocuklar’’ tüm sınıf ‘’sağol’’ der. Ama o, o halini belirtmek için kötüyüm , iyi değilim diye bağıramaz ki. Formaliteden bir sağol çıkar onun ağzından da içinde kanayan yarasına aldırmadan. Sonra arkadaşı sorar neyin var diye. Anlatır herşeyi gizliden gizliye derste, sonra da istemeden ağlar hıçkırılara boğularak. Tüm sınıf ona bakarkalır, hocası ahmet bey sorar ‘’neyin var kızım’’. Cevap alamaz. Gülşah da cevap veremez zaten ağlamaktan. ‘’Git hadi elini yüzünü yıka’’ der, Ahmet hoca. Sınıftaki herkes için anlamsız bir ağlamadır bu. Sonra anlarlar, taa ki içlerinden biri sebebini tenefüste sorduğu zaman. Birinin sorması yeterli olur. Diğerleri ise arkadaşımız aman duymasın üzülür diyerekten birbirlerine fısıldayarak aktarırlar durumunu gizliden gizliye. Ama nafile o herşeyi bir bir duyar, evine gitmek ister, son zilin çalmasıyla hızla, koşar adımlarla okulun kapısından çıkar. Bir yandan korkuyla bir yandan da heyecanla koşar evine. Ama o da ne kapıda komşularından Fatma Teyze ağlamaklı, yalvarıyor o da ‘’allahım sen bu kadını çocuklarına bağışla’’. Gülşah kırılan ayaklarına rağmen koşar, odaya girer girmez bir doktor görür içeride. Haykırır ‘’nesi var annemin nesi var’’. Doktor birşey söylemez babasıyla konuşur kızın. gülşahçık gizliden gizliye dinler onları. Doktor:’’bugün sadece şekeri yükselmiş, korkulacak bir şeyi yok, gün geçtikçe iyiye gidiyor, o da hayata bağlanmak istiyor bunu gözlerinde okuyabiliyorum ‘’der. Babası metindir içinden ağlar sadece. Kız doktor gider gitmez annesinin yanına koşar elini sımsıkı tutar, ‘’ İyi olacaksın anneciğim iyi olacaksın’’, ‘’artık geçti’’ , ‘’bizi bırakmayacaksın seni bırakmayacağız’’ der. Aradan günler, haftalar aylar geçer, gelen baharla birlikte annesi de her geçen gün daha da iyiye gitmektedir. bir gün uyanır gülşah, annesini yatağında bulamaz. İçine bir ah düşer, heyecanlanır ne yapacağını bilemez. Mutfaktan gelen çatal kaşık seslerine koşar hemen. Mutfakta önce gülümser güler sonra tüm gücüyle bağıraraktan anneciğim der. Evet artık annesi eski sağlığına kavuşmuştur ve ona aylardır özlemini duyduğu kahvaltı hazırlamaktadır. Artık yeni bir gün başlamıştır Gülşah’ın hayatında, o kara bulutlar dağılmıştır üzerindeki. Evden bu sefer başka duygularla annesinden ayrılmak istemezcesine okuluna gider. Aylar sonra ilk defa yüzü gülüyordur. Tüm arkadaşlarına, hocalarına bu sefer ilk günaydını o söyler. Herkes farkındadır dilaranın bu haline, onlarda çok sevinirler. Zil çalar herkes yerine geçer. Hoca gelir ‘’günaydın çocuklar’’ diye bağırır sınıftan gür bir ses ‘’sağol’’, ‘’ nasılsınız’’ sınıf bu sefer farklı bir ses ‘’iyiyiz’’ der dilara da ‘’iyiyiz’’, ‘’ o da iyi’’ der.
|
 |