 |
|
 |
|
hoşçakal dünyanın en muhteşem adamı...

bu sana dair son yazım... az önce son sigaramızı içtik seninle. ne kadar zor olsada artık veda etmek zorundayım... çünkü bu kadar acı çekmeyi haketmiyorum ben. ne olduğunu bile bilmediğim bir suçun bedelini yıllarca ödedim. çocukluğumdan bugüne kadar, durmadan, bir gün bile sesim çıkmadan ödedim. ve ne yazık ki 24 yıl sonra artık bugün yorgunum ben. birini severken bu kadar acı çekmemeli insan, bu kadar çok ruhu teniyle dalaşmamalı. vücudum artık taşımıyor bu ruh sancılarını... başından beri bildiğim ama haftalardır beynimin en karanlık köşesine ittiğim gerçek bir sinir kriziyle su yüzüne çıktı yosun tutmuş bir ceset gibi: sen benim değilsin ve hiçbir zaman da benim olmayacaksın. seni hiçbir zaman rahatça arayamayacağım. çevremdeki insanlara seninle olduğumu söyleyip, gözlerinde oluşan o kıskançlıktan derin bir keyif alamayacağım. ben senin gibi bir adamın yanındaki kız olmanın gururunu hiçbir zaman yaşayamayacağım. seni kıskanmaya hiçbir zaman hakkım olmayacak. canım yandığında canın yanmayacak. sana uyandığım gecelerin yerini gündüzler hiç almayacak. ben artık uyumak bile istemiyorum, içinde senin olduğun güzel bir rüya görürsem diye. hiçbir şeyden korkmayan ben, ölüme bile gözü kapalı gidip, doktorlar sırf işlerini yapıp beni hayata döndürdüler diye canlarına okuyan ben, artık kendimden korkuyorum. ya bir gün senden çok şey istemeye başlarsam, ya seni bunaltmaya başlarsam, ya senin kapana kısılmış gibi hissetmene sebep olursam diye kendimden korkuyorum. senin canını yaktıklarında ya da kızdırdıklarında ya da üzdüklerinde bile içim deşiliyor benim. senin gibi muhteşem bir adama aşık olabilmek gibi olağanüstü bir seçim yaptığım için kendimle gurur duyarken bir gün bunlara ben sebep olmaya başlarsam kendimle yaşayamam. bunu nasıl yapacağım bilmiyorum ama kendimi yoketmeye bugünden başlamalıyım. sana dair gerçek olan ne varsa isyan bayraklarını diktiler ruhumun o erişilmez sandığım ummanına. hepsi dile gelmek istiyor, hepsi kanayan yaralarını bir bir teşhir etmek istiyor benim bağnazlığıma inat. gerçeğin tırnak izler yakıyor zihnimi... içimde küçük bir kız çocuğu yeter artık! diye bağırıyor, çığlıkları ilk tokat izinden yadigar. bir kız çocuğu... çocukluktan uzak, büyümekten muzdarip, ölümle sırdaş. onun oyuncak kaosları var, bir de bazılarının mezartaşı alacak bile güçleri yokken onun koskoca bir mezarlığı var... her mezarda binbir rengi var gözlerinin, ayrı bir duası var yüreğinin... en çok bana ait mezartaşları var. bin kez öldürüp binbirinci kez dirilttiğim kendimin. bir de senin... garip bir yarış içinde mezartaşları. bugün ben öndeyim, belki yarın sen. garip bir aşk benimkisi. kimsenin anlayamadığı... yıllardır usanmadan beklediğim yolcu, ne kadar oldu senin adını yüreğime kazıyalı... geçen zamanın çetelesini tutmadım ama seni sevdiğim her günü ben bir ömür saydım kendime. ve bu yüzden herkesten çok ben yaşadım, herkesten çok ben öldüm. ölümlerimdi belki de beni sana bu kadar bağlayan. çünkü sen inatla doğdun içimde hiç vazgeçmeden. oysa ben senin ruhuna bile değmedim. hiç bana kurduğun bir cümlen olmadı senin, bana dair hikayelerin. bazen sana diyorum anlatsam bendeki seni... iyi de ben daha kendime bile açıklayamadım ki bu nefessiz ibadeti... hem seni sana nasıl anlatırım ki sen kim olduğundan bu kadar eminken. kaç kez kendimle beraber yüreğimde sana ait ne varsa gözümü kırpmadan ateşe verdiğimi ama kül olanın yalnızca ruhum olduğunu, senin sevginin nasıl dimdik ayakta kaldığını sana nasıl anlatabilirim ki? herkes sevgisini bir nedene bağlarken benim sana hiç koşul getirmediğimi nasıl anlatabilirim ki? sen olsanda olmasanda, bilsende bilmesende benim içimin hep sana akacağını, gözlerimin hep sana ağlayacağını, yaralarımı hep seninle saracağımı, küçücük bir tebessümümü bile seni sevmeye bağlayacağımı ve herkese inat, her şeye inat, seni sevmekten hep gurur duyacağımı sana nasıl anlatabilirim ki?
sen en iyisi beni bundan sonra hiç bilme. çünkü ben seni bildiğim gün öldüm, sen yaşa ömrün yettiğince...
hoşçakal dünyanın en muhteşem adamı, hoşçakal...
|
 |
 |
|
 |
 |
|
 |
|
|
|
Ekleyen
|
: BaHaR |
|
Okunma Sayısı |
:
151 |
|
Eklenme Tarihi |
:
9 Mayıs 2007, Çarşamba |
|
SONRAKI |
:
Askin Hikayesi
|
|
 |
 |
|
 |
|
|